•
Giriş
Bu metin, Malatya-Doğanşehir Sürgü Kasabası’nda 1960'lı yıllara ait çocukluk anılarımdan hareketle, geleneksel Anadolu yaşamında çevreyle kurulan ilişkinin izini sürmektedir. Evimizin önünden geçen yol, yol ile ev arasında uzanan doğal su kanalı, beş kilometre öteden kayaların arasından çıkan bu berrak suyun kanaldan akışı ve o sudan avuçla içen küçükler-büyükler...
Annemin her sabah evin önündeki yolu sulayıp çalı süpürgeyle süpürmesi, komşuların da aynı "mıntıka temizliğini" yapması. Kerpiç evler, bahçeler ve iki kişinin köşelerinden tutarak çırptığı yer yaygıları...
Söğüt sürgünlerinden örülmüş, tabanı dar huni gibi genişleyerek bir buçuk metrelik alanı kaplayan seleler ve onların altında saklanan süt, yoğurt, peynir...
Bu anılar, benim geçmişe dair özlemimin kaydı olmakla kalmayıp, günümüz sürdürülebilirlik tartışmalarına ışık tutabilecek kadim bir bilgeliğin de kayıtlarıdır.
Bu çalışma, söz konusu tanıklıklardan yola çıkarak, geleneksel Anadolu yaşamında çevre duyarlılığının gündelik pratiklerin içine nasıl sindiğini incelemeyi amaçlamaktadır.
•
I. Bölüm: Su ve Toprakla Sınanan Hayat
Çocukluğumun geçtiği evimizin önünden bir yol uzanırdı . Yol ile ev arasında, kaynak sularıyla beslenen bir kanal akardı. Bu su, yaklaşık beş kilometre ötedeki Takaz kaynağından çıkardı ve öyle berraktı ki, bazı büyükler avuçlayıp içerdi. Kimileri "mikrop kaparız" diye çekinirken, yaşlılardan bazıları kadim bir bilgiye dayanarak "akarsu pislik tutmaz" derdi. Su, evimizin önünden geçtikten sonra köyün aşağısındaki baraja karışır, böylece yerel ekosistemin bir parçası olarak daha geniş bir ekolojik döngüye dahil olurdu.
"Akarsu pislik tutmaz" atasözü, "bir insan ne kadar çok çalışırsa o kadar kötü düşünceden ve kötülük yapmaktan uzak olur" şeklinde ahlaki bir anlamla kaydedilmiştir (Vikisözlük, 2026). Ancak halk arasındaki asıl kullanımı, çevresel gözleme dayanan daha somut bir gerçekliğe işaret etmektedir. Nitekim atasözlerimiz arasında bu durum netlik kazanır: "Bilinen bir şey ki, devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır" (Dersimiz.com, 2026). Başka bir açıklama da bunu destekler: "Suyun sürekli akışı, içine çeşitli kirleticilerin girmesini engeller" (Malatya Söz, 2024). Bu atasözü, "işleyen demir pas tutmaz" ile aynı gözlemsel mantığı paylaşır. Hareket, dinamizm ve akış, fiziksel ve ahlaki temizliğin garantisi olarak görülür. Bu, insanın doğayı gözlemleyerek çıkardığı ve hayatın her alanına uyguladığı geleneksel ekolojik bilginin en saf halidir.
Ailemiz için su kadar toprak da hayatın tam ortasındaydı. Bizim ev kerpiçti, komşuların evleri de hep kerpiçti. Çoğunluğu tek katlıydı, önünde küçük bir bahçesi vardı. O zamanlar köyde başka türlü ev yoktu zaten. Sonradan öğrendim ki, bu durum rastlantı değil, binlerce yıllık bir birikimin sonucuymuş. Kerpiç malzemenin kullanımı Neolitik Çağ'a, M.Ö. 9000'lere kadar uzanmakta olup, Çatalhöyük bu tekniğin erken örneklerini barındıran önemli bir yerleşimdir (Yalçın ve diğerleri, 2022). Kerpicin bu denli yaygın kullanılmasının ardında, onun doğayla kurduğu uyum yatar. Koçu'nun (2012) çalışmasında belirttiği gibi, kerpiç "sürdürülebilir malzeme" niteliği taşır; bulunduğu coğrafyadan temin edilir, üretimi sırasında yüksek enerji tüketimi gerektirmez ve ömrünü tamamladığında tekrar doğaya dönebilir. Prof. Dr. Uğur Tanyeli'nin vurguladığı gibi, geleneksel mimaride insanlar "o yöre, o zaman için geçerli olan kalıplar çerçevesinde" inşa ederlerdi ve bu kalıplar binlerce yıl içinde oluşmuştu (Tanyeli, 2021).
Kerpiç evler yazın serin, kışın sıcak olurdu. Kalın duvarları güneşin yakıcı sıcağını dışarıda tutar, akşam serinliğinde ise gündüz biriktirdiği sıcağı yavaş yavaş içeri verirdi. Bahçeli oluşu da ayrı bir güzellikti; evle doğa arasında keskin bir sınır yoktu, iç içeydi. Bugün "ekolojik ev", "sürdürülebilir mimari" diye aradığımız şeylerin çoğu, aslında çocukluğumuzun evlerinde zaten vardı. Saman balya evleri veya earthship evleri de benzer prensiplerle, doğal ve geri dönüştürülmüş malzemeler kullanarak sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmayı hedefliyor (Kültür ve Yaşam, t.y.).
Kerpiç, toprağın bize öğrettiği en eski ve en bilge mimari dildi. Su ve toprak, birbirini tamamlayan bu iki kadim unsur, geleneksel hayatın hem maddi temelini hem de manevi ufkunu çiziyordu.
•
Kaynakça
Akgül, Z., & Önçel, S. (2024). Yöresel Mutfakların Sürdürülebilirliği Kapsamında Sivas Yemek Kültürü ve Değişimi Üzerine Bir Araştırma. Anadolu Üniversitesi Mesleki Eğitim ve Uygulama Dergisi, 3(2), s. 151-173. https://doi.org/https://doi.org/10.70756/anameud.1555734
Dersimiz.com. (2026). Akarsu Pislik Tutmaz. 03 14, 2026 tarihinde https://dersimiz.com/atasozleri-sozlugu/akarsu-pislik-tutmaz-atasozu-43828 adresinden alındı
Kültür ve Yaşam. (t.y.). Halkbank Kültür ve Yaşam. 03 14, 2026 tarihinde https://kulturveyasam.com/doga-dostu-ekolojik-evler/ adresinden alındı
Malatya Söz. (2024, Ocak 25). Akarsu Pislik Tutmaz atasözünün anlamı nedir. 03 14, 2026 tarihinde https://www.malatyasoz.com/haber/19001988/akarsu-pislik-tutmaz-atasozunun-anlami-nedir adresinden alındı
Tanyeli, U. (2021, Ekim 7). Geleneksel Bir Anadolu Evi Bugün Neden Aynen İnşa Edilemez? 03 14, 2026 tarihinde https://www.ekoiq.com/geleneksel-bir-anadolu-evi-bugun-neden-aynen-insa-edilemez/ adresinden alındı
Vikisözlük. (2026). Akarsu Pislik Tutmaz. 03 14, 2026 tarihinde https://tr.m.wiktionary.org/wiki/Akarsu_pislik_tutmaz adresinden alındı
Yalçın, Ç., Kavut, İ. E., & Bingöl, K. (2022, 10 15). Kerpiç Malzemenin Anadoluda Geleneksel Yapılarda Kullanımı. 8gen-ART. https://www.academia.edu/90575092/Kerpi%C3%A7_Malzemenin_Anadoluda_Geleneksel_Yap%C4%B1larda_Kullan%C4%B1m%C4%B1 adresinden alındı
•
24.03.2026 I ÇEVREYE DAİR YAZILAR -IV-| Gündelik Pratikler ve Kadim Bilgelik -II |Hilmi DULKADİR
Anasayfa
Yazarlar
Hilmi Dulkadir
Yazı Detayı
Bu yazı 143 kez okundu.
KÜLTÜR YAZILARI... ÇEVREYE DAİR YAZILAR -III- | Anadolu'da Geleneksel Çevre, Mekân ve Gündelik Pratikler -I | Hilmi DULKADİR | 17 Mart 2026
•
Giriş
Bu metin, Malatya-Doğanşehir Sürgü Kasabası’nda 1960'lı yıllara ait çocukluk anılarımdan hareketle, geleneksel Anadolu yaşamında çevreyle kurulan ilişkinin izini sürmektedir. Evimizin önünden geçen yol, yol ile ev arasında uzanan doğal su kanalı, beş kilometre öteden kayaların arasından çıkan bu berrak suyun kanaldan akışı ve o sudan avuçla içen küçükler-büyükler...
Annemin her sabah evin önündeki yolu sulayıp çalı süpürgeyle süpürmesi, komşuların da aynı "mıntıka temizliğini" yapması. Kerpiç evler, bahçeler ve iki kişinin köşelerinden tutarak çırptığı yer yaygıları...
Söğüt sürgünlerinden örülmüş, tabanı dar huni gibi genişleyerek bir buçuk metrelik alanı kaplayan seleler ve onların altında saklanan süt, yoğurt, peynir...
Bu anılar, benim geçmişe dair özlemimin kaydı olmakla kalmayıp, günümüz sürdürülebilirlik tartışmalarına ışık tutabilecek kadim bir bilgeliğin de kayıtlarıdır.
Bu çalışma, söz konusu tanıklıklardan yola çıkarak, geleneksel Anadolu yaşamında çevre duyarlılığının gündelik pratiklerin içine nasıl sindiğini incelemeyi amaçlamaktadır.
•
I. Bölüm: Su ve Toprakla Sınanan Hayat
Çocukluğumun geçtiği evimizin önünden bir yol uzanırdı . Yol ile ev arasında, kaynak sularıyla beslenen bir kanal akardı. Bu su, yaklaşık beş kilometre ötedeki Takaz kaynağından çıkardı ve öyle berraktı ki, bazı büyükler avuçlayıp içerdi. Kimileri "mikrop kaparız" diye çekinirken, yaşlılardan bazıları kadim bir bilgiye dayanarak "akarsu pislik tutmaz" derdi. Su, evimizin önünden geçtikten sonra köyün aşağısındaki baraja karışır, böylece yerel ekosistemin bir parçası olarak daha geniş bir ekolojik döngüye dahil olurdu.
"Akarsu pislik tutmaz" atasözü, "bir insan ne kadar çok çalışırsa o kadar kötü düşünceden ve kötülük yapmaktan uzak olur" şeklinde ahlaki bir anlamla kaydedilmiştir (Vikisözlük, 2026). Ancak halk arasındaki asıl kullanımı, çevresel gözleme dayanan daha somut bir gerçekliğe işaret etmektedir. Nitekim atasözlerimiz arasında bu durum netlik kazanır: "Bilinen bir şey ki, devamlı akan su kendini ve yatağını temiz tutar; hareketsiz ve birikinti hâlinde olan su da aksine mikrop ve pisliği bünyesinde taşır" (Dersimiz.com, 2026). Başka bir açıklama da bunu destekler: "Suyun sürekli akışı, içine çeşitli kirleticilerin girmesini engeller" (Malatya Söz, 2024). Bu atasözü, "işleyen demir pas tutmaz" ile aynı gözlemsel mantığı paylaşır. Hareket, dinamizm ve akış, fiziksel ve ahlaki temizliğin garantisi olarak görülür. Bu, insanın doğayı gözlemleyerek çıkardığı ve hayatın her alanına uyguladığı geleneksel ekolojik bilginin en saf halidir.
Ailemiz için su kadar toprak da hayatın tam ortasındaydı. Bizim ev kerpiçti, komşuların evleri de hep kerpiçti. Çoğunluğu tek katlıydı, önünde küçük bir bahçesi vardı. O zamanlar köyde başka türlü ev yoktu zaten. Sonradan öğrendim ki, bu durum rastlantı değil, binlerce yıllık bir birikimin sonucuymuş. Kerpiç malzemenin kullanımı Neolitik Çağ'a, M.Ö. 9000'lere kadar uzanmakta olup, Çatalhöyük bu tekniğin erken örneklerini barındıran önemli bir yerleşimdir (Yalçın ve diğerleri, 2022). Kerpicin bu denli yaygın kullanılmasının ardında, onun doğayla kurduğu uyum yatar. Koçu'nun (2012) çalışmasında belirttiği gibi, kerpiç "sürdürülebilir malzeme" niteliği taşır; bulunduğu coğrafyadan temin edilir, üretimi sırasında yüksek enerji tüketimi gerektirmez ve ömrünü tamamladığında tekrar doğaya dönebilir. Prof. Dr. Uğur Tanyeli'nin vurguladığı gibi, geleneksel mimaride insanlar "o yöre, o zaman için geçerli olan kalıplar çerçevesinde" inşa ederlerdi ve bu kalıplar binlerce yıl içinde oluşmuştu (Tanyeli, 2021).
Kerpiç evler yazın serin, kışın sıcak olurdu. Kalın duvarları güneşin yakıcı sıcağını dışarıda tutar, akşam serinliğinde ise gündüz biriktirdiği sıcağı yavaş yavaş içeri verirdi. Bahçeli oluşu da ayrı bir güzellikti; evle doğa arasında keskin bir sınır yoktu, iç içeydi. Bugün "ekolojik ev", "sürdürülebilir mimari" diye aradığımız şeylerin çoğu, aslında çocukluğumuzun evlerinde zaten vardı. Saman balya evleri veya earthship evleri de benzer prensiplerle, doğal ve geri dönüştürülmüş malzemeler kullanarak sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmayı hedefliyor (Kültür ve Yaşam, t.y.).
Kerpiç, toprağın bize öğrettiği en eski ve en bilge mimari dildi. Su ve toprak, birbirini tamamlayan bu iki kadim unsur, geleneksel hayatın hem maddi temelini hem de manevi ufkunu çiziyordu.
•
Kaynakça
Akgül, Z., & Önçel, S. (2024). Yöresel Mutfakların Sürdürülebilirliği Kapsamında Sivas Yemek Kültürü ve Değişimi Üzerine Bir Araştırma. Anadolu Üniversitesi Mesleki Eğitim ve Uygulama Dergisi, 3(2), s. 151-173. https://doi.org/https://doi.org/10.70756/anameud.1555734
Dersimiz.com. (2026). Akarsu Pislik Tutmaz. 03 14, 2026 tarihinde https://dersimiz.com/atasozleri-sozlugu/akarsu-pislik-tutmaz-atasozu-43828 adresinden alındı
Kültür ve Yaşam. (t.y.). Halkbank Kültür ve Yaşam. 03 14, 2026 tarihinde https://kulturveyasam.com/doga-dostu-ekolojik-evler/ adresinden alındı
Malatya Söz. (2024, Ocak 25). Akarsu Pislik Tutmaz atasözünün anlamı nedir. 03 14, 2026 tarihinde https://www.malatyasoz.com/haber/19001988/akarsu-pislik-tutmaz-atasozunun-anlami-nedir adresinden alındı
Tanyeli, U. (2021, Ekim 7). Geleneksel Bir Anadolu Evi Bugün Neden Aynen İnşa Edilemez? 03 14, 2026 tarihinde https://www.ekoiq.com/geleneksel-bir-anadolu-evi-bugun-neden-aynen-insa-edilemez/ adresinden alındı
Vikisözlük. (2026). Akarsu Pislik Tutmaz. 03 14, 2026 tarihinde https://tr.m.wiktionary.org/wiki/Akarsu_pislik_tutmaz adresinden alındı
Yalçın, Ç., Kavut, İ. E., & Bingöl, K. (2022, 10 15). Kerpiç Malzemenin Anadoluda Geleneksel Yapılarda Kullanımı. 8gen-ART. https://www.academia.edu/90575092/Kerpi%C3%A7_Malzemenin_Anadoluda_Geleneksel_Yap%C4%B1larda_Kullan%C4%B1m%C4%B1 adresinden alındı
•
24.03.2026 I ÇEVREYE DAİR YAZILAR -IV-| Gündelik Pratikler ve Kadim Bilgelik -II |Hilmi DULKADİR
Ekleme
Tarihi: 17 Mart 2026 -Salı
KÜLTÜR YAZILARI... ÇEVREYE DAİR YAZILAR -III- | Anadolu'da Geleneksel Çevre, Mekân ve Gündelik Pratikler -I | Hilmi DULKADİR | 17 Mart 2026
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.