SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR | 19. 08. 2026 | Hilmi DULKADİR | Denizle Dağ Arasında Bir Bakış: Yorgun Kanatlar, Çekilen Ormanlar ve Direnen Pınarlar

• Deniz ile dağın, kadim mavi ile haşin kayanın birbirine el uzattığı bir yüksek eşikte duruyorum. Güneyimde Akdeniz… Ufka doğru serilen engin bir mavilik, Mersin kıyı şeridi ve Anadolu’nun bereketini sırtlayan limanın o uzak, vakur silueti. Karadan denize, denizden karaya doğru bir nefes gibi genişleyen küçük yerleşimler, her geçen gün biraz daha kuzeye, dağın eteğine doğru tırmanıyor. Sol tarafta bir yangın gözetleme kulesi; yeşilin nöbetçisi gibi dimdik, sessizce ufku tarıyor. Hemen aşağıda, denizle kara arasına derin bir mühür gibi vurulmuş vadi tabanı uzanıyor. Asırlardır Akdeniz’e kavuşabilmek için kıvrıla kıvrıla kendine bir yatak açan suyun o kadim yolu… Bir yanda maden işletmesinin dağın bağrında açtığı izler, diğer yanda asırlık akışını sürdürmeye çalışan o yorgun dere yatağı. Ancak vadinin kuzey yakasına gözlerimi çevirdiğimde, içimde derin bir sızı uyanıyor. Bir zamanlar gür ormanların fısıldadığı o dik yamaçlar, hızla çoğalan konutların istilasına karşı duramamış. Betonun soğuk yüzü yeşili yutarak tırmanmış, ta ki sırtını yasladığı o aşılmaz, yüksek kayalığa kadar. İşte tam o kayalık eşikte tabiat, insan hırsına karşı yeniden direnişe geçiyor. Taşların yarığından boy veren taze pıynar ağaçları, başlarını Akdeniz’in meltemine doğru uzatarak o sarp ve çıplak kayaları adeta yeşil bir örtüyle saklamaya çalışıyor. Kayalar heybetli, kayalar inatçı; ama pıynarın yeşili de bir o kadar kararlı. Batıya doğru uzanan bu kayalık hattın bittiği ve derin bir uçurumla noktalandığı yerde ise tabiatın bir başka mucizesi saklı: Canlılara hayat veren minik, berrak bir su kaynağı… Bir vatan evladı, taşın ve kayanın arasındaki boşluklara badem ve ceviz fidanları dikmiş; o fidanlar susuz kalmasın diye de elleriyle küçük bir gölet kondurmuş yamaca. Göletin içinde birkaç balık kendi dünyasında yüzedursun; buranın asıl misafirleri çok uzaklardan geliyor. Akdeniz’in güney kıyılarından, Afrika semalarından havalanıp koca bir denizi boydan boya aşan, son takatini bu kayalık yamaçta tüketen göçmen kuşlar… Katar katar, yorgun kanatlarıyla süzülüp bu kayalıklara, suyun ve badem ağaçlarının koynuna konarlar. Nefeslenir, dinlenir, göletin suyundan nasiplenir ve yeniden göğe yükselip yollarına devam ederler. Kimi zaman bu yorgun yolcuların kanat çırpışlarını, bulutların arasında gözden kaybolana kadar dalgın gözlerle izlerim. Kuşun göçüyle dağın sabrı, insanın hırsıyla doğanın şefkati tam burada, bu balkonda düğümlenir. Toprağı betona feda eden bir çağda; bir avuç suyun, bir tek badem fidanının ve kayayı yeşerten pıynar ağacının hikâyesi bizim için bir manzara sanılmasın, bu durum, hayata ve çevreye dair en yalın derstir. Doğa çekilse de direnir; yeter ki ona sığınacak bir gölet, tutunacak bir kaya kovuğu bırakabilelim…
Ekleme Tarihi: 19 Ağustos 2026 -Çarşamba

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR | 19. 08. 2026 | Hilmi DULKADİR | Denizle Dağ Arasında Bir Bakış: Yorgun Kanatlar, Çekilen Ormanlar ve Direnen Pınarlar



Deniz ile dağın, kadim mavi ile haşin kayanın birbirine el uzattığı bir yüksek eşikte duruyorum. Güneyimde Akdeniz… Ufka doğru serilen engin bir mavilik, Mersin kıyı şeridi ve Anadolu’nun bereketini sırtlayan limanın o uzak, vakur silueti. Karadan denize, denizden karaya doğru bir nefes gibi genişleyen küçük yerleşimler, her geçen gün biraz daha kuzeye, dağın eteğine doğru tırmanıyor. Sol tarafta bir yangın gözetleme kulesi; yeşilin nöbetçisi gibi dimdik, sessizce ufku tarıyor.

Hemen aşağıda, denizle kara arasına derin bir mühür gibi vurulmuş vadi tabanı uzanıyor. Asırlardır Akdeniz’e kavuşabilmek için kıvrıla kıvrıla kendine bir yatak açan suyun o kadim yolu… Bir yanda maden işletmesinin dağın bağrında açtığı izler, diğer yanda asırlık akışını sürdürmeye çalışan o yorgun dere yatağı. Ancak vadinin kuzey yakasına gözlerimi çevirdiğimde, içimde derin bir sızı uyanıyor. Bir zamanlar gür ormanların fısıldadığı o dik yamaçlar, hızla çoğalan konutların istilasına karşı duramamış. Betonun soğuk yüzü yeşili yutarak tırmanmış, ta ki sırtını yasladığı o aşılmaz, yüksek kayalığa kadar.

İşte tam o kayalık eşikte tabiat, insan hırsına karşı yeniden direnişe geçiyor. Taşların yarığından boy veren taze pıynar ağaçları, başlarını Akdeniz’in meltemine doğru uzatarak o sarp ve çıplak kayaları adeta yeşil bir örtüyle saklamaya çalışıyor. Kayalar heybetli, kayalar inatçı; ama pıynarın yeşili de bir o kadar kararlı.

Batıya doğru uzanan bu kayalık hattın bittiği ve derin bir uçurumla noktalandığı yerde ise tabiatın bir başka mucizesi saklı: Canlılara hayat veren minik, berrak bir su kaynağı… Bir vatan evladı, taşın ve kayanın arasındaki boşluklara badem ve ceviz fidanları dikmiş; o fidanlar susuz kalmasın diye de elleriyle küçük bir gölet kondurmuş yamaca. Göletin içinde birkaç balık kendi dünyasında yüzedursun; buranın asıl misafirleri çok uzaklardan geliyor.

Akdeniz’in güney kıyılarından, Afrika semalarından havalanıp koca bir denizi boydan boya aşan, son takatini bu kayalık yamaçta tüketen göçmen kuşlar… Katar katar, yorgun kanatlarıyla süzülüp bu kayalıklara, suyun ve badem ağaçlarının koynuna konarlar. Nefeslenir, dinlenir, göletin suyundan nasiplenir ve yeniden göğe yükselip yollarına devam ederler. Kimi zaman bu yorgun yolcuların kanat çırpışlarını, bulutların arasında gözden kaybolana kadar dalgın gözlerle izlerim. Kuşun göçüyle dağın sabrı, insanın hırsıyla doğanın şefkati tam burada, bu balkonda düğümlenir.

Toprağı betona feda eden bir çağda; bir avuç suyun, bir tek badem fidanının ve kayayı yeşerten pıynar ağacının hikâyesi bizim için bir manzara sanılmasın, bu durum, hayata ve çevreye dair en yalın derstir. Doğa çekilse de direnir; yeter ki ona sığınacak bir gölet, tutunacak bir kaya kovuğu bırakabilelim…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.