SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR | 12. 08. 2026 | Hilmi DULKADİR | BİR ÖMÜR CESUR: Kazanlı'nın Cesur Kızından Ömürlük Bir Hikâye...

• Mersin’in Kazanlı Mahallesi'nden bir hayat hikâyesi bu… Bir asil ailenin kızı olmanın, bir kadın olmanın ve tüm engellere rağmen dimdik ayakta durmanın hikâyesi.  •       Adı Muazzez Güven. O, hem kendi sülalesinin hem de Kazanlı'nın "ilk"lerinden biri.       Ailenin en küçüğü ve tek kız çocuğuydu. Üç ağabeyden sonra gelen bir "kız evlat". Görünüşte kıymetliydi belki ama o zamanki köy hayatının geleneksel yargıları ağır basıyordu: "Kız çocuğu okutulmazdı."        İlkokul dördüncü sınıftan sonra eğitimi sonlandırılmak istendi. Ama o, ailesinin "okula göndermeme" kararına karşı geldi. Israrla, inatla okula gitmeyi başardı. Tek bir şartla: "Erkek çocuklarla okumamak ve aynı sıraya oturmamak!.."       Mersin Merkez Kayatepe İlkokulu'ndaki eğitimi, İleri İlkokulu'nda devam etti. Orada, Mersin’in ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan’ın kızı Simila İlhan ile arkadaş oldu. Bu, belki de gelecekteki kadın dayanışmasının ilk işaretiydi.       Ailesinin "okuduğun yeter" çizgisine bir kez daha meydan okudu ve Mersin Kız Enstitüsü'ne kaydoldu. Mezun olana kadar defalarca "artık yeter" denilerek okuldan alındı. Ama üç ağabeyi ve babasının sıkı takibi, onu yeniden okul sıralarına döndürdü.        1960 yılında enstitüyü bitirdi. Gizlice girdiği Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu sınavını kazandı, ama bu kez kapılar yüzüne kapandı; gönderilmedi.       Evlilik baskısı ise sürekli ensesindeydi. Beş yıl boyunca ailesinin "evlendireceğiz" planlarına direnerek evde oturdu. Sonra, Adana Öğretmen Okulu'nu dışarıdan bitirip 1965'te diploma aldı.        Bu kez de "çalışamazsın!" duvarına çarptı. O yılmadı; çalışmak için direndi ve başardı.       Muazzez Hanım, Esirzade ve Eyüpoğulları sülalesinin, engelleri aşan, sülalede ilk okuyan, ilk çalışan ve ilk sülale dışı evlilik yapan kız torunu oldu. Ailesi, sonunda onunla gurur duydu.       Cesareti eğitimle sınırlı değildi. Köyü Kazanlı'da bir ilki daha gerçekleştirdi ve ilk araba kullanan kadın oldu. Babasının bir şoföre ihtiyacı olunca, "ayıptır, bize yakışmaz" sözlerine kulaklarını tıkayıp direksiyona geçti ve babasının özel şoförü oldu. Bu, babasıyla arasında yepyeni, güçlü bir bağ kurdu.       Hayatı hep mücadeleyle geçti. Dışlandı, ezildi, zorluklar yaşadı. Ama hiç ümidini kaybetmedi. "Her düştüğümde ayağa kalkabildim, hem de daha güçlü," diyor.        Evlendi, iki harika kız çocuğu oldu. Onları babasız büyütmek zorunda kaldı; bu da onun gözünde en büyük başarılarından biriydi.       Son büyük sınavı, kızlarının üniversiteyi kazanıp İstanbul'a geldiklerinde yaşadı. "Yapamaz, tek başına kadın haliyle!" dediler. Ama o, ağabeyi Orhan Güven'in "Bacım, benden bir telefon uzaktasın, arkandayım, yolun açık olsun" sözünü arkasına alarak bu sınavdan da zaferle çıktı.       Bugün bir kızı İstanbul'da, diğeri Amerika'da doktor olarak hayatlarına devam ediyor. Muazzez Güven, bu süreçte kendi çocuklarının değil, sülalesinden de sonra gelen bütün kız çocuklarının yolunu açtı. O, Kazanlı'nın, cesur kızı olarak Mersin eğitim tarihine geçti.       "Yaşadığım bütün olumsuzluklara rağmen her zaman şükür ve tevekkülle, her şeyin Rabbim tarafından verilen bir sınav olduğunu kabul ederek sevgiyle bu sınavı vermeye çalıştım," diyerek özetliyor hayat felsefesini.       Ve ekliyor:       "Sülalemin benden sonra gelen kızlarına yolu açarak ve güzel bir örnek olduğumu düşünüyorum. Bu da beni Kazanlı'da, Kazanlı köylülerinin cesur kızı olmamı sağladı. Rabbime bundan dolayı her zaman şükrediyorum." * Bilgi Notu:  Bu metin, 2018 yılında kendilerini bilgilendirip yönlendirdiğim üç bayan emekli öğretmenimiz Necmiye Çiftçi, Hatice Hülya Tuna ve Fatma Neval Çalıkoğlu tarafından yüz yüze görüşme yoluyla elde edilmiş ve kendilerinden gerekli izin alınıp Muazzez Güven'in kendi ağzından aktardığı anılara ve vurgulara sadık kalınarak, edebi bir düzenlemeyle okuyucuya sunulmaktadır. Amacımız, kişisel ve toplumsal bir tarihe ışık tutan ve “iyi örnek” oluşturan bu cesur hikâyeyi gelecek kuşaklara aktarmaktır.
Ekleme Tarihi: 13 Ağustos 2026 -Perşembe

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR | 12. 08. 2026 | Hilmi DULKADİR | BİR ÖMÜR CESUR: Kazanlı'nın Cesur Kızından Ömürlük Bir Hikâye...



Mersin’in Kazanlı Mahallesi'nden bir hayat hikâyesi bu… Bir asil ailenin kızı olmanın, bir kadın olmanın ve tüm engellere rağmen dimdik ayakta durmanın hikâyesi. 

      Adı Muazzez Güven. O, hem kendi sülalesinin hem de Kazanlı'nın "ilk"lerinden biri.
      Ailenin en küçüğü ve tek kız çocuğuydu. Üç ağabeyden sonra gelen bir "kız evlat". Görünüşte kıymetliydi belki ama o zamanki köy hayatının geleneksel yargıları ağır basıyordu: "Kız çocuğu okutulmazdı." 
      İlkokul dördüncü sınıftan sonra eğitimi sonlandırılmak istendi. Ama o, ailesinin "okula göndermeme" kararına karşı geldi. Israrla, inatla okula gitmeyi başardı. Tek bir şartla: "Erkek çocuklarla okumamak ve aynı sıraya oturmamak!.."
      Mersin Merkez Kayatepe İlkokulu'ndaki eğitimi, İleri İlkokulu'nda devam etti. Orada, Mersin’in ilk kadın belediye başkanı Müfide İlhan’ın kızı Simila İlhan ile arkadaş oldu. Bu, belki de gelecekteki kadın dayanışmasının ilk işaretiydi.
      Ailesinin "okuduğun yeter" çizgisine bir kez daha meydan okudu ve Mersin Kız Enstitüsü'ne kaydoldu. Mezun olana kadar defalarca "artık yeter" denilerek okuldan alındı. Ama üç ağabeyi ve babasının sıkı takibi, onu yeniden okul sıralarına döndürdü. 
      1960 yılında enstitüyü bitirdi. Gizlice girdiği Ankara Kız Teknik Öğretmen Okulu sınavını kazandı, ama bu kez kapılar yüzüne kapandı; gönderilmedi.
      Evlilik baskısı ise sürekli ensesindeydi. Beş yıl boyunca ailesinin "evlendireceğiz" planlarına direnerek evde oturdu. Sonra, Adana Öğretmen Okulu'nu dışarıdan bitirip 1965'te diploma aldı. 
      Bu kez de "çalışamazsın!" duvarına çarptı. O yılmadı; çalışmak için direndi ve başardı.
      Muazzez Hanım, Esirzade ve Eyüpoğulları sülalesinin, engelleri aşan, sülalede ilk okuyan, ilk çalışan ve ilk sülale dışı evlilik yapan kız torunu oldu. Ailesi, sonunda onunla gurur duydu.
      Cesareti eğitimle sınırlı değildi. Köyü Kazanlı'da bir ilki daha gerçekleştirdi ve ilk araba kullanan kadın oldu. Babasının bir şoföre ihtiyacı olunca, "ayıptır, bize yakışmaz" sözlerine kulaklarını tıkayıp direksiyona geçti ve babasının özel şoförü oldu. Bu, babasıyla arasında yepyeni, güçlü bir bağ kurdu.
      Hayatı hep mücadeleyle geçti. Dışlandı, ezildi, zorluklar yaşadı. Ama hiç ümidini kaybetmedi. "Her düştüğümde ayağa kalkabildim, hem de daha güçlü," diyor. 
      Evlendi, iki harika kız çocuğu oldu. Onları babasız büyütmek zorunda kaldı; bu da onun gözünde en büyük başarılarından biriydi.
      Son büyük sınavı, kızlarının üniversiteyi kazanıp İstanbul'a geldiklerinde yaşadı. "Yapamaz, tek başına kadın haliyle!" dediler. Ama o, ağabeyi Orhan Güven'in "Bacım, benden bir telefon uzaktasın, arkandayım, yolun açık olsun" sözünü arkasına alarak bu sınavdan da zaferle çıktı.
      Bugün bir kızı İstanbul'da, diğeri Amerika'da doktor olarak hayatlarına devam ediyor. Muazzez Güven, bu süreçte kendi çocuklarının değil, sülalesinden de sonra gelen bütün kız çocuklarının yolunu açtı. O, Kazanlı'nın, cesur kızı olarak Mersin eğitim tarihine geçti.
      "Yaşadığım bütün olumsuzluklara rağmen her zaman şükür ve tevekkülle, her şeyin Rabbim tarafından verilen bir sınav olduğunu kabul ederek sevgiyle bu sınavı vermeye çalıştım," diyerek özetliyor hayat felsefesini.
      Ve ekliyor:
      "Sülalemin benden sonra gelen kızlarına yolu açarak ve güzel bir örnek olduğumu düşünüyorum. Bu da beni Kazanlı'da, Kazanlı köylülerinin cesur kızı olmamı sağladı. Rabbime bundan dolayı her zaman şükrediyorum."
*
Bilgi Notu: 
Bu metin, 2018 yılında kendilerini bilgilendirip yönlendirdiğim üç bayan emekli öğretmenimiz Necmiye Çiftçi, Hatice Hülya Tuna ve Fatma Neval Çalıkoğlu tarafından yüz yüze görüşme yoluyla elde edilmiş ve kendilerinden gerekli izin alınıp Muazzez Güven'in kendi ağzından aktardığı anılara ve vurgulara sadık kalınarak, edebi bir düzenlemeyle okuyucuya sunulmaktadır. Amacımız, kişisel ve toplumsal bir tarihe ışık tutan ve “iyi örnek” oluşturan bu cesur hikâyeyi gelecek kuşaklara aktarmaktır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.