Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXII- | Dünde Kalan Sözler- XVII- | Şehirleşme ve Eğitim: Mersin'de Toplu Konut Alanlarında Okullaşma | 20 Mart 2026

• Sabahattin Çakmakoğlu'nun 14 Kasım 1987'de Güneykent İçel Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifinin temel atma töreninde yaptığı bu konuşma, onun “şehircilik vizyonu” ile “eğitim politikalarını” bütünleştiren nadir metinlerden biridir. Konuşma, yüzeyde bir öğretmen konutları temel atma töreni gibi görünse de aslında “Mersin'in kentsel dönüşümü, toplu konut politikaları ve öğretmenlerin toplumsal statüsü” üzerine kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Çakmakoğlu, öğretmenlerin barınma sorununu çözmenin, eğitimin niteliğini artırmanın ön koşulu olduğunu vurgularken, bunu gerçekleştirmek için gereken “kurumsal mekanizmaları” (kooperatifleşme, toplu konut fonu, kamu-özel iş birliği) ayrıntılı biçimde anlatmaktadır.         Tarihî Arka Plan: 1980'ler Türkiye'sinde Konut Sorunu ve Toplu Konut Hamlesi       Çakmakoğlu'nun konuşması, 1980'lerin ikinci yarısında Türkiye'nin en önemli sosyal meselelerinden biri olan “konut sorununa” ışık tutuyor. Nedeni; hızlı kentleşme, göç ve nüfus artışı, büyük şehirlerde konut ihtiyacını had safhaya çıkarmıştır. Çakmakoğlu'nun vurguladığı gibi, geleneksel çözüm olan “T. Emlâk Kredi Bankası” üzerinden yürütülen konut kredileri, bankanın sınırlı mevduat kaynağı nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda, 1980'lerin başında kurulan “Toplu Konut Fonu”, konut politikasında bir dönüm noktasıdır. Çakmakoğlu'nun fonun işleyiş mekanizmasını -lüks tüketim maddeleri, yabancı sigara, ithal malları ve yurt dışı çıkışlardan yapılan kesintilerle- ayrıntılı biçimde anlatması, onun “kamu maliyesi ve bürokratik işleyişe hâkimiyetini” göstermektedir.         "Bir Gülnar Kurmak": Rakamlarla Şehirleşme Vizyonu       Çakmakoğlu'nun konuşmasındaki en çarpıcı üslup özelliği, “somut veriler ve çarpıcı benzetmelerle” soyut politikaları anlaşılır kılmasıdır. 1200 öğretmen konutunu anlatırken yaptığı hesap dikkat çekicidir: "1200'ü ortalama 5'le çarpınız, Gülnar'ı kuruyorsunuz demektir. Bir Gülnar ilçe merkezini kuruyor olduğunuzu düşününüz. Gülnar 300 senelik bir ilçe merkezi. Siz bir senede, bir buçuk senede bir Gülnar yaratıyorsunuz." Bu ifade, “niceliksel büyüklüğü niteliksel bir kıyaslamayla” somutlaştıran etkili bir retorik  örneğidir.       Aynı yaklaşım “Güneykent projesi” için de geçerlidir: 8500 dönüm alanda 35.000 konut, 160.000 nüfuslu yeni bir şehir. Çakmakoğlu, bu büyüklüğü yine çarpıcı bir benzetmeyle ifade ediyor: "Bu semtte bir Tarsus kuruyoruz. Belediye olarak bu semtte bir Tarsus kuruluyor." “Tarsus gibi tarihi ve kültürel birikimi olan bir şehrin, birkaç yıl içinde Mersin'in eteğinde yeniden kurulması” fikri, dönemin kentleşme hızını ve ölçeğini gözler önüne seriyor.         Kamulaştırma Süreci ve Toplumsal Muhalefet       Çakmakoğlu'nun konuşmasında, “siyasi iradenin toplumsal muhalefete karşı duruşu” da önemli bir alt metindir. Güneykent projesinin kamulaştırma sürecinde yaşanan tepkileri hatırlatmaktadır: "O zaman bizim mahalli basında ve çevredeki dedikoduları şimdi hatırlamanızı diliyorum. Neler söylenmedi ki. İşte 'Bahçeler elden gidiyor. Köylüler göç edecek. Yolu kestiler v.s. gibi…" Çakmakoğlu, bu eleştirilere “hukuki ve ekonomik gerekçelerle” şöyle cevap vermektedir: Tapu sahiplerine değerinin üstünde ödeme yapıldığını, hazine arazilerinin yasal yollarla belediyeye aktarıldığını vurgulayarak, daha da önemlisi, “bir tercih” ortaya koyarak: "Evet bahçe ekonomik bir değer, ama ben ev sıkıntısı içindeyken bahçe olarak mı devam etsin? Evvela ev yapacağım, ondan sonra da bahçe yapmak mümkün," demiştir.       Bu ifadesi ile Çakmakoğlu bir başka yönünü ortaya koyuyor: Kalkınmacı ve şehirleşmeci” öncelik...         Kooperatifleşme ve Yerel Yönetim İş Birliği       Bu alanda yaptığı konuşmanın önemli bir bölümü, “konut sorununun çözümünde izlenecek yöntemlere” ayrılmıştır. Nitekim Çakmakoğlu, üç aşamalı bir model sunmaktadır:       1. “Kooperatifleşme:” Aynı gelir seviyesindeki insanların dayanışması. "Yardımlaşmanın dünyada, geçmiş iktisat tarihindeki örneklerinin başarılı olanı kooperatifleşmedir."       2. “Finansman:” Toplu Konut Fonu gibi güçlü kaynaklardan kredi temini. Çakmakoğlu, bu fonun nasıl işlediğini ayrıntılı anlatarak, “kamu kaynaklarının şeffaf ve hedef odaklı kullanımına” verdiği önemi göstermiştir.       3. “Yerel Yönetim-Özel Sektör İş birliği:” "İmar İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi" örneğinde olduğu gibi, vilayet ve dört belediyenin ortaklığıyla kurulan şirketler aracılığıyla inşaatın hızlandırılması.       Bu model de Çakmakoğlu'nun yine bir başka yönünü, “kamu yönetimi anlayışının pragmatik ve kurucu yönünü” yansıtmaktadır. Devletin doğrudan inşaat yapması yerine, “altyapıyı hazırlayan, finansmanı sağlayan ve özel girişimi yönlendiren bir düzenleyici” rolü üstlenmesi, 1980'lerin ikinci yarısındaki ekonomi politikalarının tipik bir yansımasıdır.         Öğretmenlerin Toplumsal Statüsü ve Siyaset       Konuşmanın son bölümü, Çakmakoğlu'nun “öğretmenlerle kişisel ilişkisine” ve “öğretmenlerin toplumsal-siyasal konumuna” dair önemli ipuçları içeriyor. Kendisinin de kaymakamlığı döneminde iki yıl tarih öğretmenliği yaptığını hatırlatması, “bürokrat-siyasetçi kimliği ile eğitimci kimliğini” birleştiren samimi bir vurgudur. Çıldır'da okuttuğu öğrencilerin kendisine hâlâ "hocam" diye hitap etmesinden duyduğu memnuniyet, onun eğitim sevdalısı bir bürokrat olarak taşıdığı duygusal bağı da göstermektedir.       Ancak hemen ardından, “öğretmenlerin siyasal tercihlerine” yönelik eleştirel bir uyarı yapmaktadır:       "Zaman zaman şu veya bu cereyanlara kapılan arkadaşları uyarmamız olmuştur. Yapılanlar beğenmediğimizi, tasvip de etmediğimizi söylemişizdir. Metot farklılığı olmuştur. Siyasi hareketlerin içinde öğretmenlerin müşkül durumlarının halledileceği inancını taşıyanlar olmuştur. Yanlış yolda hareket etmişlerdir."       Bu ifadeler, 1980'lerin ikinci yarısında “öğretmenlerin sol/sosyalist hareketlerle ilişkisine” dair bir dönem tespitidir. Çakmakoğlu, öğretmenlerin sorunlarının siyasi hareketlerle değil, “kendi mesleki donanımlarıyla ve devletin sağlayacağı imkânlarla” çözüleceğini savunur. "Halbuki evvela sosyal, kültürel eğitim alanında kendini güçlü hissedecek bir duruma çıktığınız zaman zaten etkili olursunuz."       Bu yaklaşım, onun “öğretmenleri siyasetin öznesi değil, eğitimin öznesi” olarak gören muhafazakâr-modernist çizgisini yansıtmaktadır.       Sonuç: Bütüncül Bir Kalkınma Anlayışı       Güneykent’te yaptığı bu konuşma, Sabahattin Çakmakoğlu'nun “şehircilik, konut politikası, eğitim ve öğretmen statüsü” arasında kurduğu organik bağın en somut örneklerinden biridir. Ona göre:       “Öğretmenin barınma sorunu çözülmeden, eğitimin niteliği artırılamaz.” “Konut sorunu”, bireysel bir mesele olmaktan öte, “kamusal bir politikadır” ve güçlü finansman araçları gerektirir.       “Kentleşme”, plansız ve kontrolsüz bırakılamayacak kadar önemli bir süreçtir; “kamu otoritesi” (valilik, belediye) bu süreci yönlendirmelidir.       “Öğretmenler”, toplumun geleceğini inşa eden aktörler olarak hem mesleki donanım hem de sosyal statü bakımından güçlendirilmelidir; bu güçlenme, onları yanlış siyasal yönelimlerden de koruyacaktır.       “Güneykent projesi” ve içindeki “öğretmen evleri”, Çakmakoğlu'nun zihnindeki “modern, planlı ve sosyal devlet ilkelerine dayalı kent” vizyonunun somut bir tezahürüdür. Onun ifadesiyle, bu süreç "fikrin yoğunlaşması ve eyleme, esere dönüşmesidir".       Ruhu şad olsun… • |22 Mart 2026 |Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXIII-| Dünde Kalan Sözler- XVIII- | Bizde Öğretmen Olmak |
Ekleme Tarihi: 20 Mart 2026 -Cuma

KÜLTÜR YAZILARI... Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXII- | Dünde Kalan Sözler- XVII- | Şehirleşme ve Eğitim: Mersin'de Toplu Konut Alanlarında Okullaşma | 20 Mart 2026

Sabahattin Çakmakoğlu'nun 14 Kasım 1987'de Güneykent İçel Milli Eğitim Mensupları Yapı Kooperatifinin temel atma töreninde yaptığı bu konuşma, onun “şehircilik vizyonu” ile “eğitim politikalarını” bütünleştiren nadir metinlerden biridir. Konuşma, yüzeyde bir öğretmen konutları temel atma töreni gibi görünse de aslında “Mersin'in kentsel dönüşümü, toplu konut politikaları ve öğretmenlerin toplumsal statüsü” üzerine kapsamlı bir analiz sunmaktadır. Çakmakoğlu, öğretmenlerin barınma sorununu çözmenin, eğitimin niteliğini artırmanın ön koşulu olduğunu vurgularken, bunu gerçekleştirmek için gereken “kurumsal mekanizmaları” (kooperatifleşme, toplu konut fonu, kamu-özel iş birliği) ayrıntılı biçimde anlatmaktadır.

 

      Tarihî Arka Plan: 1980'ler Türkiye'sinde Konut Sorunu ve Toplu Konut Hamlesi

      Çakmakoğlu'nun konuşması, 1980'lerin ikinci yarısında Türkiye'nin en önemli sosyal meselelerinden biri olan “konut sorununa” ışık tutuyor. Nedeni; hızlı kentleşme, göç ve nüfus artışı, büyük şehirlerde konut ihtiyacını had safhaya çıkarmıştır. Çakmakoğlu'nun vurguladığı gibi, geleneksel çözüm olan “T. Emlâk Kredi Bankası” üzerinden yürütülen konut kredileri, bankanın sınırlı mevduat kaynağı nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda, 1980'lerin başında kurulan “Toplu Konut Fonu”, konut politikasında bir dönüm noktasıdır. Çakmakoğlu'nun fonun işleyiş mekanizmasını -lüks tüketim maddeleri, yabancı sigara, ithal malları ve yurt dışı çıkışlardan yapılan kesintilerle- ayrıntılı biçimde anlatması, onun “kamu maliyesi ve bürokratik işleyişe hâkimiyetini” göstermektedir.

 

      "Bir Gülnar Kurmak": Rakamlarla Şehirleşme Vizyonu

      Çakmakoğlu'nun konuşmasındaki en çarpıcı üslup özelliği, “somut veriler ve çarpıcı benzetmelerle” soyut politikaları anlaşılır kılmasıdır. 1200 öğretmen konutunu anlatırken yaptığı hesap dikkat çekicidir: "1200'ü ortalama 5'le çarpınız, Gülnar'ı kuruyorsunuz demektir. Bir Gülnar ilçe merkezini kuruyor olduğunuzu düşününüz. Gülnar 300 senelik bir ilçe merkezi. Siz bir senede, bir buçuk senede bir Gülnar yaratıyorsunuz." Bu ifade, “niceliksel büyüklüğü niteliksel bir kıyaslamayla” somutlaştıran etkili bir retorik  örneğidir.

      Aynı yaklaşım “Güneykent projesi” için de geçerlidir: 8500 dönüm alanda 35.000 konut, 160.000 nüfuslu yeni bir şehir. Çakmakoğlu, bu büyüklüğü yine çarpıcı bir benzetmeyle ifade ediyor: "Bu semtte bir Tarsus kuruyoruz. Belediye olarak bu semtte bir Tarsus kuruluyor." “Tarsus gibi tarihi ve kültürel birikimi olan bir şehrin, birkaç yıl içinde Mersin'in eteğinde yeniden kurulması” fikri, dönemin kentleşme hızını ve ölçeğini gözler önüne seriyor.

 

      Kamulaştırma Süreci ve Toplumsal Muhalefet

      Çakmakoğlu'nun konuşmasında, “siyasi iradenin toplumsal muhalefete karşı duruşu” da önemli bir alt metindir. Güneykent projesinin kamulaştırma sürecinde yaşanan tepkileri hatırlatmaktadır: "O zaman bizim mahalli basında ve çevredeki dedikoduları şimdi hatırlamanızı diliyorum. Neler söylenmedi ki. İşte 'Bahçeler elden gidiyor. Köylüler göç edecek. Yolu kestiler v.s. gibi…" Çakmakoğlu, bu eleştirilere “hukuki ve ekonomik gerekçelerle” şöyle cevap vermektedir: Tapu sahiplerine değerinin üstünde ödeme yapıldığını, hazine arazilerinin yasal yollarla belediyeye aktarıldığını vurgulayarak, daha da önemlisi, “bir tercih” ortaya koyarak: "Evet bahçe ekonomik bir değer, ama ben ev sıkıntısı içindeyken bahçe olarak mı devam etsin? Evvela ev yapacağım, ondan sonra da bahçe yapmak mümkün," demiştir.

      Bu ifadesi ile Çakmakoğlu bir başka yönünü ortaya koyuyor: Kalkınmacı ve şehirleşmeci” öncelik...

 

      Kooperatifleşme ve Yerel Yönetim İş Birliği

      Bu alanda yaptığı konuşmanın önemli bir bölümü, “konut sorununun çözümünde izlenecek yöntemlere” ayrılmıştır. Nitekim Çakmakoğlu, üç aşamalı bir model sunmaktadır:

      1. “Kooperatifleşme:” Aynı gelir seviyesindeki insanların dayanışması. "Yardımlaşmanın dünyada, geçmiş iktisat tarihindeki örneklerinin başarılı olanı kooperatifleşmedir."

      2. “Finansman:” Toplu Konut Fonu gibi güçlü kaynaklardan kredi temini. Çakmakoğlu, bu fonun nasıl işlediğini ayrıntılı anlatarak, “kamu kaynaklarının şeffaf ve hedef odaklı kullanımına” verdiği önemi göstermiştir.

      3. “Yerel Yönetim-Özel Sektör İş birliği:” "İmar İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi" örneğinde olduğu gibi, vilayet ve dört belediyenin ortaklığıyla kurulan şirketler aracılığıyla inşaatın hızlandırılması.

      Bu model de Çakmakoğlu'nun yine bir başka yönünü, “kamu yönetimi anlayışının pragmatik ve kurucu yönünü” yansıtmaktadır. Devletin doğrudan inşaat yapması yerine, “altyapıyı hazırlayan, finansmanı sağlayan ve özel girişimi yönlendiren bir düzenleyici” rolü üstlenmesi, 1980'lerin ikinci yarısındaki ekonomi politikalarının tipik bir yansımasıdır.

 

      Öğretmenlerin Toplumsal Statüsü ve Siyaset

      Konuşmanın son bölümü, Çakmakoğlu'nun “öğretmenlerle kişisel ilişkisine” ve “öğretmenlerin toplumsal-siyasal konumuna” dair önemli ipuçları içeriyor. Kendisinin de kaymakamlığı döneminde iki yıl tarih öğretmenliği yaptığını hatırlatması, “bürokrat-siyasetçi kimliği ile eğitimci kimliğini” birleştiren samimi bir vurgudur. Çıldır'da okuttuğu öğrencilerin kendisine hâlâ "hocam" diye hitap etmesinden duyduğu memnuniyet, onun eğitim sevdalısı bir bürokrat olarak taşıdığı duygusal bağı da göstermektedir.

      Ancak hemen ardından, “öğretmenlerin siyasal tercihlerine” yönelik eleştirel bir uyarı yapmaktadır:

      "Zaman zaman şu veya bu cereyanlara kapılan arkadaşları uyarmamız olmuştur. Yapılanlar beğenmediğimizi, tasvip de etmediğimizi söylemişizdir. Metot farklılığı olmuştur. Siyasi hareketlerin içinde öğretmenlerin müşkül durumlarının halledileceği inancını taşıyanlar olmuştur. Yanlış yolda hareket etmişlerdir."

      Bu ifadeler, 1980'lerin ikinci yarısında “öğretmenlerin sol/sosyalist hareketlerle ilişkisine” dair bir dönem tespitidir. Çakmakoğlu, öğretmenlerin sorunlarının siyasi hareketlerle değil, “kendi mesleki donanımlarıyla ve devletin sağlayacağı imkânlarla” çözüleceğini savunur. "Halbuki evvela sosyal, kültürel eğitim alanında kendini güçlü hissedecek bir duruma çıktığınız zaman zaten etkili olursunuz."

      Bu yaklaşım, onun “öğretmenleri siyasetin öznesi değil, eğitimin öznesi” olarak gören muhafazakâr-modernist çizgisini yansıtmaktadır.

      Sonuç: Bütüncül Bir Kalkınma Anlayışı

      Güneykent’te yaptığı bu konuşma, Sabahattin Çakmakoğlu'nun “şehircilik, konut politikası, eğitim ve öğretmen statüsü” arasında kurduğu organik bağın en somut örneklerinden biridir. Ona göre:

      “Öğretmenin barınma sorunu çözülmeden, eğitimin niteliği artırılamaz.” “Konut sorunu”, bireysel bir mesele olmaktan öte, “kamusal bir politikadır” ve güçlü finansman araçları gerektirir.

      “Kentleşme”, plansız ve kontrolsüz bırakılamayacak kadar önemli bir süreçtir; “kamu otoritesi” (valilik, belediye) bu süreci yönlendirmelidir.

      “Öğretmenler”, toplumun geleceğini inşa eden aktörler olarak hem mesleki donanım hem de sosyal statü bakımından güçlendirilmelidir; bu güçlenme, onları yanlış siyasal yönelimlerden de koruyacaktır.

      “Güneykent projesi” ve içindeki “öğretmen evleri”, Çakmakoğlu'nun zihnindeki “modern, planlı ve sosyal devlet ilkelerine dayalı kent” vizyonunun somut bir tezahürüdür. Onun ifadesiyle, bu süreç "fikrin yoğunlaşması ve eyleme, esere dönüşmesidir".

      Ruhu şad olsun…

|22 Mart 2026 |Bir Valinin İzinde: Sabahattin Çakmakoğlu’nu Anmak -XXXXIII-| Dünde Kalan Sözler- XVIII- | Bizde Öğretmen Olmak |

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.