Bayramlar, yalnızca takvim yapraklarına iliştirilmiş kutsal günler değildir; insanın insana yeniden dokunabildiği, kırılmış vicdanların birbirine yaslandığı ince zaman aralıklarıdır.
Bu yüzden bugün, el öpmelerin, tatil keyfini yaşamanın, yeni giysilerin değil; yorgun sofraların, eksilmiş umutların, içine kapanmış insanların da bayramıdır.
Çünkü bu ülkenin sokaklarında uzun süredir görünmeyen bir hüzün dolaşıyor.
Geçim sıkıntısıyla daralan mutfaklar, geleceğe kaygıyla bakan gençler, emeğinin karşılığını alamayan insanlar…
Oysa bayram, tam da böyle zamanlarda anlam kazanır.
Bir çocuğun yüzündeki tebessüm kadar temiz, yaşlı bir annenin duası kadar derin olmalıdır bayram. İnsanları yalnızca kimlikleriyle, inançlarıyla, ideolojileriyle değil; acılarıyla, umutlarıyla ve insan oluşlarıyla görebilmektir.
Çünkü ahlaklı toplum; yüksek sesle konuşanların değil, vicdanı yüksek olanların kurduğu toplumdur.
Bugün birbirimizi yargılamaktan biraz vazgeçebilirsek,
Bir sofrayı paylaşmayı yeniden hatırlayabilirsek,
İhtiyaç sahibinin kapısını sessizce çalabilirsek,
Öfkenin yerine merhameti, kibirin yerine tevazuyu koyabilirsek,
İşte o zaman bayram, gerçekten bayram olur.
Unutulmamalıdır ki toplumları ayakta tutan şey yalnızca ekonomi değildir; adalet duygusu, güven hissi, vicdan ve erdemdir. İnsan kalbinin çürüdüğü yerde en büyük kalkınmalar bile yoksuldur.
Bu bayramın; kırgınlıkların azaldığı, siyasetin insanı boğmadığı, gençlerin yeniden hayal kurabildiği, emeğin değer gördüğü, ahlakın yeniden saygı uyandırdığı bir ülkeye vesile olması dileğiyle…
27.05.2026
Bedrettin GÜNDEŞ

