Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... BİR VALİNİN İZİNDE: SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU’NU ANMAK -VIII-| 16.11.2025 | HİLMİ DULKADİR

• Bir Şehrin Çehresini Değiştirmek: Kamu Binaları ve Sahil Şeridi        Sabahattin Çakmakoğlu'nun Mersin Valiliği, şehrin fiziki ve kurumsal altyapısında adeta bir rönesans dönemiydi. Göreve geldiğinde, inşaatı yıllardır sürüncemede kalmış ve birkaç el değiştirmiş olan Mersin Vilayet Hükümet Konağı'nın nihayet tamamlanışına ve bu modern binaya taşınılmasına şahitlik etti. Atatürk Parkı'ndan başlayıp göz alabildiğine denize uzanan muhteşem bir manzaraya sahip bu bina, Çakmakoğlu'nun idaresinde hizmete girdi.        Osmanlı'dan kalma eski mutasarrıflık binası ise artık Sağlık Müdürlüğü'ne tahsis edilmişti. Bu yeni Hükümet Konağı, Çakmakoğlu'nun ileri görüşlülüğünün diğer bir örneğidir.         Geleceğin büyümesine tam cevap veremese bile, merkezi, işlevsel ve şehrin kimliğine yakışır bir yönetim merkezi oluşturma çabası, onun ileri görüşlülüğünü gösterir. Bir inşaat gezisi sırasında, vali dairesinin denize sırtını dönük olarak planlandığını fark etmesi ve derhal müdahale ederek binanın Mersin'in en değerli varlığı olan deniz manzarasından azami şekilde faydalanacak şekilde yenilenmesini sağlaması, onun sıradan bir idareci değil, yaptığı işin her detayına hakim, estetik kaygılar taşıyan ve şehrin değerlerine sahip çıkan bir "mimar" olduğunun kanıtıdır.        Ancak Çakmakoğlu'nun imza attığı eserler bununla sınırlı değildi. Onun döneminde, Mersin adeta bir inşaat şantiyesine dönüştü. “Adalet Sarayı” ve “Emniyet Müdürlüğü” tesislerinin tamamlanıp hizmete sunulmasında bizzat rol oynadı. Adalet Sarayı'nın açılışını, daha sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı gibi önemli bir görevi de layıkıyla yerine getiren dönemin Mersin Cumhuriyet Savcısı Ferzan Çitici ile hazırlamışlardı. Bu önemli açılış törenine, Mülkiye'den yetişme bir büyüğü olarak yakından tanıdığı, kamuoyunca başarılı kabul edilen dönemin Adalet Bakanı Necat Eldem, Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Başkanları ile yüksek yargıdan birçok hâkim ve savcı katılarak tesisi onurlandırmıştı.        Aynı dönemde, “Albay Cengiz Katun” komutasındaki “Jandarma Alay Komutanlığı”'nın yeni binası, “Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Hulusi Sayın'ın katıldığı bir törenle hizmete açıldı. Bunları, “Sahil Güvenlik”, “Gümrük Teşkilatı, “Ulaştırma Bölge Müdürlüğü” ve “Tekel Başmüdürlüğü” binalarının kısa aralıklarla tamamlanması izledi.        Çakmakoğlu, ayrıca “Trafik Bölge Müdürlüğü”, Uray'daki “Vergi Dairesi”, Bahçelievler'deki “PTT binası”, “Mersin Doğumevi” ve “Meteoroloji Bölge Müdürlüğü” gibi kurumların binalarının da hizmete girmesini sağlamıştı. Eski Özel İdare binasını Halk Kütüphanesi'ne dönüştürmüş, Çakmak Caddesi'nde yaptırdıkları "Palmiye İşhanı"nı ise sonradan Bağkur'a devretmişlerdi. Vali Konağı'nın yanındaki tarihi "eski halkevi binası" da elden geçirilerek fonksiyonel hale getirilmiş ve ilgili birimlere tahsis edilmişti. Tüm bu yoğun inşa faaliyeti, onun döneminde nasıl bir dinamizm yaşandığının açık kanıtıydı.        Çakmakoğlu, hizmet binaları yapmakla kalmadı, Mersin'in geleceği için hayati öneme sahip iki kurumun da temellerini attı: "Mersin Kültür Sanat Turizm Vakfı" ve herkesin özlemle beklediği "Mersin Üniversitesi Vakfı". Bu iki vakfın kuruculuğunu da üstlenerek, şehrin kültürel ve akademik kimliğinin inşasına belki de en kalıcı katkıyı yapmış oldu.        Bu yoğun faaliyetler sürerken, Mersin'in o dönemdeki Belediye Başkanı “Okan Merzeci” ile de uyum içinde çalıştı. Mühendis ve şehirci kimliği, yapıcı kişiliği ve tecrübeye verdiği değerle öne çıkan Merzeci, valiyle uyum içinde çalışmayı benimsemişti. Ticaret ve müteahhitlik geçmişinden gelen deneyimi ve güven uyandıran kişiliğiyle belediye hizmetlerinde de etkili olan Merzeci'nin, kendi aylığını muhtaçlara dağıttığı dahi biliniyordu. Okan Merzeci'nin Mersin'e en kalıcı katkılarından biri, bugün şehrin en önemli cazibe merkezlerinden olan “Adnan Menderes Bulvarı”'nı inşa etmesiydi. Çakmakoğlu, bu dev projede belediyeye yol gösterici ve teşvik edici bir destek sağladı.        Çakmakoğlu'nun buradaki rolü, bir üst makam olmanın ötesinde, bir "yol arkadaşlığı" ve "cesaret vericilik"tir. Yapılmasını istediği işler için yerel yöneticilere güven vermesi, onları teşvik etmesi ve zorlukları aşmada yanlarında olduğunu hissettirmesi, etkili liderliğin klasik bir örneğidir. Bu güven, zorlu projelerin hayata geçirilmesindeki en kritik unsurlardan biridir.        Bulvarın inşası, denizin doldurulması gibi teknik ve hukuki zorluklar içeriyordu. Çakmakoğlu, bu süreçte yasal çerçevede iş birliği yaparak projenin önünü açtı. Sonuçta ortaya çıkan, bir ulaşım aksı olarak kalmadı, Mersinlilere denizi, yeşili ve tertemiz bir çevreyi sunan, üzerine yerleştirilen küçük ölçekli gazino ve kafeteryalarla yaşayan bir sosyal alan oldu. Çakmakoğlu, bu büyük hizmeti hayata geçiren rahmetli Okan Merzeci'yi her ortamda takdir ve rahmetle anmıştır.        Ancak Çakmakoğlu'nun anlatımındaki en insani dokuyu, bu çalışma arkadaşlıklarının ötesine geçen samimi bağlar oluşturur. Merzeci'nin vefatından sonra bile, eşi Candan Merzeci Hanım'ın, Çakmakoğlu ve eşiyle Mersin günlerini yad ederek görüşmeye devam etmesi, derin bir vefa ve dostluk örneğidir. Çakmakoğlu, bu vefalı dostlar arasında iş adamları Abdullah Duman ve Süleyman Palamut'u, eczacı Kadriye Esen'i ve genç yaşta vefat eden gazeteci Hüseyin Karataş'ın eşi, kendisi de yazar olan Gözenay Karataş'ı da minnetle yad eder. Bu isimleri anması, onun bir devlet adamı olmasından değil, aynı zamanda derin insani ilişkiler kuran ve bunları ömür boyu taşıyan bir dost olduğunu göstermektedir. • 21.11.2025 |BİR VALİNİN İZİNDE: SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU’NU ANMAK- IX-| Konuttan Camiye: Bir Şehrin Sosyal Dokusunu İnşa Etmek
Ekleme Tarihi: 16 Kasım 2025 -Pazar

KÜLTÜR YAZILARI... BİR VALİNİN İZİNDE: SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU’NU ANMAK -VIII-| 16.11.2025 | HİLMİ DULKADİR



Bir Şehrin Çehresini Değiştirmek: Kamu Binaları ve Sahil Şeridi

       Sabahattin Çakmakoğlu'nun Mersin Valiliği, şehrin fiziki ve kurumsal altyapısında adeta bir rönesans dönemiydi. Göreve geldiğinde, inşaatı yıllardır sürüncemede kalmış ve birkaç el değiştirmiş olan Mersin Vilayet Hükümet Konağı'nın nihayet tamamlanışına ve bu modern binaya taşınılmasına şahitlik etti. Atatürk Parkı'ndan başlayıp göz alabildiğine denize uzanan muhteşem bir manzaraya sahip bu bina, Çakmakoğlu'nun idaresinde hizmete girdi.
       Osmanlı'dan kalma eski mutasarrıflık binası ise artık Sağlık Müdürlüğü'ne tahsis edilmişti. Bu yeni Hükümet Konağı, Çakmakoğlu'nun ileri görüşlülüğünün diğer bir örneğidir. 
       Geleceğin büyümesine tam cevap veremese bile, merkezi, işlevsel ve şehrin kimliğine yakışır bir yönetim merkezi oluşturma çabası, onun ileri görüşlülüğünü gösterir. Bir inşaat gezisi sırasında, vali dairesinin denize sırtını dönük olarak planlandığını fark etmesi ve derhal müdahale ederek binanın Mersin'in en değerli varlığı olan deniz manzarasından azami şekilde faydalanacak şekilde yenilenmesini sağlaması, onun sıradan bir idareci değil, yaptığı işin her detayına hakim, estetik kaygılar taşıyan ve şehrin değerlerine sahip çıkan bir "mimar" olduğunun kanıtıdır.
       Ancak Çakmakoğlu'nun imza attığı eserler bununla sınırlı değildi. Onun döneminde, Mersin adeta bir inşaat şantiyesine dönüştü. “Adalet Sarayı” ve “Emniyet Müdürlüğü” tesislerinin tamamlanıp hizmete sunulmasında bizzat rol oynadı. Adalet Sarayı'nın açılışını, daha sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı gibi önemli bir görevi de layıkıyla yerine getiren dönemin Mersin Cumhuriyet Savcısı Ferzan Çitici ile hazırlamışlardı. Bu önemli açılış törenine, Mülkiye'den yetişme bir büyüğü olarak yakından tanıdığı, kamuoyunca başarılı kabul edilen dönemin Adalet Bakanı Necat Eldem, Danıştay, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Başkanları ile yüksek yargıdan birçok hâkim ve savcı katılarak tesisi onurlandırmıştı.
       Aynı dönemde, “Albay Cengiz Katun” komutasındaki “Jandarma Alay Komutanlığı”'nın yeni binası, “Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Hulusi Sayın'ın katıldığı bir törenle hizmete açıldı. Bunları, “Sahil Güvenlik”, “Gümrük Teşkilatı, “Ulaştırma Bölge Müdürlüğü” ve “Tekel Başmüdürlüğü” binalarının kısa aralıklarla tamamlanması izledi.
       Çakmakoğlu, ayrıca “Trafik Bölge Müdürlüğü”, Uray'daki “Vergi Dairesi”, Bahçelievler'deki “PTT binası”, “Mersin Doğumevi” ve “Meteoroloji Bölge Müdürlüğü” gibi kurumların binalarının da hizmete girmesini sağlamıştı. Eski Özel İdare binasını Halk Kütüphanesi'ne dönüştürmüş, Çakmak Caddesi'nde yaptırdıkları "Palmiye İşhanı"nı ise sonradan Bağkur'a devretmişlerdi. Vali Konağı'nın yanındaki tarihi "eski halkevi binası" da elden geçirilerek fonksiyonel hale getirilmiş ve ilgili birimlere tahsis edilmişti. Tüm bu yoğun inşa faaliyeti, onun döneminde nasıl bir dinamizm yaşandığının açık kanıtıydı.
       Çakmakoğlu, hizmet binaları yapmakla kalmadı, Mersin'in geleceği için hayati öneme sahip iki kurumun da temellerini attı: "Mersin Kültür Sanat Turizm Vakfı" ve herkesin özlemle beklediği "Mersin Üniversitesi Vakfı". Bu iki vakfın kuruculuğunu da üstlenerek, şehrin kültürel ve akademik kimliğinin inşasına belki de en kalıcı katkıyı yapmış oldu.
       Bu yoğun faaliyetler sürerken, Mersin'in o dönemdeki Belediye Başkanı “Okan Merzeci” ile de uyum içinde çalıştı. Mühendis ve şehirci kimliği, yapıcı kişiliği ve tecrübeye verdiği değerle öne çıkan Merzeci, valiyle uyum içinde çalışmayı benimsemişti. Ticaret ve müteahhitlik geçmişinden gelen deneyimi ve güven uyandıran kişiliğiyle belediye hizmetlerinde de etkili olan Merzeci'nin, kendi aylığını muhtaçlara dağıttığı dahi biliniyordu.
Okan Merzeci'nin Mersin'e en kalıcı katkılarından biri, bugün şehrin en önemli cazibe merkezlerinden olan “Adnan Menderes Bulvarı”'nı inşa etmesiydi. Çakmakoğlu, bu dev projede belediyeye yol gösterici ve teşvik edici bir destek sağladı.
       Çakmakoğlu'nun buradaki rolü, bir üst makam olmanın ötesinde, bir "yol arkadaşlığı" ve "cesaret vericilik"tir. Yapılmasını istediği işler için yerel yöneticilere güven vermesi, onları teşvik etmesi ve zorlukları aşmada yanlarında olduğunu hissettirmesi, etkili liderliğin klasik bir örneğidir. Bu güven, zorlu projelerin hayata geçirilmesindeki en kritik unsurlardan biridir.
       Bulvarın inşası, denizin doldurulması gibi teknik ve hukuki zorluklar içeriyordu. Çakmakoğlu, bu süreçte yasal çerçevede iş birliği yaparak projenin önünü açtı. Sonuçta ortaya çıkan, bir ulaşım aksı olarak kalmadı, Mersinlilere denizi, yeşili ve tertemiz bir çevreyi sunan, üzerine yerleştirilen küçük ölçekli gazino ve kafeteryalarla yaşayan bir sosyal alan oldu. Çakmakoğlu, bu büyük hizmeti hayata geçiren rahmetli Okan Merzeci'yi her ortamda takdir ve rahmetle anmıştır.
       Ancak Çakmakoğlu'nun anlatımındaki en insani dokuyu, bu çalışma arkadaşlıklarının ötesine geçen samimi bağlar oluşturur. Merzeci'nin vefatından sonra bile, eşi Candan Merzeci Hanım'ın, Çakmakoğlu ve eşiyle Mersin günlerini yad ederek görüşmeye devam etmesi, derin bir vefa ve dostluk örneğidir. Çakmakoğlu, bu vefalı dostlar arasında iş adamları Abdullah Duman ve Süleyman Palamut'u, eczacı Kadriye Esen'i ve genç yaşta vefat eden gazeteci Hüseyin Karataş'ın eşi, kendisi de yazar olan Gözenay Karataş'ı da minnetle yad eder. Bu isimleri anması, onun bir devlet adamı olmasından değil, aynı zamanda derin insani ilişkiler kuran ve bunları ömür boyu taşıyan bir dost olduğunu göstermektedir.

21.11.2025 |BİR VALİNİN İZİNDE: SABAHATTİN ÇAKMAKOĞLU’NU ANMAK- IX-| Konuttan Camiye: Bir Şehrin Sosyal Dokusunu İnşa Etmek

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.