SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Abdullah Ayan
Köşe Yazarı
Abdullah Ayan
 

Washington’da Güç Kayması ve Ankara’nın Sınavı!

Başkanların dayandığı siyasi partilerin ara seçimlerde kayıplar yaşaması bir başka ifadeyle seçmenin uyarı mesajları vermesi ABD’ de neredeyse geleneksel hale gelmiş bir kuraldır. 2026’da Trump’ ın düşük onay oranları, ekonomi algısı ve diğer faktörler (örneğin İran savaşı etkileri ve gittikçe taban erimesi yaşatan İsrail desteği ) bu kaybı güçlendiriyor. Hem Meclis hem Senato kaybına geçmişte pek tanık olunmasa da, özellikle Hürmüz temelli yükselen enerji fiyatları sonucu gittikçe artan hayat pahalılığı böylesi bir hezimetin yaşanması Trump açısından ok ağır bir darbe olur. Böylesi bir senaryonun gerçekleşmesi Trump ’ı güçsüz bir başkan konumuna düşürür. Zaten zorlanmaya başladığı Yasama kurumlarında başarıları durur, sürekli soruşturmalarla uğraşmak zorunda kalır ve ikinci dönemin ikinci yarısı büyük ölçüde tıkanır. Bugünkü tablodan hareketle “ekonomi, uluslararası olaylar, aday kalitesi gibi kullanmadığı kozları sahaya yansıtması için önünde halen 5 aylık zaman var” diye düşünülse de bugün itibarıyla, Demokratların her iki meclisi de (Temsilciler Meclisi + Senato) aynı anda kazanması anlamına gelen ‘demokrat Sweep) tahminleri %45’ e çıkarak Trump’ ı bekleyen ve en çok konuşulan risk haline gelmiş bulunuyor… 2026 Haziran ayı itibarıyla Polymarket araştırmasında  %45 olasılıkla Demokratların "çifte zafer" elde etme ihtimalinin güçlenmesi, Washington’da kartların yeniden karılacağını gösteriyor. Trump’ ın düşük onay oranları, enflasyonist baskılar ve İran geriliminin getirdiği jeopolitik yorgunluk, bundan sonra içeride ve dışarıda hangi gelişmeler yaşanırsa yaşansın, Cumhuriyetçileri ciddi bir meclis kaybıyla yüz yüze bırakacağı tarafsız gözlemcilerin ortak kanaati olarak durmakta… Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington politikasında en güvendiği kaldıraç olan "Trump ile şahsi diyalog" mekanizması, ABD Kongresi’nin muhalefete geçmesiyle işlevsizleşebilir. ABD’de başlayacak siyasi tıkanıklık, Türkiye için hem diplomatik bir yalnızlaşma hem de kırılgan ekonomik dengeler üzerinde yeni bir stres testi anlamına gelecektir. Yasamanın felç olması sonucu istediği yasal düzenlemeleri Kongre’ den geçiremeyecek ve Topal Ördek pozisyonuna düşecek Trump’ ı 2 Kasım sonrasındaki dönemde fiilen işlevsiz hale getirecek, vergi reformları, bütçe harcamaları ve göçmenlik gibi çok önemsediği politikalar, Demokrat blokajına takılacaktır. Bu kadar da değil; Demokratlar; Kongrenin; İstihbarat, Yargı, Gözetim gibi en kilit komitelerini ele geçirerek Trump yönetiminin geçmiş kararlarını, iş ilişkilerini ve yabancı liderlerle kurduğu şahsi angajmanları duruşmalarla mercek altına alacak, kendisini sürekli Soruşturma ve Azil korkusuyla baş başa bırakacaktır… Trump’ ın bürokrasiye ve federal mahkemelere kendi kadrolarını atama gücü Senato engeline takılacak, Washington’da karar alma mekanizmaları felç olacaktır. Şüphesiz çoğu ülkede olduğu gibi hatta çoğundan daha da fazla biçimde sürecin Türkiye’ ye yansımaları olacak, Erdoğan açısından manevra alanı bugünkü rahatlığa kıyasla hayli daralacaktır… Trump’ ın kendi Kongresiyle, bütçe krizleriyle ve azil süreçleriyle boğuştuğu kısaca canın derdine düştüğü bir senaryoda, Erdoğan’ın Trump’ ı ikna ederek ABD bürokrasisini özellikle de Pentagon ve Dışişleri kurumlarını Trump üzerinden aşma stratejisi ortadan kalkacaktır… Örneğin, Trump’ ın bugün Suriye’den çekilerek, Erdoğan’ a alan açma girişimleri Demokratların kontrolündeki Kongrede, bütçe kısıtlamaları ve yeni yasal şartlar getirerek durma noktasına taşınması olasılığı hayli yüksek… Kongre, Trump’ ın CAATSA yaptırımlarının gevşetilmesi, Türkiye’ nin S-400’ ler nedeniyle dışlandığı F-35 programına geri alınması hatta F-16 modernizasyonu gibi çok acil adımlar atması konusunda, elini bağlayacak, Türkiye dosyalarını pazarlık kozu olarak masada tutacaktır. Bu kadar da değil, Demokrat komiteler, Trump’ın geçmişte Türkiye lehine müdahale ettiği iddia edilen ve Erdoğan’ ın önemsediği Halkbank dosyasını yeniden açma girişimiyle Ankara üzerinde baskı kurabilir. Washington’daki yasama kilitlenmesi, sık sık borç tavanı krizlerine ve Trump döneminde sıkça ortaya çıkmaya başlayan Hükümet kapanmalarına yol açacak bu ise küresel piyasalarda oynaklığı artıracaktır. ABD’deki siyasi belirsizlik, küresel risk iştahını azaltarak Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı yüksek olan gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını (kaçışını) hızlandırıp daha yüksek faizle borçlanma maliyetlerinin artması anlamına gelen CDS primlerini yukarı çekebilir. Trump’ ın Kongre’yi aşmak için başkanlık kararnameleriyle gümrük vergilerini ve korumacı ekonomik tedbirleri artırma eğilimi, küresel ticareti yavaşlatarak Türkiye gibi pek çok ülkenin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir. -Ki, bu makaleyi kaleme alırken arttırdığı gümrük vergileri mahkemelerden geri dönen Trump’ ın yeni hamleye hazırlandığı ve Türkiye’ nin de %12,5 ek gümrük vergisiyle karşı karşıya kalabileceği iddiası gündeme düşmüştü.- Tüm araştırmalar bugün %45’ e varan Demokrat Sweep (iki mecliste de çoğunluğu elde etme olasılığının gittikçe artan oranlarla güçlendiğini gösteriyor… Bunun gerçekleşmesi demek, tüccar kafasına sahip Trump’ ın birebir kişisel ilişkilerle sürdürmeyi sevdiği dış politika stratejisi çöker, şahsi hatlar kopar, kurumsal baskı başlar. Ekonomide; küresel piyasalarda dalgalanmalar yaşanır, sermaye çıkış riskleri artar… Sonuç olarak 2 Kasım seçimleri, Ankara’ya dış politikayı tek bir lidere endekslemenin yapısal risklerini ortaya koymakla kalmayacak Trump’ ın "Topal Ördek" konumuna düşmesi, Türkiye’yi Washington’daki Kongre, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı gibi geleneksel güç merkezleriyle yeniden kurumsal, rasyonel ve çok boyutlu bir diyalog zemini kurmaya zorlayacaktır. Yakın dönem bir yana iş başına gelecek 2028’ de iş başına gelecek Demokrat bir başkan, ABD politikasının odak noktasını da değiştirebilir. Trump yönetimi için öncelik istikrar, terörle mücadele ve bölgesel uyum iken, Demokratlar Clinton, Obama örneklerinde olduğu gibi demokratikleşme, kapsayıcılık ve insan haklarına daha fazla ağırlık vermeyi tercih edebilir. Demokratlar bir yana Cumhuriyetçiler bile Türkiye ve Ortadoğu’ ya yönelik politik önceliklerini değiştirebilir, petrolün azalacak öneminin de etkisiyle Güney Doğu Asya’ ya özellikle de Çin’e odaklanabilir… Unutulmamalı, dış politikada siyasi yalnızlaşmadan kaçınmanın yolu, ekonomide dış güvencelere dayanmak yerine kendi ayakları üzerinde durmak ve diplomasiyi şahsileştirme yerine kurumsallaştırmaktan geçer… Ağır bedelleri olacak böylesi bir derse şimdiden hazırlanmakta yarar var diye düşünüyorum…
Ekleme Tarihi: 08 Haziran 2026 -Pazartesi

Washington’da Güç Kayması ve Ankara’nın Sınavı!

Başkanların dayandığı siyasi partilerin ara seçimlerde kayıplar yaşaması bir başka ifadeyle seçmenin uyarı mesajları vermesi ABD’ de neredeyse geleneksel hale gelmiş bir kuraldır.

2026’da Trump’ ın düşük onay oranları, ekonomi algısı ve diğer faktörler (örneğin İran savaşı etkileri ve gittikçe taban erimesi yaşatan İsrail desteği ) bu kaybı güçlendiriyor.

Hem Meclis hem Senato kaybına geçmişte pek tanık olunmasa da, özellikle Hürmüz temelli yükselen enerji fiyatları sonucu gittikçe artan hayat pahalılığı böylesi bir hezimetin yaşanması Trump açısından ok ağır bir darbe olur.

Böylesi bir senaryonun gerçekleşmesi Trump ’ı güçsüz bir başkan konumuna düşürür.

Zaten zorlanmaya başladığı Yasama kurumlarında başarıları durur, sürekli soruşturmalarla uğraşmak zorunda kalır ve ikinci dönemin ikinci yarısı büyük ölçüde tıkanır.

Bugünkü tablodan hareketle “ekonomi, uluslararası olaylar, aday kalitesi gibi kullanmadığı kozları sahaya yansıtması için önünde halen 5 aylık zaman var” diye düşünülse de bugün itibarıyla, Demokratların her iki meclisi de (Temsilciler Meclisi + Senato) aynı anda kazanması anlamına gelen ‘demokrat Sweep) tahminleri %45’ e çıkarak Trump’ ı bekleyen ve en çok konuşulan risk haline gelmiş bulunuyor…

2026 Haziran ayı itibarıyla Polymarket araştırmasında  %45 olasılıkla Demokratların "çifte zafer" elde etme ihtimalinin güçlenmesi, Washington’da kartların yeniden karılacağını gösteriyor.

Trump’ ın düşük onay oranları, enflasyonist baskılar ve İran geriliminin getirdiği jeopolitik yorgunluk, bundan sonra içeride ve dışarıda hangi gelişmeler yaşanırsa yaşansın, Cumhuriyetçileri ciddi bir meclis kaybıyla yüz yüze bırakacağı tarafsız gözlemcilerin ortak kanaati olarak durmakta…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washington politikasında en güvendiği kaldıraç olan "Trump ile şahsi diyalog" mekanizması, ABD Kongresi’nin muhalefete geçmesiyle işlevsizleşebilir. ABD’de başlayacak siyasi tıkanıklık, Türkiye için hem diplomatik bir yalnızlaşma hem de kırılgan ekonomik dengeler üzerinde yeni bir stres testi anlamına gelecektir.

Yasamanın felç olması sonucu istediği yasal düzenlemeleri Kongre’ den geçiremeyecek ve Topal Ördek pozisyonuna düşecek Trump’ ı 2 Kasım sonrasındaki dönemde fiilen işlevsiz hale getirecek, vergi reformları, bütçe harcamaları ve göçmenlik gibi çok önemsediği politikalar, Demokrat blokajına takılacaktır.

Bu kadar da değil; Demokratlar; Kongrenin; İstihbarat, Yargı, Gözetim gibi en kilit komitelerini ele geçirerek Trump yönetiminin geçmiş kararlarını, iş ilişkilerini ve yabancı liderlerle kurduğu şahsi angajmanları duruşmalarla mercek altına alacak, kendisini sürekli Soruşturma ve Azil korkusuyla baş başa bırakacaktır…

Trump’ ın bürokrasiye ve federal mahkemelere kendi kadrolarını atama gücü Senato engeline takılacak, Washington’da karar alma mekanizmaları felç olacaktır.

Şüphesiz çoğu ülkede olduğu gibi hatta çoğundan daha da fazla biçimde sürecin Türkiye’ ye yansımaları olacak, Erdoğan açısından manevra alanı bugünkü rahatlığa kıyasla hayli daralacaktır…

Trump’ ın kendi Kongresiyle, bütçe krizleriyle ve azil süreçleriyle boğuştuğu kısaca canın derdine düştüğü bir senaryoda, Erdoğan’ın Trump’ ı ikna ederek ABD bürokrasisini özellikle de Pentagon ve Dışişleri kurumlarını Trump üzerinden aşma stratejisi ortadan kalkacaktır…

Örneğin, Trump’ ın bugün Suriye’den çekilerek, Erdoğan’ a alan açma girişimleri Demokratların kontrolündeki Kongrede, bütçe kısıtlamaları ve yeni yasal şartlar getirerek durma noktasına taşınması olasılığı hayli yüksek…

Kongre, Trump’ ın CAATSA yaptırımlarının gevşetilmesi, Türkiye’ nin S-400’ ler nedeniyle dışlandığı F-35 programına geri alınması hatta F-16 modernizasyonu gibi çok acil adımlar atması konusunda, elini bağlayacak, Türkiye dosyalarını pazarlık kozu olarak masada tutacaktır.

Bu kadar da değil, Demokrat komiteler, Trump’ın geçmişte Türkiye lehine müdahale ettiği iddia edilen ve Erdoğan’ ın önemsediği Halkbank dosyasını yeniden açma girişimiyle Ankara üzerinde baskı kurabilir.

Washington’daki yasama kilitlenmesi, sık sık borç tavanı krizlerine ve Trump döneminde sıkça ortaya çıkmaya başlayan Hükümet kapanmalarına yol açacak bu ise küresel piyasalarda oynaklığı artıracaktır.

ABD’deki siyasi belirsizlik, küresel risk iştahını azaltarak Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı yüksek olan gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını (kaçışını) hızlandırıp daha yüksek faizle borçlanma maliyetlerinin artması anlamına gelen CDS primlerini yukarı çekebilir.

Trump’ ın Kongre’yi aşmak için başkanlık kararnameleriyle gümrük vergilerini ve korumacı ekonomik tedbirleri artırma eğilimi, küresel ticareti yavaşlatarak Türkiye gibi pek çok ülkenin ihracat pazarlarını olumsuz etkileyebilir.

-Ki, bu makaleyi kaleme alırken arttırdığı gümrük vergileri mahkemelerden geri dönen Trump’ ın yeni hamleye hazırlandığı ve Türkiye’ nin de %12,5 ek gümrük vergisiyle karşı karşıya kalabileceği iddiası gündeme düşmüştü.-

Tüm araştırmalar bugün %45’ e varan Demokrat Sweep (iki mecliste de çoğunluğu elde etme olasılığının gittikçe artan oranlarla güçlendiğini gösteriyor…

Bunun gerçekleşmesi demek, tüccar kafasına sahip Trump’ ın birebir kişisel ilişkilerle sürdürmeyi sevdiği dış politika stratejisi çöker, şahsi hatlar kopar, kurumsal baskı başlar.

Ekonomide; küresel piyasalarda dalgalanmalar yaşanır, sermaye çıkış riskleri artar…

Sonuç olarak 2 Kasım seçimleri, Ankara’ya dış politikayı tek bir lidere endekslemenin yapısal risklerini ortaya koymakla kalmayacak Trump’ ın "Topal Ördek" konumuna düşmesi, Türkiye’yi Washington’daki Kongre, Pentagon, Dışişleri Bakanlığı gibi geleneksel güç merkezleriyle yeniden kurumsal, rasyonel ve çok boyutlu bir diyalog zemini kurmaya zorlayacaktır.

Yakın dönem bir yana iş başına gelecek 2028’ de iş başına gelecek Demokrat bir başkan, ABD politikasının odak noktasını da değiştirebilir.

Trump yönetimi için öncelik istikrar, terörle mücadele ve bölgesel uyum iken, Demokratlar Clinton, Obama örneklerinde olduğu gibi demokratikleşme, kapsayıcılık ve insan haklarına daha fazla ağırlık vermeyi tercih edebilir.

Demokratlar bir yana Cumhuriyetçiler bile Türkiye ve Ortadoğu’ ya yönelik politik önceliklerini değiştirebilir, petrolün azalacak öneminin de etkisiyle Güney Doğu Asya’ ya özellikle de Çin’e odaklanabilir…

Unutulmamalı, dış politikada siyasi yalnızlaşmadan kaçınmanın yolu, ekonomide dış güvencelere dayanmak yerine kendi ayakları üzerinde durmak ve diplomasiyi şahsileştirme yerine kurumsallaştırmaktan geçer…

Ağır bedelleri olacak böylesi bir derse şimdiden hazırlanmakta yarar var diye düşünüyorum…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.