SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ

EMO MERSİN’DEN KALICI YAZ SAATİ TEPKİSİ: ‘ÇOCUKLARIMIZ GÜNE KARANLIKTA BAŞLAMAK ZORUNDA DEĞİL’

Gündem (mersindesonhaber) - mersindesonhaber | 12.10.2026 - 21:38, Güncelleme: 12.10.2026 - 21:38 281 kez okundu.
 

EMO MERSİN’DEN KALICI YAZ SAATİ TEPKİSİ: ‘ÇOCUKLARIMIZ GÜNE KARANLIKTA BAŞLAMAK ZORUNDA DEĞİL’

Türkiye’de 2016 yılından bu yana uygulanan kalıcı yaz saati yeniden tartışma konusu oldu. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, uygulamanın enerji tasarrufu sağladığı yönündeki açıklamaların bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiğini belirterek, “Çocuklarımız ve çalışanlarımız güne gün doğmadan başlamaya devam ediyorsa, bu tartışmanın bilimsel zeminde çözülmesi kamu yönetiminin sorumluluğudur” dedi.

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi, Türkiye'de 2016 yılından bu yana sürdürülen kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, mevcut saat politikasının yalnızca enerji tüketimi açısından değil, eğitim, halk sağlığı, trafik güvenliği ve ekonomik etkileri bakımından da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa ülkelerinde 25 Ekim'de saatlerin geri alınacağını hatırlatan Alkaya, Türkiye'de ise kış saati uygulamasına bu yıl da geçilmeyeceğini belirtti. Saat düzenlemesinin bilimsel ve şeffaf veriler doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini ifade eden Alkaya, “Bugün tartışmamız gereken konu saat değişsin mi, değişmesin mi değildir. Asıl soru Türkiye'nin coğrafyasına, elektrik tüketim alışkanlıklarına, çocuklarının eğitimine ve toplumunun sağlığına en uygun saat düzeninin hangisi olduğudur” ifadelerini kullandı. “Enerji tasarrufu iddiaları bağımsız biçimde incelenmeli” Kalıcı yaz saati uygulamasının enerji tasarrufu sağladığına yönelik resmi açıklamalar ile EMO'nun değerlendirmeleri arasında önemli farklılıklar bulunduğuna dikkat çeken Alkaya, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan rakamların hesaplama yöntemlerinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi. Bakanlığın 2022 yılında yaklaşık 8,3 milyar kilovatsaat tasarruf sağlandığını açıkladığını, Ocak 2024'te TBMM'ye verilen yanıtta ise 2016'dan itibaren yaklaşık 10 milyar kilovatsaatlik tasarruf bildirildiğini aktaran Alkaya, EMO'nun 2017 yılında yaptığı değerlendirmede farklı sonuçlara ulaşıldığını kaydetti. EMO'nun çalışmasına göre kalıcı yaz saatinin uygulandığı kış aylarında elektrik tüketiminin bir önceki yıla kıyasla 7,1 milyar kilovatsaat arttığını belirten Alkaya, uluslararası akademik araştırmalarda da uygulamanın toplam elektrik tüketimine etkisi konusunda farklı bulgular bulunduğunu ifade etti. Alkaya, tasarruf iddialarının sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için tüketim verilerinin, saatlik yük profillerinin ve hesaplama yöntemlerinin bağımsız araştırmacıların incelemesine açılması çağrısında bulundu. “Bir kilovatsaatin ne zaman tüketildiği de önemli” Elektrik tüketiminin yalnızca toplam miktar üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Alkaya, tüketimin günün hangi saatlerinde yoğunlaştığının da elektrik sisteminin maliyeti açısından belirleyici olduğunu söyledi. Kalıcı yaz saati uygulamasının akşam saatlerindeki elektrik talebini azaltabileceği yönündeki gerekçelerin incelenmesi gerektiğini ifade eden Alkaya, kış aylarında sabahın karanlık saatlerinde artan aydınlatma, ısınma ve konut tüketiminin de hesaba katılmasını istedi. Alkaya, bu soruların yanıtının TEİAŞ ve EPDK'nın elindeki saatlik tüketim verileriyle ortaya konulabileceğini belirtti. “Çocuklarımızın karanlıkta okula gitmesi görmezden gelinemez” Açıklamanın dikkat çeken başlıklarından biri de kalıcı yaz saatinin öğrenciler üzerindeki olası etkileri oldu. Kış aylarında çok sayıda öğrencinin henüz gün doğmadan okula gitmek zorunda kaldığını belirten Alkaya, bu durumun çocukların güvenliği, uyku düzeni ve eğitim süreçleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sabah erken saatlerde gün ışığından yeterince yararlanamamanın uyku, dikkat ve öğrenme süreçleri üzerinde olası etkileri bulunduğuna işaret eden Alkaya, bilimsel araştırmaların dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Öğrencilerin yaya olarak, servislerle veya toplu taşıma araçlarıyla karanlıkta yola çıkmasının trafik ve ulaşım güvenliği bakımından da ele alınması gerektiğini vurguladı. Mersin için 41 dakikalık saat farkına dikkat çekti Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında yaklaşık 1 saat 16 dakikalık yerel güneş zamanı farkı bulunduğunu hatırlatan Alkaya, ülke genelinde tek saat diliminin uygulanmasının özellikle batı illerini etkilediğini belirtti. Mersin'in yaklaşık 34,6 derece doğu boylamında bulunduğunu ifade eden Alkaya, Türkiye'de kullanılan GMT+3 saat diliminin esas aldığı 45 derece doğu boylamı ile Mersin arasında yaklaşık 41 dakikalık fark olduğunu kaydetti. Bu nedenle Mersin'de resmi saat ile yerel güneş zamanı arasında önemli bir farklılık oluştuğunu belirten Alkaya, benzer durumun İzmir, Muğla, Antalya, İstanbul, Çanakkale ve Edirne gibi illerde de yaşandığını söyledi. EMO'dan üç farklı saat dilimi önerisi Mevcut uygulamanın alternatifleriyle birlikte değerlendirilmesini isteyen EMO Mersin Şubesi, GMT+2, GMT+2:30 ve GMT+3 seçeneklerinin bilimsel veriler ışığında karşılaştırılmasını önerdi. EMO'nun 2017 yılında yaptığı çalışmada enerji verimliliği açısından GMT+2:30 seçeneğinin öne çıktığını aktaran Alkaya, bu değerlendirmenin güncel elektrik tüketim verileriyle yeniden yapılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca kış ve yaz saati uygulamasına yeniden geçilmesi seçeneğinin de gündeme alınmasını isteyen Alkaya, Mersin başta olmak üzere batı illerinde okul ve mesai başlangıç saatlerinin yerel gün ışığı koşullarına göre düzenlenebileceğini belirtti. “Saat politikası bilimsel verilerle belirlenmeli” EMO Mersin Şubesi, saat politikasının enerji, ekonomi, sağlık, eğitim ve güvenlik üzerindeki etkilerinin bağımsız akademisyenlerden oluşan bir heyet tarafından incelenmesini talep etti. TEİAŞ ve EPDK'nın saatlik elektrik tüketim verilerini kamuoyuyla paylaşması gerektiğini belirten Alkaya, uygulamaya dayanak gösterilen raporların ve hesaplama yöntemlerinin de açıklanmasını istedi. Alkaya, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Elektrik Mühendisleri Odası olarak talebimiz bellidir: Saat politikası, ideolojik bir tercih ya da tek yönlü bir slogan olarak değil; ölçülebilir, açıklanabilir ve denetlenebilir verilerle belirlenmelidir. Bir tarafta tasarruf iddiası, diğer tarafta tüketim artışı verileri varken, çocuklarımız ve çalışanlarımız güne gün doğmadan başlamaya devam ediyorsa, bu tartışmanın bilimsel zeminde çözülmesi kamu yönetiminin sorumluluğudur. Yetkilileri bu sorumluluğu yerine getirmeye çağırıyoruz.”  
Türkiye’de 2016 yılından bu yana uygulanan kalıcı yaz saati yeniden tartışma konusu oldu. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, uygulamanın enerji tasarrufu sağladığı yönündeki açıklamaların bilimsel verilerle ortaya konulması gerektiğini belirterek, “Çocuklarımız ve çalışanlarımız güne gün doğmadan başlamaya devam ediyorsa, bu tartışmanın bilimsel zeminde çözülmesi kamu yönetiminin sorumluluğudur” dedi.

TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi, Türkiye'de 2016 yılından bu yana sürdürülen kalıcı yaz saati uygulamasına ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, mevcut saat politikasının yalnızca enerji tüketimi açısından değil, eğitim, halk sağlığı, trafik güvenliği ve ekonomik etkileri bakımından da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Avrupa ülkelerinde 25 Ekim'de saatlerin geri alınacağını hatırlatan Alkaya, Türkiye'de ise kış saati uygulamasına bu yıl da geçilmeyeceğini belirtti.

Saat düzenlemesinin bilimsel ve şeffaf veriler doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini ifade eden Alkaya, “Bugün tartışmamız gereken konu saat değişsin mi, değişmesin mi değildir. Asıl soru Türkiye'nin coğrafyasına, elektrik tüketim alışkanlıklarına, çocuklarının eğitimine ve toplumunun sağlığına en uygun saat düzeninin hangisi olduğudur” ifadelerini kullandı.

“Enerji tasarrufu iddiaları bağımsız biçimde incelenmeli”

Kalıcı yaz saati uygulamasının enerji tasarrufu sağladığına yönelik resmi açıklamalar ile EMO'nun değerlendirmeleri arasında önemli farklılıklar bulunduğuna dikkat çeken Alkaya, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından açıklanan rakamların hesaplama yöntemlerinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.

Bakanlığın 2022 yılında yaklaşık 8,3 milyar kilovatsaat tasarruf sağlandığını açıkladığını, Ocak 2024'te TBMM'ye verilen yanıtta ise 2016'dan itibaren yaklaşık 10 milyar kilovatsaatlik tasarruf bildirildiğini aktaran Alkaya, EMO'nun 2017 yılında yaptığı değerlendirmede farklı sonuçlara ulaşıldığını kaydetti.

EMO'nun çalışmasına göre kalıcı yaz saatinin uygulandığı kış aylarında elektrik tüketiminin bir önceki yıla kıyasla 7,1 milyar kilovatsaat arttığını belirten Alkaya, uluslararası akademik araştırmalarda da uygulamanın toplam elektrik tüketimine etkisi konusunda farklı bulgular bulunduğunu ifade etti.

Alkaya, tasarruf iddialarının sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için tüketim verilerinin, saatlik yük profillerinin ve hesaplama yöntemlerinin bağımsız araştırmacıların incelemesine açılması çağrısında bulundu.

“Bir kilovatsaatin ne zaman tüketildiği de önemli”

Elektrik tüketiminin yalnızca toplam miktar üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Alkaya, tüketimin günün hangi saatlerinde yoğunlaştığının da elektrik sisteminin maliyeti açısından belirleyici olduğunu söyledi.

Kalıcı yaz saati uygulamasının akşam saatlerindeki elektrik talebini azaltabileceği yönündeki gerekçelerin incelenmesi gerektiğini ifade eden Alkaya, kış aylarında sabahın karanlık saatlerinde artan aydınlatma, ısınma ve konut tüketiminin de hesaba katılmasını istedi.

Alkaya, bu soruların yanıtının TEİAŞ ve EPDK'nın elindeki saatlik tüketim verileriyle ortaya konulabileceğini belirtti.

“Çocuklarımızın karanlıkta okula gitmesi görmezden gelinemez”

Açıklamanın dikkat çeken başlıklarından biri de kalıcı yaz saatinin öğrenciler üzerindeki olası etkileri oldu.

Kış aylarında çok sayıda öğrencinin henüz gün doğmadan okula gitmek zorunda kaldığını belirten Alkaya, bu durumun çocukların güvenliği, uyku düzeni ve eğitim süreçleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Sabah erken saatlerde gün ışığından yeterince yararlanamamanın uyku, dikkat ve öğrenme süreçleri üzerinde olası etkileri bulunduğuna işaret eden Alkaya, bilimsel araştırmaların dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Öğrencilerin yaya olarak, servislerle veya toplu taşıma araçlarıyla karanlıkta yola çıkmasının trafik ve ulaşım güvenliği bakımından da ele alınması gerektiğini vurguladı.

Mersin için 41 dakikalık saat farkına dikkat çekti

Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında yaklaşık 1 saat 16 dakikalık yerel güneş zamanı farkı bulunduğunu hatırlatan Alkaya, ülke genelinde tek saat diliminin uygulanmasının özellikle batı illerini etkilediğini belirtti.

Mersin'in yaklaşık 34,6 derece doğu boylamında bulunduğunu ifade eden Alkaya, Türkiye'de kullanılan GMT+3 saat diliminin esas aldığı 45 derece doğu boylamı ile Mersin arasında yaklaşık 41 dakikalık fark olduğunu kaydetti.

Bu nedenle Mersin'de resmi saat ile yerel güneş zamanı arasında önemli bir farklılık oluştuğunu belirten Alkaya, benzer durumun İzmir, Muğla, Antalya, İstanbul, Çanakkale ve Edirne gibi illerde de yaşandığını söyledi.

EMO'dan üç farklı saat dilimi önerisi

Mevcut uygulamanın alternatifleriyle birlikte değerlendirilmesini isteyen EMO Mersin Şubesi, GMT+2, GMT+2:30 ve GMT+3 seçeneklerinin bilimsel veriler ışığında karşılaştırılmasını önerdi.

EMO'nun 2017 yılında yaptığı çalışmada enerji verimliliği açısından GMT+2:30 seçeneğinin öne çıktığını aktaran Alkaya, bu değerlendirmenin güncel elektrik tüketim verileriyle yeniden yapılması gerektiğini ifade etti.

Ayrıca kış ve yaz saati uygulamasına yeniden geçilmesi seçeneğinin de gündeme alınmasını isteyen Alkaya, Mersin başta olmak üzere batı illerinde okul ve mesai başlangıç saatlerinin yerel gün ışığı koşullarına göre düzenlenebileceğini belirtti.

“Saat politikası bilimsel verilerle belirlenmeli”

EMO Mersin Şubesi, saat politikasının enerji, ekonomi, sağlık, eğitim ve güvenlik üzerindeki etkilerinin bağımsız akademisyenlerden oluşan bir heyet tarafından incelenmesini talep etti.

TEİAŞ ve EPDK'nın saatlik elektrik tüketim verilerini kamuoyuyla paylaşması gerektiğini belirten Alkaya, uygulamaya dayanak gösterilen raporların ve hesaplama yöntemlerinin de açıklanmasını istedi.

Alkaya, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“ Elektrik Mühendisleri Odası olarak talebimiz bellidir: Saat politikası, ideolojik bir tercih ya da tek yönlü bir slogan olarak değil; ölçülebilir, açıklanabilir ve denetlenebilir verilerle belirlenmelidir. Bir tarafta tasarruf iddiası, diğer tarafta tüketim artışı verileri varken, çocuklarımız ve çalışanlarımız güne gün doğmadan başlamaya devam ediyorsa, bu tartışmanın bilimsel zeminde çözülmesi kamu yönetiminin sorumluluğudur. Yetkilileri bu sorumluluğu yerine getirmeye çağırıyoruz.”

 

Mersin HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.