Tarih bize, siyasette ortaya çıkan kimi kırılmaların, sadece sandık başında değil, binlerce kilometre ötedeki bambaşka coğrafyalarda başlayıp, dünyayı etkisi altına aldığını gösterir…
Bugün Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nda enerji akışını sıkılaştırma, küresel petrol fiyatlarını tırmandırma ve ABD seçmeninde enflasyonist baskı yaratma hamleleri, doğrudan Washington'daki iktidar dengelerini ve ABD içi siyasi dengeleri hedef alan stratejik bir "asimetrik baskı" kartıdır.
Bununla birlikte, İran’ın Beyaz Saray’daki aktörleri doğrudan ya da dolaylı yoldan hedef alma taktiği modern tarihe yabancı değildir. Bugün yaşananlar, 1979 Tahran Büyükelçiliği baskını ile başlayan ve 1980 ABD Başkanlık Seçimleri' nde Demokrat Başkan Jimmy Carter’ı tarihi bir yenilgiye uğratan Tahran-Washington hattındaki o büyük gölge diplomasisi stratejisiyle sarsıcı bir paralellik taşımaktadır.
Tarihsel anlamda 1979-1980 Krizinde Humeyni liderliğindeki yeni İran devrimci rejimi, 1980 seçimleri öncesinde Jimmy Carter’a karşı yıpratıcı bir strateji izledi. Dört ana sütun üzerine kurulan ‘ABD başkanından kurtulma’ stratejisinin Temelinde devrilen Şah Pehlevi’ ye büyük destek veren Carter’ e seçim kaybettirerek ondan kurtulma ve Humeyni rejimiyle iyi ilişkiler kuracağına dair olumlu sinyaller veren Reagan’ ı ‘Başkan yaptırma’ hamleleri yatıyordu…
İran rejimi Carter’ e karşı savaşı 4 Kasım 1979’ da Şah’ın ABD’ye kabul edilmesi gerekçesiyle Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin basılması ve 52 Amerikalının rehine alınmasıyla başlattı…
Carter’ in ekibi Nisan 1980’ de sonu hüsranla bitecek "Kartal Pençesi" Operasyonuyla çok daha ağır bir darbe aldı… Carter’ın emriyle Tebes Çölü’nde düzenlenen kurtarma operasyonunun askeri ve lojistik felaketle sonuçlanması, Carter’ın liderlik ve basiret algısını tamamen yıktı.
Ancak Humeyni yönetimindeki İran rejimi, Carter’ e asıl ölümcül darbeyi petrol fiyatlarının 14 dolarlardan 35-40 dolarlara sıçramasıyla vurdu…
Petrol fiyatlarının iki katından daha fazla artması ABD’ de enflasyonu yakın tarihte görülmemiş seviyelere çıkardı…
1976’ da Carter başkan seçildiğinde yüzde 5 olan enflasyon 1980’ de petrol fiyatlarının tetiklemesiyle yüzde 14,8’ e fırladı ve 2. Dünya savaşından beri görülen en büyük pahalılık dalgasını yarattı…
Carter döneminde FED yangını söndürmek için faiz silahına başvurdu..
ABD tarihinde ilk kez piyasalar yüzde 20 faiz oranlarıyla tanıştı. Bu ise konut başta olmak üzere tüm sektörlerde görülmemiş bir durgunluğun doğmasına yol açtı…
Yüksek enflasyonla birleşen kriz ortamı, Carter’ın seçim kampanyası yürütememesine ve "güçlü ABD" söylemiyle yola çıkan Reagan’ ın seçimleri kazanmasını sağladı…
Açık ara seçimleri kazanmalarına kesin gözle bakılan Demokratlar tarihin en büyük yenilgilerinden birini İran Humeyni rejiminin sarsıcı darbeleriyle yedikleri ve bunda Reagan’ la birlikte hareket eden CIA gibi ‘derin mahfillerin’ oynadığı rol yıllar sonra tanıklıklarla gözler önüne serildi..
1980’deki seçim sürecinde Reagan ekibinin İran ile arkadan yürüttüğü gölge diplomasisinin bugün gün yüzüne çıkan girişimlerinden birkaç örnek, Carter’ in başına örülen çorabı yeterince anlatacak türden:
Reagan’ın kampanya yöneticisi William J. Casey ve ekibi, rehinelerin seçimden önce serbest bırakılmaması karşılığında İran’a İsrail üzerinden yedek parça ve silah sağlama sözü vermekle kalmadı..
1980’lerin ortasında patlak veren İran-Kontra Skandalı, eski Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Gary Sick’in verdiği bilgiler, dönemin İran Cumhurbaşkanı Banisadr’ın açıklamaları ve Teksas eski Vali Yardımcısı Ben Barnes’ın 2023 yılında medyada yer alan ve şok etki yaratan itirafları oynanan büyük oyunu faş etti…
1990’ların başında ABD Kongresi Temsilciler Meclisi ve Senato komisyonları yaptıkları soruşturmayı "yeterli ve somut kanıt bulunamadığı” gerekçesiyle kapatma yoluna gitseler de konu siyasi tarihin en büyük tartışmalarından biri olarak güncelliğini koruyor…
1980 Carter döneminden günümüz Trump’ ına dönecek olursak; Günümüzde Tahran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde uyguladığı baskı, 1980’deki rehine krizinin modern bir "enerji versiyonunu” çağrıştırmakta…
Küresel petrol akışının önemli bir kısmının geçtiği Hürmüz kriziyle baş gösteren tırmanış, ABD tüketicisinin günlük yaşamına benzin fiyatı ve enflasyon olarak doğrudan yansıyor…
Tablo, yaklaşmakta olan Kasım seçimleri öncesi Trump’ a desteğin yüzde 30’ lara gerilemesi bir başka ifadeyle Başkanın ‘topal ördek’ konumuna düşme riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermesi bakımından gerçekten ilginç…
Binlerce yıllık devlet birikimi ve hafızasından beslenen bugünkü Tahran yönetimi, 1980 yılında bir ABD başkanının siyasi kaderini uzatılan bir krizle nasıl değiştirebileceğine inanıyor ki, bu hiç te yabana atılacak bir deneyim değil…
Günümüzde de askeri açıdan doğrudan çatışmaya girmek yerine, küresel piyasalar üzerinden ABD kamuoyundaki memnuniyetsizliği körüklemek, Tahran'ın ABD iç siyasetindeki dengeleri etkilemek için kullandığı en belirgin stratejik araç olarak aradan geçen 47 yıllık tecrübeyle yeniden sahneye koyuyor…
1980'deki Tahran-Washington hattı, uluslararası krizlerin ABD iç siyasetindeki seçmen davranışlarını nasıl şekillendirebileceğini gösteren tarihi bir ders:
1980'deki rehineler krizinden günümüzdeki Hürmüz Boğazı gerilimi sonuçta; Tahran'ın stratejik yaklaşımlarının değişmediğini, Krizleri zamana yayarak, ABD ekonomisini kamuoyunun en hassas olduğu akaryakıt pompa fiyatları üzerinden vurmak ve Washington'daki iktidar mimarisini felç etme hamlelerini gösteriyor…
1981 Ocak ayında Reagan Başkanlık yemini ederken, kendisine kutlama mesajı iletir gibi aynı dakikalarda serbest bırakılan rehineleri uçağa bindirip ABD’ ye yollayan Humeyni İran’ ı, bugün de Hürmüz’ ü silah gibi kullanıp Trump’ ı köşeye sıkıştırmayı deniyor…
Sonuçta Kasım seçimlerinde Temsilciler Meclisi yanında Senato çoğunluğunu kaybedecek Trump koltuğu korusa da, eli kolu bağlı ‘Topal Ördek’ konumuna düşecek…
Ve bunu sağlayan en önemli etken de hiç gereği yokken Netanyahu gazıyla giriştiği İran’a yönelik savaş olacak…

