Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... 5 Nisan 2026 |Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXVII-| Dünde Kalan Sözler- XXII- | Mersin Birinci Milli Kültür ve Eğitim Sempozyumu Kapanış Konuşması | Hilmi DULKADİR

• Sabahattin Çakmakoğlu'nun 19 Aralık 1987'de, açılışını yaptığı “Birinci Milli Kültür ve Eğitim Sempozyumu”nun kapanışında yaptığı bu konuşma, serideki en samimi, en teşekkür dolu ve en geleceğe dönük” metinlerden biridir. Açılış konuşmasında teorik çerçeveyi çizen Çakmakoğlu, kapanışta “emek verenleri onurlandırıyor, sempozyumun amacına ulaştığını müjdeliyor ve geleceğe yönelik projeksiyonlarını paylaşıyor.” Konuşma, Valinin tören açıp kapamadığını, “ekibini sahiplenen, onların gayretini görünür kılan bir yönetici” olduğunu da gösteriyor. •       Teşekkür ve Takdir: Başarının Sahipleri       Çakmakoğlu, kapanış konuşmasına “emeği geçenleri anarak” başlamıştır. Bu, onun yönetim anlayışının önemli bir göstergesidir. İsimleri tek tek saymaktadır:       - Milli Eğitim Müdürü Osman Genç.       - Halk Eğitim Müdürü Hilmi Dulkadir ve personeli       "Kendilerini tebrik ederim" sözleri ile valinin astlarına verdiği değerin ve onların başarısını sahiplenmenin ötesinde, “onları kamuoyu önünde onurlandırmanın” ifadesidir.       Kültür ve Eğitim Kurumları Arasındaki İlişki       Çakmakoğlu, konuşmasında “Kültür Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı” arasındaki işlev farkına dikkat çekiyor. Kültür Bakanlığı, "sınırları sıhhatle çizilerek belli bir zaman ve ölçü içerisinde yapılan çalışmalar" yapmalı, "hemen eğitilecek şekilde verilemeyecek büyük davalarla meşgul olmalıdır." Milli Eğitim Bakanlığı ise "bu verileri uygulayıcı rolündedir." Bu ayrım, Çakmakoğlu'nun “kurumlar arası iş bölümüne” verdiği önemin göstergesidir.       Buradan hareketle, “Halk Eğitimi Merkezleri” için önemli bir tespitte bulunuyor: Halk Eğitimi Merkezlerinin kültür eğitimi yapabilmesi için "hazır materyale" dayanması gerekir. Bu materyali hazırlayacak olan, “milli kültürle meşgul olacak bir birimdir”. Bu tespit, onun “kurumsal işleyişteki mantıki tutarlılığa” verdiği önemin bir göstergesidir.       Üniversitelerin Sorumluluğu: "Enternasyonal Adam Yetiştirmek İstemiyoruz"       Çakmakoğlu, üniversitelerin bilimsel araştırmalarının yanı sıra “milli değerler üzerinde de araştırma yapmaları” gerektiğini vurgulamaktadır. "Enternasyonal adam yetiştirmek istemiyoruz. Evet, insanımız yetişecek ama ağırlığı bizden yana olacak." Bu sözler, onun daha önceki konuşmalarında geliştirdiği "evrensel-milli dengesi" temasının bir devamıdır.       Bu noktada, “Gaziantep'teki ODTÜ kampüsünde” yaptığı bir konuşmayı hatırlatmaktadır. ODTÜ'nün çok şöhretli, bilimsel bakımdan iyi mühendisler yetiştirdiğini kabul ediyor, ancak ekliyor: "Bize aranan çok bilgili mühendisler yetiştirdiğiniz için sizlere şükranımız vardır. Ama sizler, aynı ölçülerde Türk Milletinin değerlerine de sahip mühendisler olmalısınız." Bu ifade, onun “eğitimde sadece nitelik değil, kimlik de aradığını gösteren güçlü bir vurgudur.       Üniversitelerin bu konuya el atması gerektiğini, ancak “birlik ve beraberlik içinde” hareket etmeleri gerektiğini de eklemektedir. “Aksi takdirde, her biri ayrı parsellenmiş düşüncelerle yapılan araştırmalar, işin içinden çıkılmaz bir hale yol açabilir.       “Pilot Proje: Mersin'in Özel Konumu”       Çakmakoğlu'nun konuşmasındaki en önemli somut kazanımlardan biri, “Mersin'in pilot proje olarak seçilmesi” talebidir. Mersin Halk Eğitimi teşkilatının, milli kültürü eğitim yoluyla koruyacak, yaygınlaştıracak, geliştirecek ve yaşatacak şekilde “pilot proje olarak ele alınmasını” istemektedir. Bu talebin, dönemin “Kültür Bakanlığı Müsteşarı Dr. Mehmet Önder” ve Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürü “Ahmet Erdoğan” tarafından kabul edilmesi, Çakmakoğlu'nu ziyadesiyle memnun etmiştir. "Bu ilin Valisi olarak şükranlarımı sunuyorum" sözleri, onun “Mersin'e kazandırdığı bu özel statüden” duyduğu gururu ifade etmektedir.       Sempozyumda dile getirilen düşüncelerin, bütünüyle kendisine ait olmadığını, “konuya ömrünü vermiş uzmanlar tarafından da paylaşıldığını” duymanın kendisine "büyük vicdan rahatlığı" verdiğini söylemiştir. Bu, kendilerinin “düşüncelerinde yalnız olmadığını görmekten duyduğu mutluluğun” ifadesidir.       “Açık Hava Müzesi Hayali” Çakmakoğlu, kişisel bir projesini de ilk kez burada dile getirmiştir: “Açık hava müzesi” kurmak. "Meslek hayatım içerisinde nasip olur inşallah... Temenni ederim böyle bir açık hava müzesini. Tabii milli kültür değerlerimizin yıllar boyu sergileneceği bir açık hava müzesini...". Göreme gibi açık hava müzelerinin varlığını bildiğini, ancak “bize ait olanların sergilendiği etnografik ağırlıklı müzelerin” kurulması gerektiğini söylemiştir. Bu hayal, kendilerinin “kültürel mirasa verdiği önemin” ve “Mersin'i bir kültür merkezi haline getirme arzusunun” ifadesidir.       “Özenti Kültürlerden Uzak Durmak: Anadolu Lisesi Örneği”       Konuşmanın en renkli ve en çarpıcı bölümlerinden bir diğeri, Çakmakoğlu'nun “kültürel taklitçilik” konusunda verdiği somut örnektir. Bir Anadolu Lisesi'nin mezuniyet töreninde, yanı başındaki “Tarsus Amerikan Koleji'ni taklit ettiğini anlatır. Mezun öğrencilere "başına püsküllü kukuletalı bir kep geçirilmiş, siyah cüppeli" bir kıyafet giydirilmiş, Amerikan Koleji'ndeki törenin benzeri uygulanmıştır.       Çakmakoğlu, törenin hemen bitiminde “okul müdürünü ikaz ettiğini” söylermiştir. "Devletin lise öğrencisi özel kılık kıyafetiyle bir kültür özentisiyle gösterilmiş oluyordu... Ne olduğu düşünülmemiş, araştırılmamış şekle dayalı ve başkasını taklit olayı..." Bu örnek, onun “kültürel özenti ve taklitçiliğe” karşı ne kadar duyarlı olduğunu gösteren çarpıcı bir anekdottur.       "Bizi Kurtaracak Olan Bize Ait Olanlardır"       Çakmakoğlu, konuşmasının en veciz sözlerinden birini söylemiştir: "Bizi kurtaracak olan bize ait olanlardır." Bu kısa cümle, onun bir bütün olarak kültür ve eğitim felsefesinin özeti niteliğindedir. Medeniyetin ortak nimetlerinden faydalanırken, “özümüzü, kimliğimizi, kültürümüzü korumanın” hayati önemini vurgularmıştır.       Sonuç:       Bu konuşma, Sabahattin Çakmakoğlu'nun “bir fikrin nasıl hayata geçirildiğini, hangi emeklerle olgunlaştığını ve hangi teşekkürlerle taçlandırıldığını” gösteren samimi bir metindir. Öne çıkan noktalar şöyle özetlenebilir:       - “Osman Genç” ve “Hilmi Dulkadir” gibi isimlerin gayreti, sempozyumun başarısında kilit rol oynamıştır. “Kendilerini tebrik ederim.”       - Kültür Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında sağlıklı bir iş bölümü olmalıdır.       - Üniversiteler, sadece bilimsel değil, aynı zamanda milli değerler üzerinde de araştırma yapmalı; "enternasyonal adam" değil, "Türk mühendisi" yetiştirmelidir.       - Mersin, milli kültür eğitimi konusunda “pilot proje” statüsü kazanmıştır.       - Açık hava müzesi, Çakmakoğlu'nun Mersin için hayal ettiği kültürel projelerden biridir.       - Kültürel taklitçilikten uzak durulmalı, “bize ait olan değerler” korunmalı ve yaşatılmalıdır.       - "Bizi kurtaracak olan bize ait olanlardır."       Ruhu şad olsun… • |10 Nisan 2026 |Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXVIII-| Dünde Kalan Sözler- XXIII- | Mersin İkinci Milli Kültür ve Eğitim Sempozyumu |
Ekleme Tarihi: 05 Nisan 2026 -Pazar

KÜLTÜR YAZILARI... 5 Nisan 2026 |Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXVII-| Dünde Kalan Sözler- XXII- | Mersin Birinci Milli Kültür ve Eğitim Sempozyumu Kapanış Konuşması | Hilmi DULKADİR



Sabahattin Çakmakoğlu'nun 19 Aralık 1987'de, açılışını yaptığı “Birinci Milli Kültür ve Eğitim Sempozyumu”nun kapanışında yaptığı bu konuşma, serideki en samimi, en teşekkür dolu ve en geleceğe dönük” metinlerden biridir. Açılış konuşmasında teorik çerçeveyi çizen Çakmakoğlu, kapanışta “emek verenleri onurlandırıyor, sempozyumun amacına ulaştığını müjdeliyor ve geleceğe yönelik projeksiyonlarını paylaşıyor.” Konuşma, Valinin tören açıp kapamadığını, “ekibini sahiplenen, onların gayretini görünür kılan bir yönetici” olduğunu da gösteriyor.

      Teşekkür ve Takdir: Başarının Sahipleri
      Çakmakoğlu, kapanış konuşmasına “emeği geçenleri anarak” başlamıştır. Bu, onun yönetim anlayışının önemli bir göstergesidir. İsimleri tek tek saymaktadır:
      - Milli Eğitim Müdürü Osman Genç.
      - Halk Eğitim Müdürü Hilmi Dulkadir ve personeli
      "Kendilerini tebrik ederim" sözleri ile valinin astlarına verdiği değerin ve onların başarısını sahiplenmenin ötesinde, “onları kamuoyu önünde onurlandırmanın” ifadesidir.

      Kültür ve Eğitim Kurumları Arasındaki İlişki
      Çakmakoğlu, konuşmasında “Kültür Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı” arasındaki işlev farkına dikkat çekiyor. Kültür Bakanlığı, "sınırları sıhhatle çizilerek belli bir zaman ve ölçü içerisinde yapılan çalışmalar" yapmalı, "hemen eğitilecek şekilde verilemeyecek büyük davalarla meşgul olmalıdır." Milli Eğitim Bakanlığı ise "bu verileri uygulayıcı rolündedir." Bu ayrım, Çakmakoğlu'nun “kurumlar arası iş bölümüne” verdiği önemin göstergesidir.
      Buradan hareketle, “Halk Eğitimi Merkezleri” için önemli bir tespitte bulunuyor: Halk Eğitimi Merkezlerinin kültür eğitimi yapabilmesi için "hazır materyale" dayanması gerekir. Bu materyali hazırlayacak olan, “milli kültürle meşgul olacak bir birimdir”. Bu tespit, onun “kurumsal işleyişteki mantıki tutarlılığa” verdiği önemin bir göstergesidir.

      Üniversitelerin Sorumluluğu: "Enternasyonal Adam Yetiştirmek İstemiyoruz"
      Çakmakoğlu, üniversitelerin bilimsel araştırmalarının yanı sıra “milli değerler üzerinde de araştırma yapmaları” gerektiğini vurgulamaktadır. "Enternasyonal adam yetiştirmek istemiyoruz. Evet, insanımız yetişecek ama ağırlığı bizden yana olacak." Bu sözler, onun daha önceki konuşmalarında geliştirdiği "evrensel-milli dengesi" temasının bir devamıdır.
      Bu noktada, “Gaziantep'teki ODTÜ kampüsünde” yaptığı bir konuşmayı hatırlatmaktadır. ODTÜ'nün çok şöhretli, bilimsel bakımdan iyi mühendisler yetiştirdiğini kabul ediyor, ancak ekliyor: "Bize aranan çok bilgili mühendisler yetiştirdiğiniz için sizlere şükranımız vardır. Ama sizler, aynı ölçülerde Türk Milletinin değerlerine de sahip mühendisler olmalısınız." Bu ifade, onun “eğitimde sadece nitelik değil, kimlik de aradığını gösteren güçlü bir vurgudur.
      Üniversitelerin bu konuya el atması gerektiğini, ancak “birlik ve beraberlik içinde” hareket etmeleri gerektiğini de eklemektedir. “Aksi takdirde, her biri ayrı parsellenmiş düşüncelerle yapılan araştırmalar, işin içinden çıkılmaz bir hale yol açabilir.

      “Pilot Proje: Mersin'in Özel Konumu”
      Çakmakoğlu'nun konuşmasındaki en önemli somut kazanımlardan biri, “Mersin'in pilot proje olarak seçilmesi” talebidir. Mersin Halk Eğitimi teşkilatının, milli kültürü eğitim yoluyla koruyacak, yaygınlaştıracak, geliştirecek ve yaşatacak şekilde “pilot proje olarak ele alınmasını” istemektedir. Bu talebin, dönemin “Kültür Bakanlığı Müsteşarı Dr. Mehmet Önder” ve Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürü “Ahmet Erdoğan” tarafından kabul edilmesi, Çakmakoğlu'nu ziyadesiyle memnun etmiştir. "Bu ilin Valisi olarak şükranlarımı sunuyorum" sözleri, onun “Mersin'e kazandırdığı bu özel statüden” duyduğu gururu ifade etmektedir.
      Sempozyumda dile getirilen düşüncelerin, bütünüyle kendisine ait olmadığını, “konuya ömrünü vermiş uzmanlar tarafından da paylaşıldığını” duymanın kendisine "büyük vicdan rahatlığı" verdiğini söylemiştir. Bu, kendilerinin “düşüncelerinde yalnız olmadığını görmekten duyduğu mutluluğun” ifadesidir.

      “Açık Hava Müzesi Hayali”
Çakmakoğlu, kişisel bir projesini de ilk kez burada dile getirmiştir: “Açık hava müzesi” kurmak. "Meslek hayatım içerisinde nasip olur inşallah... Temenni ederim böyle bir açık hava müzesini. Tabii milli kültür değerlerimizin yıllar boyu sergileneceği bir açık hava müzesini...". Göreme gibi açık hava müzelerinin varlığını bildiğini, ancak “bize ait olanların sergilendiği etnografik ağırlıklı müzelerin” kurulması gerektiğini söylemiştir. Bu hayal, kendilerinin “kültürel mirasa verdiği önemin” ve “Mersin'i bir kültür merkezi haline getirme arzusunun” ifadesidir.

      “Özenti Kültürlerden Uzak Durmak: Anadolu Lisesi Örneği”
      Konuşmanın en renkli ve en çarpıcı bölümlerinden bir diğeri, Çakmakoğlu'nun “kültürel taklitçilik” konusunda verdiği somut örnektir. Bir Anadolu Lisesi'nin mezuniyet töreninde, yanı başındaki “Tarsus Amerikan Koleji'ni taklit ettiğini anlatır. Mezun öğrencilere "başına püsküllü kukuletalı bir kep geçirilmiş, siyah cüppeli" bir kıyafet giydirilmiş, Amerikan Koleji'ndeki törenin benzeri uygulanmıştır.
      Çakmakoğlu, törenin hemen bitiminde “okul müdürünü ikaz ettiğini” söylermiştir. "Devletin lise öğrencisi özel kılık kıyafetiyle bir kültür özentisiyle gösterilmiş oluyordu... Ne olduğu düşünülmemiş, araştırılmamış şekle dayalı ve başkasını taklit olayı..." Bu örnek, onun “kültürel özenti ve taklitçiliğe” karşı ne kadar duyarlı olduğunu gösteren çarpıcı bir anekdottur.

      "Bizi Kurtaracak Olan Bize Ait Olanlardır"
      Çakmakoğlu, konuşmasının en veciz sözlerinden birini söylemiştir: "Bizi kurtaracak olan bize ait olanlardır." Bu kısa cümle, onun bir bütün olarak kültür ve eğitim felsefesinin özeti niteliğindedir. Medeniyetin ortak nimetlerinden faydalanırken, “özümüzü, kimliğimizi, kültürümüzü korumanın” hayati önemini vurgularmıştır.

      Sonuç:
      Bu konuşma, Sabahattin Çakmakoğlu'nun “bir fikrin nasıl hayata geçirildiğini, hangi emeklerle olgunlaştığını ve hangi teşekkürlerle taçlandırıldığını” gösteren samimi bir metindir. Öne çıkan noktalar şöyle özetlenebilir:
      - “Osman Genç” ve “Hilmi Dulkadir” gibi isimlerin gayreti, sempozyumun başarısında kilit rol oynamıştır. “Kendilerini tebrik ederim.”
      - Kültür Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında sağlıklı bir iş bölümü olmalıdır.
      - Üniversiteler, sadece bilimsel değil, aynı zamanda milli değerler üzerinde de araştırma yapmalı; "enternasyonal adam" değil, "Türk mühendisi" yetiştirmelidir.
      - Mersin, milli kültür eğitimi konusunda “pilot proje” statüsü kazanmıştır.
      - Açık hava müzesi, Çakmakoğlu'nun Mersin için hayal ettiği kültürel projelerden biridir.
      - Kültürel taklitçilikten uzak durulmalı, “bize ait olan değerler” korunmalı ve yaşatılmalıdır.
      - "Bizi kurtaracak olan bize ait olanlardır."
      Ruhu şad olsun…

|10 Nisan 2026 |Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXVIII-| Dünde Kalan Sözler- XXIII- | Mersin İkinci Milli Kültür ve Eğitim Sempozyumu |

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.