halkalı escort bayanlar
Halil Öztoprak
Köşe Yazarı
Halil Öztoprak
 

GİRİT MUBADİLLERİ VE CAFER SADIK BEKTAŞ BABA

Girit son fethedilen topraktır ve fethedilmesi oldukça uzun sürmüştür. Venediklilerin Osmanlı Ticaret gemileri ile Mısır Libya Cezayir’e giden gemilerine saldırmaları nedeni ile fetih gerçekleştirilmiş ve adada Osmanlı hakimiyeti başlamıştır. Girit’in fethedilmesinden sonra Anadolu’dan Girit’e giden Türkler arasında Horasanlı Ali Babada vardır ve Kandiya’da bir Bektaşi dergâhı kurmuştur. Çoğunlukla Alevi-Bektaşi olan Girit Müslümanları adanın Osmanlı yönetiminde olduğu yaklaşık 300 yıl boyunca çoğunlukla Hristiyanlarla barış içerisinde yaşamışlar ancak 19 yy. ilk çeyreğinden itibaren çatışmalar başlamıştır. Balkan Türkleri gibi Girit Türkleri de sahipsiz kalmış büyük devletlerin bölgeyi şekillendirme politikalarının yarattığı insan yiyen canavarlara kurban edilmişlerdir. Türklere karşı başlatılan acımasız saldırılar ve katliamlar Türk ve Müslüman nüfusun adanın kırsalından önce adanın merkezi kandiya’ya kaçmasına neden olmuştur. Sonrada Anavatana göç etmişlerdir. Göç hareketi üç dalga halinde cereyan etmiştir. İlk dalga 19. yüzyıl sonlarında, adada Osmanlı hakimiyetinin zayıflamasıyla Anadolu'ya dönmeyi tercih edenler ve özellikle de adanın doğu kısmında 1897'de cereyan eden "toplu katliamlardan kaçabilenlerdir. (Toplu katliam ifadesi bana ait değildir. Terim olayların görgü şahidi olan İngiliz gazeteci-yazar Henry Noel Brailsford'a ait; "wholescale massacre”) İkinci dalga, yapısında adanın Türk-Müslüman azınlığı için temel haklar barındıran Girit Cumhuriyeti'nin (1896-1908) Osmanlı Devleti'nde II. Meşrutiyet'in ilanını takip eden dönemdeki otorite boşluğunu fırsat bilerek bir oldubitti ile Yunanistan'a bağlanması ile ayrılmak durumunda kalanlardır. Üçüncü ve son dalga ise, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile dönmüştür. Büyük acılar yaşanan balkanlar ve adalardaki Türk nüfus her fırsatta Anadolu’ya kaçmıştır ama Özelikle Kurtuluş savaşı sırasında adada kalan Müslümanlara saldırılar daha da artmıştır. Bu nedenle kırsalda yaşayan Türkler kırsaldaki acımasız saldırılar ve katliamlar nedeni Kandiya merkeze kaçmışlardır. Kandiya’ya kaçmışlardır ama evleri yatacak yerleri yıkanacak yerleri karınlarını doyuracak bir yer yoktur. Perişan durumdadırlar. Bu çaresiz insanlara Kandiya Horasanlı Ali Baba dergâhı postnişi Cafer Sadık Bektaş Baba yetişir. Horasanlı Ali Baba dergâhı postnişini Cafer Sadık Bektaş Baba 3 katlı dergâh binasına ve dergâhın bahçesine bu insanları yerleştirir karınlarının doyurur banyo yapacak yer gösterir yatacak yer verir. O sıra Anadolu’da Mustafa Kemal en kritik en zor günlerini yaşamaktadır. Para yok silah yok asker yoktur. Buna rağmen Mustafa Kemal Atatürk en seçme askerlerini en iyi silahlarla adaya gönderir ve adadaki Türklerin güvenliğini sağlar. O günden sonra Dergahtaki bahçesindeki çevresindeki Türkler akşamları rahat uyumaya başlar. Dergâh binası üç katlıdır geniş bir bahçesi dergâha ait üzüm bağları, tarlaları ve hayvanları vardır. Kendine sığınan herkesi korur doyurur sırtı pek karnı tok olarak sahip çıkar oradaki Türklere. Kurtuluş savaşı sonrası yapılan mübadele ile adada yaşayan Türkler mübadil olarak Anadolu’ya gelirler. Mübadele ile gelenler son dalgadır. Girit Türklerinin Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Türkiye'ye gelenleri ağırlıklı olarak Çukurova, Ayvalık, İzmir, Bodrum, Side, Mudanya, Adana ve Mersin'e yerleşmişlerdir. Ayvalık ve Alibey/Cunda adasında hâlen nüfus çoğunluğunu teşkil eden Giritliler arasında Yunancanın Girit lehçesi de günümüze dek kullanılmaktadır. İşte bu son mübadelede Girit’ten gelenlerden biride Girit Kandiyadaki Horasanlı Ali Baba dergâhı son postnişini Cafer Sadık Bektaş Babadır. Gelmeden dergahtaki Horasanlı Ali Baba mezarını açar Ali Babanın kemiklerini alır ve Tarsus’a da gömer. Şu anda orası ziyarettir ve Tarsuslular ziyaret eder dua ederler. Cafer Sadık Bektaş Baba Mersin’de Tren garının batı çıkışının tam karşısında bugün bir yerel gazetenin ofisi olan binayı satın alır son nefesine kadar orada kalır. Kendisinden sonra manevi evladı Dr. Kemal gül orada yaşar.1980 yılına kadar haftada bir gün halk günü yapan Dr. Kemal gül Cafer Sadık Bektaş Baba gibi halk tarafından çok sevilen biridir. Hacıbektaş Postnişini Ali Naci Baykal dedebaba hakka yürüyünce mücerred olduğu için Hacıbektaş dergahında postnişine oturacak olan Cafer Sadık Bektaş Baba kendi rızası ile Bedri Noyan Dedebaba’ya postnişini teslim eder. Hayatı boyunca insanlara hizmet eden doğruluktan ayrılamayan Cafer Sadık Bektaş Babanın bedeni bugün akbelen Mezarlığında yatmaktadır. Kandiya’da ki dernek ise Alaçatı Mubadilleri derneği binası olarak İzmir Alaçatı’dan gidenler tarafından kullanılmaktadır. Bundan önceki dernek başkanı ılımlı demokrat barışçı bir kadındı. Şu anki başkan biraz daha Yunan milliyetçisi bir çizgide. Ben dernek yönetimine şunu önermiştim: Biz İzmir Alaçatı üç katlı bir binayı size verelim siz Dergâh binasını bize verin. Dergâha Hacıbektaş’tan bir görevli isteyelim ve barışa hizmet edelim. Bizi tanıyan eski dernek başkanı hem bizi çok sevdi nasıl bu kadar barışçıl insanlar olduğumuza şaşırdığını söyledi hem de bu fikre sıcak baktı. Ancak sonraları bu düşüncemiz gerçekleşmedi. Bu yazıyı şunun için bu kadar uzattım.  Girit’te adalarda ve tüm Balkanlarda yaşanan acılara hürmeten geçmişlerinden kopmamaları için yaşananlar unutulmaması için Cafer Sadık Bektaş Baba’nın bugün tarihi eser olan Mersin Tren garının tam karşısındaki evi GİRİT MUBADİLLERİ ve CAFER SADIK BEKTAŞ BABA müzesine çevrilmelidir. Zira bu müze için elimizde Cafer Sadık Babadan kalma yeterince tarihi eser el yazması eserler tesbihler mühürler kılıçlar ve başkaca emanetler vardır. Ayrıca Hacıbektaş Dergâhı ve Bedri Noyan dede babanın oğlu Kurtcebe Noyan’dan bu konuda destek isteyebiliriz. Ve ayrıca Giritli mübadil kardeşlerimizden tarihi değeri olan eşya resim ve yaşanmış anılarını yazılı olarak bağışlanmaları istenebilir. Bunu yapacak olan da Kültür sanata ve müzeye büyük önem veren Mersin Büyükşehir Belediyesidir. Bu konuyu şehrimizde tartışmaya açmak isterim. NOT1) Gelenler büyük zorluklar yaşamışlardır. Dram dolu yaşamları gelişte de gelişten sonrada sürmüştür. Gelenlerden biride Mersin’de Yenişehir Piri Reis mahallesi muhtarımız Herkesin sevgilisi Aziz amcadır. Aziz Amca o zamanlar yok Ailesi gemi ile gelirken gemi belirli sayıda yolcu alır. Tam büyükannesine sıra gelince aile biner ama son kızlarına Aziz amcanın o zaman küçük bir kız olan teyzesine sıra gelince sayı dolar ve teyzesini almazlar. Anne annesi kızını almak ister izin vermezler çırpınır bağırır çağırır kendini parçalar ama emir kesindir sayıdan fazla olan alınmaz. Onu diğerleri teselli etmeye çalışır merak etme derler diğer gemi ile gelecek derler. Gelecek ama diğer gemi nereye gidecek kızı bu bilinmez. Aziz amcanın nenesi günlerce hiçbir şey yiyemez zavallı kadıncağız. Aziz Amcanın anne ananesini getiren gemi Mersin’e teyzesini getiren gemi İzmir’de indirir yolcuları bu anne kızın kavuşmaları çok zor ve çok uzun bir aradan sonra dramatik bir şekilde gerçekleşir. Zira o zamanlar telefon yok ulaşım yok haber alma olanakları son derece sınırlı. Ama en sonunda ağlaya ağlaya birbirlerine kavuşurlar. NOT2) Girit’in ünlüleri Cafer sadık Bektaş Baba Venizelos, Kazancakis, Hüsamettin Cindoruk Not3) Cafer Sadık Bektaş Babadan etkilenen biride ünlü Yunanlı yazar Nikos Kazancakis’dir. Benim araştırmalarıma ve kişisel düşünceme göre ve Allahın Garibi adlı bir Hristiyan ermişi anlattığı kitap aslında komşusu olan ve Girit’te tanıdığı Cafer Bektaş Baba ve diğer Bektaşilerden etkilenerek yazmıştır. Ama başlangıçta Yunan milliyetçisi olduğu için bu kitabın kahramanını çok etkilendiği Türk Müslüman Bektaşi babaları olarak değil de Hristiyan bir ermiş olarak seçmiştir.
Ekleme Tarihi: 22 Haziran 2023 - Perşembe

GİRİT MUBADİLLERİ VE CAFER SADIK BEKTAŞ BABA

Girit son fethedilen topraktır ve fethedilmesi oldukça uzun sürmüştür. Venediklilerin Osmanlı Ticaret gemileri ile Mısır Libya Cezayir’e giden gemilerine saldırmaları nedeni ile fetih gerçekleştirilmiş ve adada Osmanlı hakimiyeti başlamıştır.

Girit’in fethedilmesinden sonra Anadolu’dan Girit’e giden Türkler arasında Horasanlı Ali Babada vardır ve Kandiya’da bir Bektaşi dergâhı kurmuştur. Çoğunlukla Alevi-Bektaşi olan Girit Müslümanları adanın Osmanlı yönetiminde olduğu yaklaşık 300 yıl boyunca çoğunlukla Hristiyanlarla barış içerisinde yaşamışlar ancak 19 yy. ilk çeyreğinden itibaren çatışmalar başlamıştır. Balkan Türkleri gibi Girit Türkleri de sahipsiz kalmış büyük devletlerin bölgeyi şekillendirme politikalarının yarattığı insan yiyen canavarlara kurban edilmişlerdir.

Türklere karşı başlatılan acımasız saldırılar ve katliamlar Türk ve Müslüman nüfusun adanın kırsalından önce adanın merkezi kandiya’ya kaçmasına neden olmuştur. Sonrada Anavatana göç etmişlerdir. Göç hareketi üç dalga halinde cereyan etmiştir. İlk dalga 19. yüzyıl sonlarında, adada Osmanlı hakimiyetinin zayıflamasıyla Anadolu'ya dönmeyi tercih edenler ve özellikle de adanın doğu kısmında 1897'de cereyan eden "toplu katliamlardan kaçabilenlerdir. (Toplu katliam ifadesi bana ait değildir. Terim olayların görgü şahidi olan İngiliz gazeteci-yazar Henry Noel Brailsford'a ait; "wholescale massacre”) İkinci dalga, yapısında adanın Türk-Müslüman azınlığı için temel haklar barındıran Girit Cumhuriyeti'nin (1896-1908) Osmanlı Devleti'nde II. Meşrutiyet'in ilanını takip eden dönemdeki otorite boşluğunu fırsat bilerek bir oldubitti ile Yunanistan'a bağlanması ile ayrılmak durumunda kalanlardır. Üçüncü ve son dalga ise, Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile dönmüştür.


Büyük acılar yaşanan balkanlar ve adalardaki Türk nüfus her fırsatta Anadolu’ya kaçmıştır ama Özelikle Kurtuluş savaşı sırasında adada kalan Müslümanlara saldırılar daha da artmıştır. Bu nedenle kırsalda yaşayan Türkler kırsaldaki acımasız saldırılar ve katliamlar nedeni Kandiya merkeze kaçmışlardır. Kandiya’ya kaçmışlardır ama evleri yatacak yerleri yıkanacak yerleri karınlarını doyuracak bir yer yoktur. Perişan durumdadırlar. Bu çaresiz insanlara Kandiya Horasanlı Ali Baba dergâhı postnişi Cafer Sadık Bektaş Baba yetişir. Horasanlı Ali Baba dergâhı postnişini Cafer Sadık Bektaş Baba 3 katlı dergâh binasına ve dergâhın bahçesine bu insanları yerleştirir karınlarının doyurur banyo yapacak yer gösterir yatacak yer verir. O sıra Anadolu’da Mustafa Kemal en kritik en zor günlerini yaşamaktadır. Para yok silah yok asker yoktur. Buna rağmen Mustafa Kemal Atatürk en seçme askerlerini en iyi silahlarla adaya gönderir ve adadaki Türklerin güvenliğini sağlar. O günden sonra Dergahtaki bahçesindeki çevresindeki Türkler akşamları rahat uyumaya başlar. Dergâh binası üç katlıdır geniş bir bahçesi dergâha ait üzüm bağları, tarlaları ve hayvanları vardır. Kendine sığınan herkesi korur doyurur sırtı pek karnı tok olarak sahip çıkar oradaki Türklere. Kurtuluş savaşı sonrası yapılan mübadele ile adada yaşayan Türkler mübadil olarak Anadolu’ya gelirler. Mübadele ile gelenler son dalgadır. Girit Türklerinin Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Türkiye'ye gelenleri ağırlıklı olarak Çukurova, Ayvalık, İzmir, Bodrum, Side, Mudanya, Adana ve Mersin'e yerleşmişlerdir. Ayvalık ve Alibey/Cunda adasında hâlen nüfus çoğunluğunu teşkil eden Giritliler arasında Yunancanın Girit lehçesi de günümüze dek kullanılmaktadır.


İşte bu son mübadelede Girit’ten gelenlerden biride Girit Kandiyadaki Horasanlı Ali Baba dergâhı son postnişini Cafer Sadık Bektaş Babadır. Gelmeden dergahtaki Horasanlı Ali Baba mezarını açar Ali Babanın kemiklerini alır ve Tarsus’a da gömer. Şu anda orası ziyarettir ve Tarsuslular ziyaret eder dua ederler. Cafer Sadık Bektaş Baba Mersin’de Tren garının batı çıkışının tam karşısında bugün bir yerel gazetenin ofisi olan binayı satın alır son nefesine kadar orada kalır. Kendisinden sonra manevi evladı Dr. Kemal gül orada yaşar.1980 yılına kadar haftada bir gün halk günü yapan Dr. Kemal gül Cafer Sadık Bektaş Baba gibi halk tarafından çok sevilen biridir.


Hacıbektaş Postnişini Ali Naci Baykal dedebaba hakka yürüyünce mücerred olduğu için Hacıbektaş dergahında postnişine oturacak olan Cafer Sadık Bektaş Baba kendi rızası ile Bedri Noyan Dedebaba’ya postnişini teslim eder. Hayatı boyunca insanlara hizmet eden doğruluktan ayrılamayan Cafer Sadık Bektaş Babanın bedeni bugün akbelen Mezarlığında yatmaktadır. Kandiya’da ki dernek ise Alaçatı Mubadilleri derneği binası olarak İzmir Alaçatı’dan gidenler tarafından kullanılmaktadır. Bundan önceki dernek başkanı ılımlı demokrat barışçı bir kadındı. Şu anki başkan biraz daha Yunan milliyetçisi bir çizgide. Ben dernek yönetimine şunu önermiştim: Biz İzmir Alaçatı üç katlı bir binayı size verelim siz Dergâh binasını bize verin. Dergâha Hacıbektaş’tan bir görevli isteyelim ve barışa hizmet edelim. Bizi tanıyan eski dernek başkanı hem bizi çok sevdi nasıl bu kadar barışçıl insanlar olduğumuza şaşırdığını söyledi hem de bu fikre sıcak baktı. Ancak sonraları bu düşüncemiz gerçekleşmedi. Bu yazıyı şunun için bu kadar uzattım. 

Girit’te adalarda ve tüm Balkanlarda yaşanan acılara hürmeten geçmişlerinden kopmamaları için yaşananlar unutulmaması için Cafer Sadık Bektaş Baba’nın bugün tarihi eser olan Mersin Tren garının tam karşısındaki evi GİRİT MUBADİLLERİ ve CAFER SADIK BEKTAŞ BABA müzesine çevrilmelidir. Zira bu müze için elimizde Cafer Sadık Babadan kalma yeterince tarihi eser el yazması eserler tesbihler mühürler kılıçlar ve başkaca emanetler vardır. Ayrıca Hacıbektaş Dergâhı ve Bedri Noyan dede babanın oğlu Kurtcebe Noyan’dan bu konuda destek isteyebiliriz. Ve ayrıca Giritli mübadil kardeşlerimizden tarihi değeri olan eşya resim ve yaşanmış anılarını yazılı olarak bağışlanmaları istenebilir. Bunu yapacak olan da Kültür sanata ve müzeye büyük önem veren Mersin Büyükşehir Belediyesidir. Bu konuyu şehrimizde tartışmaya açmak isterim.

NOT1) Gelenler büyük zorluklar yaşamışlardır. Dram dolu yaşamları gelişte de gelişten sonrada sürmüştür. Gelenlerden biride Mersin’de Yenişehir Piri Reis mahallesi muhtarımız Herkesin sevgilisi Aziz amcadır. Aziz Amca o zamanlar yok Ailesi gemi ile gelirken gemi belirli sayıda yolcu alır. Tam büyükannesine sıra gelince aile biner ama son kızlarına Aziz amcanın o zaman küçük bir kız olan teyzesine sıra gelince sayı dolar ve teyzesini almazlar. Anne annesi kızını almak ister izin vermezler çırpınır bağırır çağırır kendini parçalar ama emir kesindir sayıdan fazla olan alınmaz. Onu diğerleri teselli etmeye çalışır merak etme derler diğer gemi ile gelecek derler. Gelecek ama diğer gemi nereye gidecek kızı bu bilinmez. Aziz amcanın nenesi günlerce hiçbir şey yiyemez zavallı kadıncağız. Aziz Amcanın anne ananesini getiren gemi Mersin’e teyzesini getiren gemi İzmir’de indirir yolcuları bu anne kızın kavuşmaları çok zor ve çok uzun bir aradan sonra dramatik bir şekilde gerçekleşir. Zira o zamanlar telefon yok ulaşım yok haber alma olanakları son derece sınırlı. Ama en sonunda ağlaya ağlaya birbirlerine kavuşurlar.


NOT2) Girit’in ünlüleri Cafer sadık Bektaş Baba Venizelos, Kazancakis, Hüsamettin Cindoruk


Not3) Cafer Sadık Bektaş Babadan etkilenen biride ünlü Yunanlı yazar Nikos Kazancakis’dir. Benim araştırmalarıma ve kişisel düşünceme göre ve Allahın Garibi adlı bir Hristiyan ermişi anlattığı kitap aslında komşusu olan ve Girit’te tanıdığı Cafer Bektaş Baba ve diğer Bektaşilerden etkilenerek yazmıştır. Ama başlangıçta Yunan milliyetçisi olduğu için bu kitabın kahramanını çok etkilendiği Türk Müslüman Bektaşi babaları olarak değil de Hristiyan bir ermiş olarak seçmiştir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.