SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Bedrettin Gündeş
Köşe Yazarı
Bedrettin Gündeş
 

GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEDEN ASLA…

  Bir toplumun geleceğe güvenle bakabilmesi, yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle mümkün değildir. Geçmişte yaşanan karanlık olayların, faili meçhul cinayetlerin, yasadışı yapılanmaların, kamu gücünün kötüye kullanıldığı iddialarının, haksız kazançların, vurgunların, kaçakçılık ve suç ağlarının da bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerekir. Çünkü üzeri örtülen her olay, yalnızca geçmişte bırakılmış bir dosya değildir; toplumun hafızasında yaşamaya devam eden bir adaletsizlik duygusudur. Türkiye bugün yasadışı bahis, organize suç, haksız kazanç, borsa vurgunu, kaçakçılık ve çeşitli yasa dışı yapılanmalarla mücadele kapsamında önemli operasyonlar yürütmektedir. Bunun yanında yıllardır kamu vicdanında soru işaretleri oluşturan bazı eski dosyaların yeniden ele alınması da toplumsal açıdan önem taşımaktadır. Hükümetin kendi belediyelerindeki yolsuzluklara da el atması önemli bir başlangıçtır. Bu arada Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü ve Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümü gibi kamuoyunda uzun yıllardır tartışılan dosyalarda yeni soruşturma adımlarının atılması, devletin geçmişte kapanmamış meseleleri yeniden hukuk önünde değerlendirme iradesi bakımından dikkat çekicidir. Bugün Yazıcıoğlu dosyasından 33 kişinin daha gözaltına alınması cesaret verici gelişmedir. Bazı kesimlerin, yeni süreçte ele alınan çerçeve yasası ve barış ortamından rahatsız olmalarının arkasında, devletin artık bu tür saklı kalmış olaylara el atacağı korkusu da olabilir. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yalnızca yeni operasyonlar değildir elbette. Asıl ihtiyaç, toplumda “Devlet gerçeği ortaya çıkarır, suçun ve suçlunun kim olduğuna bakmadan hukuk önünde hesap sorar ve hiç kimse hukukun üzerinde değildir” duygusunu yeniden ve güçlü biçimde inşa eder algısının yaratılmasıdır. Bunun için geçmişin karanlıkta kalan bütün dosyalarının siyasal hesaplaşmaların, kişisel husumetlerin ve dönemsel iktidar ilişkilerinin dışına çıkarılarak bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde araştırılması gerekir. Devlet kendi geçmişiyle yüzleşmekten korkmamalıdır. Aksine, devletin demokratik olgunluğu, kendi kurumları içinde gerçekleşmiş olabilecek yanlışları, ihmalleri ve suçları da araştırabilme cesaretiyle ölçülür. Toplumsal hafıza unutmaz. İnsanlar yıllar geçse de “Bu olay gerçekten neydi?”, “Kim sorumluydu?”, “Neden zamanında araştırılmadı?”, “Neden bazı gerçeklerin ortaya çıkması bu kadar uzun sürdü?” sorularını sormaya devam eder. Cevapsız kalan her soru, toplumun devlete ve adalet mekanizmasına duyduğu güveni biraz daha aşındırır. Bu nedenle geçmişin hesabını hukuk içinde görmek, yalnızca mağdurlar ve yakınları açısından değil, toplumun tamamı açısından demokratik bir ihtiyaçtır. Mesele geçmişi yeniden üretmek değil, geçmişin karanlık alanlarını aydınlatarak geleceği daha temiz bir zeminde kurabilmektir. Bir ülke, suçlarını gizleyerek değil, suç varsa ortaya çıkararak; yanlışlarını inkar ederek değil, yüzleşerek; mağdurlarını susturarak değil, onların adalet talebini hukuk içinde karşılayarak güçlenir. Türkiye'nin ihtiyacı olan demokratik gelecek, geçmişin üzerini örten bir sessizlik üzerine kurulamaz. Geçmişle yüzleşen, hukuku eşit uygulayan, kurumlarını şeffaflaştıran ve yurttaşına güven veren bir devlet anlayışı üzerine kurulabilir. Devletin “bağırsaklarını temizlemesi” olarak ifade edilebilecek bu süreç, aslında devletin kendisini zayıflatması değil, tam tersine demokratik meşruiyetini güçlendirmesidir. Çünkü gerçekler ortaya çıktıkça devlet küçülmez; hukuk güçlenir. Hesap soruldukça toplum bölünmez; adalet duygusu güçlenir. Hiç kimse hukukun üzerinde olmadığında ise yurttaşın geleceğe duyduğu güven büyür. Bugün atılan adımlar bu nedenle önemlidir. Ancak asıl sınav, bu iradenin her olayda, her dönemde, her siyasi çevreye ve her toplumsal kesime karşı aynı hukuk ölçüsüyle uygulanıp uygulanmayacağıdır. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey seçici adalet değil, herkes için adalettir. Çünkü toplumsal barışın, demokratik devletin ve ortak geleceğe duyulan güvenin en sağlam temeli budur. Bedrettin GÜNDEŞ 25.09.2026  
Ekleme Tarihi: 25 Eylül 2026 -Cuma

GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEDEN ASLA…

 

Bir toplumun geleceğe güvenle bakabilmesi, yalnızca bugünün sorunlarını çözmekle mümkün değildir.

Geçmişte yaşanan karanlık olayların, faili meçhul cinayetlerin, yasadışı yapılanmaların, kamu gücünün kötüye kullanıldığı iddialarının, haksız kazançların, vurgunların, kaçakçılık ve suç ağlarının da bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerekir.

Çünkü üzeri örtülen her olay, yalnızca geçmişte bırakılmış bir dosya değildir; toplumun hafızasında yaşamaya devam eden bir adaletsizlik duygusudur.

Türkiye bugün yasadışı bahis, organize suç, haksız kazanç, borsa vurgunu, kaçakçılık ve çeşitli yasa dışı yapılanmalarla mücadele kapsamında önemli operasyonlar yürütmektedir. Bunun yanında yıllardır kamu vicdanında soru işaretleri oluşturan bazı eski dosyaların yeniden ele alınması da toplumsal açıdan önem taşımaktadır. Hükümetin kendi belediyelerindeki yolsuzluklara da el atması önemli bir başlangıçtır.

Bu arada Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü ve Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümü gibi kamuoyunda uzun yıllardır tartışılan dosyalarda yeni soruşturma adımlarının atılması, devletin geçmişte kapanmamış meseleleri yeniden hukuk önünde değerlendirme iradesi bakımından dikkat çekicidir. Bugün Yazıcıoğlu dosyasından 33 kişinin daha gözaltına alınması cesaret verici gelişmedir.

Bazı kesimlerin, yeni süreçte ele alınan çerçeve yasası ve barış ortamından rahatsız olmalarının arkasında, devletin artık bu tür saklı kalmış olaylara el atacağı korkusu da olabilir.

Türkiye'nin ihtiyacı olan şey yalnızca yeni operasyonlar değildir elbette. Asıl ihtiyaç, toplumda “Devlet gerçeği ortaya çıkarır, suçun ve suçlunun kim olduğuna bakmadan hukuk önünde hesap sorar ve hiç kimse hukukun üzerinde değildir” duygusunu yeniden ve güçlü biçimde inşa eder algısının yaratılmasıdır.

Bunun için geçmişin karanlıkta kalan bütün dosyalarının siyasal hesaplaşmaların, kişisel husumetlerin ve dönemsel iktidar ilişkilerinin dışına çıkarılarak bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde araştırılması gerekir. Devlet kendi geçmişiyle yüzleşmekten korkmamalıdır. Aksine, devletin demokratik olgunluğu, kendi kurumları içinde gerçekleşmiş olabilecek yanlışları, ihmalleri ve suçları da araştırabilme cesaretiyle ölçülür.

Toplumsal hafıza unutmaz. İnsanlar yıllar geçse de “Bu olay gerçekten neydi?”, “Kim sorumluydu?”, “Neden zamanında araştırılmadı?”, “Neden bazı gerçeklerin ortaya çıkması bu kadar uzun sürdü?” sorularını sormaya devam eder. Cevapsız kalan her soru, toplumun devlete ve adalet mekanizmasına duyduğu güveni biraz daha aşındırır. Bu nedenle geçmişin hesabını hukuk içinde görmek, yalnızca mağdurlar ve yakınları açısından değil, toplumun tamamı açısından demokratik bir ihtiyaçtır.

Mesele geçmişi yeniden üretmek değil, geçmişin karanlık alanlarını aydınlatarak geleceği daha temiz bir zeminde kurabilmektir. Bir ülke, suçlarını gizleyerek değil, suç varsa ortaya çıkararak; yanlışlarını inkar ederek değil, yüzleşerek; mağdurlarını susturarak değil, onların adalet talebini hukuk içinde karşılayarak güçlenir.

Türkiye'nin ihtiyacı olan demokratik gelecek, geçmişin üzerini örten bir sessizlik üzerine kurulamaz. Geçmişle yüzleşen, hukuku eşit uygulayan, kurumlarını şeffaflaştıran ve yurttaşına güven veren bir devlet anlayışı üzerine kurulabilir.

Devletin “bağırsaklarını temizlemesi” olarak ifade edilebilecek bu süreç, aslında devletin kendisini zayıflatması değil, tam tersine demokratik meşruiyetini güçlendirmesidir. Çünkü gerçekler ortaya çıktıkça devlet küçülmez; hukuk güçlenir. Hesap soruldukça toplum bölünmez; adalet duygusu güçlenir. Hiç kimse hukukun üzerinde olmadığında ise yurttaşın geleceğe duyduğu güven büyür.

Bugün atılan adımlar bu nedenle önemlidir. Ancak asıl sınav, bu iradenin her olayda, her dönemde, her siyasi çevreye ve her toplumsal kesime karşı aynı hukuk ölçüsüyle uygulanıp uygulanmayacağıdır.

Türkiye'nin ihtiyacı olan şey seçici adalet değil, herkes için adalettir. Çünkü toplumsal barışın, demokratik devletin ve ortak geleceğe duyulan güvenin en sağlam temeli budur.

Bedrettin GÜNDEŞ

25.09.2026

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.