EKMEN: TÜRKİYE KONUŞANIN KENDİNİ ADLİYEDE BULDUĞU BİR ÜLKE OLMAMALI

Siyaset (mersindesonhaber) - mersindesonhaber | 25.03.2026 - 20:44, Güncelleme: 25.03.2026 - 20:44 98 kez okundu.
 

EKMEN: TÜRKİYE KONUŞANIN KENDİNİ ADLİYEDE BULDUĞU BİR ÜLKE OLMAMALI

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bayram günlerinde gündeme gelen yargı kararlarını değerlendirerek, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından yaşanan sorunlara dikkat çekti.

İfade özgürlüğü tehdit altında Genel Kurul’da yaptığı konuşmada iki ayrı yargı kararının ciddi tartışmalara yol açtığını belirten Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Bayram günlerinde ortaya çıkan iki ayrı yargı kararı ciddi bir tartışma yarattı. Bunlardan birincisi, İsmail Arı’nın tutuklanmasıydı. İsmail Arı genç yaşında, uzun süredir tamamen belgeye ve delile dayalı araştırmacı gazetecilik yapan bir arkadaşımızdı. Kendisinin tutuklanmasının hukuk devleti ve basın özgürlüğü ilkeleri açısından izahı mümkün değildir. Bu tablo, daha önceki Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit dosyalarıyla birlikte ele alındığında, deyim yerindeyse muktedirin duymak istemediği herhangi bir cümleyi sarf eden herkesin söz söyleme hürriyetinin dahi tehdit altında olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.   Hak ve özgürlükler birlikte yükselir, birlikte geriler Yargı uygulamalarındaki çifte standarda dikkat çeken Ekmen, “Eş zamanlı olarak Manisa’nın Turgutlu ilçesinde öğretmen Ramazan Avuşmak hakkında yürütülen soruşturma da tartışma konusu olmuştur. Ancak burada altını çizmek gerekir ki bir ülkede hak ve özgürlükler birlikte yükselir, birlikte aşağı çekilir. Cumhurbaşkanına yönelik suçlamalarda ortaya çıkan uygulamaları hoşgörüyle karşılayıp, 5816 sayılı Yasa kapsamında yaşanan sorunları ayrı bir başlıkta eleştirmek tutarlı değildir. Biz konuları birbirinden ayırt ediyoruz; ifade özgürlüğü meselesinin ne Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne de Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söz konusu olduğunda otomatik reflekslerle değil; Anayasa, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Suçlu ya da zanlı kabul edilse dahi kişilerin temel hak ve hürriyetleri korunarak soruşturmaların yürütülmesi gerektiğini Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e hatırlatmak gerekir. Ancak Sayın Bakanın İstanbul pratiğine ve Adalet Bakanlığına başladığı günden bu yana içinde bulunduğu tartışmalara bakınca, böyle bir hatırlatmanın ne kadar anlamlı olacağı meçhul” dedi.   Yargı uygulamaları gözden geçirilmeli Demokratikleşme tartışmalarına da değinen Ekmen, “Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin bayram sonrası demokratikleşme paketlerine ilişkin değerlendirmeleri önemlidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin neredeyse ortak imzasıyla ortaya çıkan rapordaki demokratikleşme hususları önemlidir; ancak bundan önce, uygulamada ortaya çıkan sorunların tek bir yaklaşım ve kararlı bir iradeyle durdurulabileceği biliyoruz. Savcılıkların, Türkiye’yi söz söyleyenin kendisini adliyede gördüğü bir ülke olmaktan çıkarması gerekiyor. Bu çerçevede, daha önce Adalet Bakanlığı görevinde bulunmuş Sayın Abdulhamit Gül’e de çağrıda bulunuyorum: 5816 sayılı Yasa’dan Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit suçlamalarına kadar uzanan bu süreçte yaşanan uygulamalara ‘dur’ diyecek bir inisiyatif alınmalıdır” açıklamasında bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bayram günlerinde gündeme gelen yargı kararlarını değerlendirerek, ifade özgürlüğü ve hukuk devleti ilkeleri açısından yaşanan sorunlara dikkat çekti.

İfade özgürlüğü tehdit altında

Genel Kurul’da yaptığı konuşmada iki ayrı yargı kararının ciddi tartışmalara yol açtığını belirten Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Bayram günlerinde ortaya çıkan iki ayrı yargı kararı ciddi bir tartışma yarattı. Bunlardan birincisi, İsmail Arı’nın tutuklanmasıydı. İsmail Arı genç yaşında, uzun süredir tamamen belgeye ve delile dayalı araştırmacı gazetecilik yapan bir arkadaşımızdı. Kendisinin tutuklanmasının hukuk devleti ve basın özgürlüğü ilkeleri açısından izahı mümkün değildir. Bu tablo, daha önceki Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit dosyalarıyla birlikte ele alındığında, deyim yerindeyse muktedirin duymak istemediği herhangi bir cümleyi sarf eden herkesin söz söyleme hürriyetinin dahi tehdit altında olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.

 

Hak ve özgürlükler birlikte yükselir, birlikte geriler

Yargı uygulamalarındaki çifte standarda dikkat çeken Ekmen, “Eş zamanlı olarak Manisa’nın Turgutlu ilçesinde öğretmen Ramazan Avuşmak hakkında yürütülen soruşturma da tartışma konusu olmuştur. Ancak burada altını çizmek gerekir ki bir ülkede hak ve özgürlükler birlikte yükselir, birlikte aşağı çekilir. Cumhurbaşkanına yönelik suçlamalarda ortaya çıkan uygulamaları hoşgörüyle karşılayıp, 5816 sayılı Yasa kapsamında yaşanan sorunları ayrı bir başlıkta eleştirmek tutarlı değildir. Biz konuları birbirinden ayırt ediyoruz; ifade özgürlüğü meselesinin ne Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne de Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söz konusu olduğunda otomatik reflekslerle değil; Anayasa, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Suçlu ya da zanlı kabul edilse dahi kişilerin temel hak ve hürriyetleri korunarak soruşturmaların yürütülmesi gerektiğini Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e hatırlatmak gerekir. Ancak Sayın Bakanın İstanbul pratiğine ve Adalet Bakanlığına başladığı günden bu yana içinde bulunduğu tartışmalara bakınca, böyle bir hatırlatmanın ne kadar anlamlı olacağı meçhul” dedi.

 

Yargı uygulamaları gözden geçirilmeli

Demokratikleşme tartışmalarına da değinen Ekmen, “Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin bayram sonrası demokratikleşme paketlerine ilişkin değerlendirmeleri önemlidir. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyelerinin neredeyse ortak imzasıyla ortaya çıkan rapordaki demokratikleşme hususları önemlidir; ancak bundan önce, uygulamada ortaya çıkan sorunların tek bir yaklaşım ve kararlı bir iradeyle durdurulabileceği biliyoruz. Savcılıkların, Türkiye’yi söz söyleyenin kendisini adliyede gördüğü bir ülke olmaktan çıkarması gerekiyor. Bu çerçevede, daha önce Adalet Bakanlığı görevinde bulunmuş Sayın Abdulhamit Gül’e de çağrıda bulunuyorum: 5816 sayılı Yasa’dan Cumhurbaşkanına hakaret ve tehdit suçlamalarına kadar uzanan bu süreçte yaşanan uygulamalara ‘dur’ diyecek bir inisiyatif alınmalıdır” açıklamasında bulundu.

Mersin HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.