SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Abdullah Ayan
Köşe Yazarı
Abdullah Ayan
 

Nereden Nereye... (5 Aralık 2011)*

  ​Mersin son dönem dünyasının yeniden şekillendiği 20.yüzyılın dinamikleri doğrultusunda doğmuş bir kent... Örneğin 1292 Haziran ayına ait yerel gazeteleri "Mersin'in en birinci ve mühim ihtiyacının su olduğunu" dile getiren makalelerle doluydu... Yazılardan birinde su sorunu şöyle dile getiriliyordu: ​"Su ihtiyacı gittikçe ticaret ve ziraatından başka sanayi hayatında da mühim inkişaflara saha olacağına şüphe edilmeyen güzel ve şirin Belediyemizde bir türlü çaresi bulunmayan bir iş halinde kalması artık sükut edilecek sıhhi ve içtimai bir derttir. ​Bu mevzu üzerine ne zaman yazsak Belediyemizde bir iki karar ve neticesi bir hiçten ibaret kaldı. Mersin halkının içtiği su maraz aşılayan, hastalık taşıyan bir vasıtadır. Akıl ve izan sahibi olan herkes Mersin'de görülen hastalıkların tek sebebi olarak bugün başlıca meselenin şehre isale edilen (akıtılan) ırmağı bulmaktadır. Kanalizasyonun ikinci derece ehemmiyeti olmasına rağmen daimi bir ihtiyacı sıhhi halinde bulunan bu mühim işle artık ciddi surette meşgul olmanın lüzumu gelmiş ve geçmektedir. ​Belediyemizin LENZ Şirketiyle mutabakatında su boruları vermek mahzenlerini tevsian tamir ve yenilemekle, hülasa yapabileceğimiz bu muvaffakatı maalesef memleketin sıhhatine karşı hiçbir faydalı ameliyeyi mucip olmaktan başka mazaratı sayılmayacak derecede bugünkü mazaratları mucip bir vaziyet ve mahiyette görmekteyiz. ​Belediye Heyetimizin Mersinin sıhhati namına buna acil ve kati çare bulmasına intizar ediyoruz" ​Günümüz Türkçesiyle özetlersek; Su sorunu o günlerde öylesine önemli hale gelmişti ki, artık kentin gelişmesi bir yana sağlık ve sosyal bakımdan da en önemli derdiydi. Su sorununa çözüm olarak bulunan Müftü Deresinin şehre dağıtılması ise verem dâhil her türlü hastalık mikrobunu taşıması nedeniyle çözümden çok yeni sorunları taşıyordu içinde... O sorun ne 1929’da ne de modern anlamda Dere suyunun tasfiye edilerek kente klorlanmış olarak dağıtıldığı 1940’larda çözülebilmiş değildi. ​1929 yılında Belediye Başkanı Mithat, Lenz Şirketine ihale edilen imar projesi çerçevesinde kanalizasyon şebekesinin tamamlandığını iddia etse de, aynı Toroğlu aynı Belediye Başkanı sıfatıyla 5 Ocak 1939 günü açılışını yaptığı tasfiyeli su bendi ve dağıtım şebekesinin açılışını yapsa da kentin su sorunu hiçbir zaman bitmedi. ​Ne 1950’de Müfide İlhan’ın İller Bankasından söke söke aldığı şebeke yenileme ve tevsi projesi çare olmuştur ne de ondan önce ve sonraki Başkanların arayışları... ​25 bin nüfuslu Mersin’de su sıkıntısını dönüşümlü olarak günün belli saatlerindeki dağıtımla gidermeye çalışmıştır 1920’lerden 50’lerin sonuna kadar. ​1950’de Müfide İlhan’ı eleştiren muhalefetin yönelttiği okların çoğu su sorununa yöneliktir. Belediye Meclisinde bir muhalif şöyle seslenir İlhan Başkana: ​"DP muhalefeti CHP Belediyeciliğini tenkid ederken 'evlerimizin ikinci katına su çıkmıyor' diyorlardı. Biz şimdi tenkid bile etmeden diyoruz ki, ikinci kattan vazgeçtik, birinci kata çıkacak suya bile razıyız" ​Razıydı Mersin her türlü fedakarlığa ama, yanı başında 1 milyar 150 milyon metreküp suyunu denize deliler gibi akıtan Berdan ırmağına bakıp susuzluk içinde kıvranan şehrin sorununun çözümü ancak 1980’lerde o çılgın ırmağın üzerine kurulan tesisle mümkün olacaktı. ​Mersin’in su ve kanalizasyon macerasını anlatmaya devam edeceğiz... *Makalem Meski dergisinin Aralık 2011’ deki sayısında yayınlandı
Ekleme Tarihi: 12 Ekim 2026 -Pazartesi

Nereden Nereye... (5 Aralık 2011)*

 

​Mersin son dönem dünyasının yeniden şekillendiği 20.yüzyılın dinamikleri doğrultusunda doğmuş bir kent...

Örneğin 1292 Haziran ayına ait yerel gazeteleri "Mersin'in en birinci ve mühim ihtiyacının su olduğunu" dile getiren makalelerle doluydu...

Yazılardan birinde su sorunu şöyle dile getiriliyordu:

​"Su ihtiyacı gittikçe ticaret ve ziraatından başka sanayi hayatında da mühim inkişaflara saha olacağına şüphe edilmeyen güzel ve şirin Belediyemizde bir türlü çaresi bulunmayan bir iş halinde kalması artık sükut edilecek sıhhi ve içtimai bir derttir.

​Bu mevzu üzerine ne zaman yazsak Belediyemizde bir iki karar ve neticesi bir hiçten ibaret kaldı. Mersin halkının içtiği su maraz aşılayan, hastalık taşıyan bir vasıtadır. Akıl ve izan sahibi olan herkes Mersin'de görülen hastalıkların tek sebebi olarak bugün başlıca meselenin şehre isale edilen (akıtılan) ırmağı bulmaktadır.

Kanalizasyonun ikinci derece ehemmiyeti olmasına rağmen daimi bir ihtiyacı sıhhi halinde bulunan bu mühim işle artık ciddi surette meşgul olmanın lüzumu gelmiş ve geçmektedir.

​Belediyemizin LENZ Şirketiyle mutabakatında su boruları vermek mahzenlerini tevsian tamir ve yenilemekle, hülasa yapabileceğimiz bu muvaffakatı maalesef memleketin sıhhatine karşı hiçbir faydalı ameliyeyi mucip olmaktan başka mazaratı sayılmayacak derecede bugünkü mazaratları mucip bir vaziyet ve mahiyette görmekteyiz.

​Belediye Heyetimizin Mersinin sıhhati namına buna acil ve kati çare bulmasına intizar ediyoruz"

​Günümüz Türkçesiyle özetlersek;

Su sorunu o günlerde öylesine önemli hale gelmişti ki, artık kentin gelişmesi bir yana sağlık ve sosyal bakımdan da en önemli derdiydi. Su sorununa çözüm olarak bulunan Müftü Deresinin şehre dağıtılması ise verem dâhil her türlü hastalık mikrobunu taşıması nedeniyle çözümden çok yeni sorunları taşıyordu içinde...

O sorun ne 1929’da ne de modern anlamda Dere suyunun tasfiye edilerek kente klorlanmış olarak dağıtıldığı 1940’larda çözülebilmiş değildi.

​1929 yılında Belediye Başkanı Mithat, Lenz Şirketine ihale edilen imar projesi çerçevesinde kanalizasyon şebekesinin tamamlandığını iddia etse de, aynı Toroğlu aynı Belediye Başkanı sıfatıyla 5 Ocak 1939 günü açılışını yaptığı tasfiyeli su bendi ve dağıtım şebekesinin açılışını yapsa da kentin su sorunu hiçbir zaman bitmedi.

​Ne 1950’de Müfide İlhan’ın İller Bankasından söke söke aldığı şebeke yenileme ve tevsi projesi çare olmuştur ne de ondan önce ve sonraki Başkanların arayışları...

​25 bin nüfuslu Mersin’de su sıkıntısını dönüşümlü olarak günün belli saatlerindeki dağıtımla gidermeye çalışmıştır 1920’lerden 50’lerin sonuna kadar.

​1950’de Müfide İlhan’ı eleştiren muhalefetin yönelttiği okların çoğu su sorununa yöneliktir.

Belediye Meclisinde bir muhalif şöyle seslenir İlhan Başkana:

​"DP muhalefeti CHP Belediyeciliğini tenkid ederken 'evlerimizin ikinci katına su çıkmıyor' diyorlardı. Biz şimdi tenkid bile etmeden diyoruz ki, ikinci kattan vazgeçtik, birinci kata çıkacak suya bile razıyız"

​Razıydı Mersin her türlü fedakarlığa ama, yanı başında 1 milyar 150 milyon metreküp suyunu denize deliler gibi akıtan Berdan ırmağına bakıp susuzluk içinde kıvranan şehrin sorununun çözümü ancak 1980’lerde o çılgın ırmağın üzerine kurulan tesisle mümkün olacaktı.

​Mersin’in su ve kanalizasyon macerasını anlatmaya devam edeceğiz...

*Makalem Meski dergisinin Aralık 2011’ deki sayısında yayınlandı

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.