Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... PAZARTESİ-PERŞEMBE BULUŞMALARI | 54 | 20. 11. 2025 | Hilmi DULKADİR

Yörük Topluluklarında Akraba Evlilikleri ve Geleneksel Doğum Kontrol Pratikleri: Honamlı Yörükleri Örneği • Bu çalışmada yer alan bazı çözümlemeler, (Tanyıldız, (1990) kaynakçada belirtilen saha derleme eserinden elde edilen halk anlatıları ve kültürel betimlemelerden hareketle oluşturulmuştur. İlgili içerikler doğrudan alıntı niteliği taşımamakta olup, akademik amaçla yorumlanmıştır. •        Honamlı Yörükleri özelinde, göçer topluluklarda akrabalık bağlarına dayalı evlilik pratikleri, toplumsal yapının ve mülkiyet düzeninin temelini oluşturan stratejik bir tercihtir. Bu durum, Honamlı Yörüklerinde has bir uygulama değil, genel olarak yörük topluluklarında evlilikler, “hısımlık” üzerine inşa edilmiştir. Tıbbın sakıncalı bulduğu bu iç evlilik modeli, yörük toplumsal organizasyonunda bilinçli olarak benimsenen ve sürdürülen bir yoldur. Evlilik çağına gelen bireylerin öncelikli tercihi, amca, dayı veya teyze çocukları gibi yakın akraba adaylarıyla evlenmektir. Bu tür bir adayın bulunmaması durumu istisnai kabul edilir; yakın akraba varken dışarıdan evlilik yapılması toplumsal olarak tasvip edilmez.        Topluluğun bu tercihini özetleyen iki temel söylem öne çıkmaktadır: “Alacağımız gelin kanımızın ucu olmalı” ve “Malımız başkasının malı ile karışmasın” (s.125). Bu ifadeler, evlilik stratejilerinin hem soy bütünlüğünü koruma hem de ekonomik varlığın dağılmasını önleme amacı taşıdığını göstermektedir. İlginç bir şekilde, bu yaygın akraba evliliği pratiğine rağmen, topluluk içinde çocukların genel olarak sağlıklı olduğu, herhangi bir yaygın sakatlık durumunun gözlemlenmediği, aksine zihinsel ve fiziksel açıdan sağlam bireyler yetiştiği belirtilmektedir. Hatta, Gedikli köyünün, yerleşik hayata geçtikten sonra bölgedeki en başarılı öğrencileri yetiştiren köylerden biri olduğu, okul kayıtlarıyla da teyit edilen bir olgudur.        Öte yandan, yörük toplumunda doğurganlık ve nüfus kontrolü de geleneksel yöntemlerle düzenlenmiştir. Gebe bir kadın, çeşitli sebeplerle doğum yapmak istemediğinde, “kıncırak” adı verilen basit bir aleti kullanarak düşük yapabilmekte ve bu işlemin genellikle sağlıklı bir şekilde sonuçlandığı ifade edilmektedir. Kıncırak, temelde bir oyun aleti olarak işlev gören, yaklaşık beş-altı metre uzunluğunda bir mertek ile toprağa çakılı bir söveden oluşan bir düzenektir. İki kişi karınlarını merteğin iki ucuna koyarak bindiğinde, alet ekseni etrafında dönmeye başlar ve bu fiziksel hareketin, adet söktürücü, karın ağrılarını ve şişlikleri giderici bir etkisi olduğuna inanılır. Aynı zamanda çocukların oyun aracı olarak kullandığı kıncırak, ismini dönüş sırasında çıkardığı “kıncırak kıncırak” sesinden almıştır. Bu pratik, toplumsal hafızada şifalandırıcı bilginin nasıl gündelik bir nesne ve eylemle iç içe geçtiğini göstermesi açısından da dikkat çekicidir. • Kitap Hakkında:        Ali Tanyıldız'ın kaleme aldığı (Tanyıldız, 1990) "Orta Asya'dan Gedikli Köyü'ne Honamlı Yörükleri", bir yerel tarih çalışması olarak, kayıt altına alınmamış kültür mirasını gün yüzüne çıkaran titiz hazırlanmış bir eserdir. Yazar, Isparta'nın Gedikli Köyü'ne yerleşen Honamlı Yörüklerinin, geleneksel yaşam pratiklerinden moderniteyle olan sarsıcı buluşmasına uzanan hikâyesini, birinci ağızdan derlenen bilgiler ve tarihi kaynaklarla harmanlayarak sunmaktadır.        Kitap, Honamlıların olduğu kadar 20. yüzyılda hızla dönüşen Türkiye'de, göçer kültürün nasıl kök saldığının ve direndiğinin de bir belgeselidir.        Göç Yollarında Geçen Hayat, Çadır, Deve ve Yayla Kültürü: Eser, okuyucuyu Honamlı Yörüklerinin yaşam döngüsünün merkezine götürür. Çadırın bir barınak olmakla kalmayıp, aynı zamanda ailenin, mahremiyetin ve sosyal düzenin korunduğu kutsal bir mekân olduğunu da gözler önüne serer.        Devenin "göçün gemisi" olarak ekonomik ve sosyal hayattaki vazgeçilmez rolü, yaylalara uzanan kadim göç yolları ve bu yollarda şekillenen "tuzculuk" gibi ekonomik faaliyetler, canlı tasvirlerle anlatılır.        Yazar, keçe yapımına, kirmenden çarık yontmaya kadar birçok geleneksel el sanatını ve aletini tanıtarak, kaybolmaya yüz tutmuş bir üretim kültürünü kayıt altına alır. • Toplumsal Dokunun İncelikli İşleyişi: Ahlâk, Evlilik ve Şifa        Kitabın belki de en çarpıcı bölümleri, Yörük toplumunun sosyal organizasyonunu ve inanç dünyasını mercek altına aldığı kısımlardır. Çadır içindeki katı ahlâki terbiyenin toplumsal cinselliği nasıl düzenlediği, "akraba evliliklerinin" "kanın ucu" olarak tanımlanıp servetin dağılmaması için nasıl bir stratejiye dönüştüğü anlatılır. İlginç bir şekilde, bu pratiğe rağmen toplumun sağlıklı ve başarılı bireyler yetiştirdiğine dair gözlemler paylaşılır.        Geleneksel şifa bilgisi ve pratikleri de kitapta geniş yer bulur. Modern tıbbın karşılıklarını aradığı hastalıklara getirilen geleneksel teşhis ve tedavi yöntemleri, "Hekimlik" başlığı altında detaylandırılır. Doğum kontrolü gibi hassas konularda dahi, "kıncırak" adı verilen basit bir oyun aletinin nasıl bir işlev üstlendiği, toplumun doğal yaşamla kurduğu pratik ve araçsallık ilişkisini gösteren çarpıcı bir örnek olarak sunulur. • Sonuç:        "Orta Asya'dan Gedikli Köyü'ne Honamlı Yörükleri", bir yandan yok olan bir yaşam tarzının envanterini çıkarırken, diğer yandan da bu kültürün dayanıklılığını ve modern dünyaya nasıl entegre olduğunu gösterir.        Ali Tanyıldız, kendi deyişiyle "allı pullu" olmayan, topraksız bir coğrafyada filizlenen bu tarihi, bir vefa borcu ve kültürel bir miras olarak geleceğe taşır. Kitap, etnografya, sosyoloji ve kültür tarihi ile ilgilenen her okur için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliğindedir. * Kaynakça Tanyıldız, A. (1990). Orta Asya'dan Gedikli Köyü'ne Honamlı Yörükleri (2. b.). Isparta.
Ekleme Tarihi: 20 Kasım 2025 -Perşembe

KÜLTÜR YAZILARI... PAZARTESİ-PERŞEMBE BULUŞMALARI | 54 | 20. 11. 2025 | Hilmi DULKADİR


Yörük Topluluklarında Akraba Evlilikleri ve Geleneksel Doğum Kontrol Pratikleri: Honamlı Yörükleri Örneği

Bu çalışmada yer alan bazı çözümlemeler, (Tanyıldız, (1990) kaynakçada belirtilen saha derleme eserinden elde edilen halk anlatıları ve kültürel betimlemelerden hareketle oluşturulmuştur. İlgili içerikler doğrudan alıntı niteliği taşımamakta olup, akademik amaçla yorumlanmıştır.

       Honamlı Yörükleri özelinde, göçer topluluklarda akrabalık bağlarına dayalı evlilik pratikleri, toplumsal yapının ve mülkiyet düzeninin temelini oluşturan stratejik bir tercihtir. Bu durum, Honamlı Yörüklerinde has bir uygulama değil, genel olarak yörük topluluklarında evlilikler, “hısımlık” üzerine inşa edilmiştir. Tıbbın sakıncalı bulduğu bu iç evlilik modeli, yörük toplumsal organizasyonunda bilinçli olarak benimsenen ve sürdürülen bir yoldur. Evlilik çağına gelen bireylerin öncelikli tercihi, amca, dayı veya teyze çocukları gibi yakın akraba adaylarıyla evlenmektir. Bu tür bir adayın bulunmaması durumu istisnai kabul edilir; yakın akraba varken dışarıdan evlilik yapılması toplumsal olarak tasvip edilmez.
       Topluluğun bu tercihini özetleyen iki temel söylem öne çıkmaktadır: “Alacağımız gelin kanımızın ucu olmalı” ve “Malımız başkasının malı ile karışmasın” (s.125). Bu ifadeler, evlilik stratejilerinin hem soy bütünlüğünü koruma hem de ekonomik varlığın dağılmasını önleme amacı taşıdığını göstermektedir. İlginç bir şekilde, bu yaygın akraba evliliği pratiğine rağmen, topluluk içinde çocukların genel olarak sağlıklı olduğu, herhangi bir yaygın sakatlık durumunun gözlemlenmediği, aksine zihinsel ve fiziksel açıdan sağlam bireyler yetiştiği belirtilmektedir. Hatta, Gedikli köyünün, yerleşik hayata geçtikten sonra bölgedeki en başarılı öğrencileri yetiştiren köylerden biri olduğu, okul kayıtlarıyla da teyit edilen bir olgudur.
       Öte yandan, yörük toplumunda doğurganlık ve nüfus kontrolü de geleneksel yöntemlerle düzenlenmiştir. Gebe bir kadın, çeşitli sebeplerle doğum yapmak istemediğinde, “kıncırak” adı verilen basit bir aleti kullanarak düşük yapabilmekte ve bu işlemin genellikle sağlıklı bir şekilde sonuçlandığı ifade edilmektedir. Kıncırak, temelde bir oyun aleti olarak işlev gören, yaklaşık beş-altı metre uzunluğunda bir mertek ile toprağa çakılı bir söveden oluşan bir düzenektir. İki kişi karınlarını merteğin iki ucuna koyarak bindiğinde, alet ekseni etrafında dönmeye başlar ve bu fiziksel hareketin, adet söktürücü, karın ağrılarını ve şişlikleri giderici bir etkisi olduğuna inanılır. Aynı zamanda çocukların oyun aracı olarak kullandığı kıncırak, ismini dönüş sırasında çıkardığı “kıncırak kıncırak” sesinden almıştır. Bu pratik, toplumsal hafızada şifalandırıcı bilginin nasıl gündelik bir nesne ve eylemle iç içe geçtiğini göstermesi açısından da dikkat çekicidir.

Kitap Hakkında:
       Ali Tanyıldız'ın kaleme aldığı (Tanyıldız, 1990) "Orta Asya'dan Gedikli Köyü'ne Honamlı Yörükleri", bir yerel tarih çalışması olarak, kayıt altına alınmamış kültür mirasını gün yüzüne çıkaran titiz hazırlanmış bir eserdir. Yazar, Isparta'nın Gedikli Köyü'ne yerleşen Honamlı Yörüklerinin, geleneksel yaşam pratiklerinden moderniteyle olan sarsıcı buluşmasına uzanan hikâyesini, birinci ağızdan derlenen bilgiler ve tarihi kaynaklarla harmanlayarak sunmaktadır.
       Kitap, Honamlıların olduğu kadar 20. yüzyılda hızla dönüşen Türkiye'de, göçer kültürün nasıl kök saldığının ve direndiğinin de bir belgeselidir.
       Göç Yollarında Geçen Hayat, Çadır, Deve ve Yayla Kültürü: Eser, okuyucuyu Honamlı Yörüklerinin yaşam döngüsünün merkezine götürür. Çadırın bir barınak olmakla kalmayıp, aynı zamanda ailenin, mahremiyetin ve sosyal düzenin korunduğu kutsal bir mekân olduğunu da gözler önüne serer.
       Devenin "göçün gemisi" olarak ekonomik ve sosyal hayattaki vazgeçilmez rolü, yaylalara uzanan kadim göç yolları ve bu yollarda şekillenen "tuzculuk" gibi ekonomik faaliyetler, canlı tasvirlerle anlatılır.
       Yazar, keçe yapımına, kirmenden çarık yontmaya kadar birçok geleneksel el sanatını ve aletini tanıtarak, kaybolmaya yüz tutmuş bir üretim kültürünü kayıt altına alır.

Toplumsal Dokunun İncelikli İşleyişi: Ahlâk, Evlilik ve Şifa
       Kitabın belki de en çarpıcı bölümleri, Yörük toplumunun sosyal organizasyonunu ve inanç dünyasını mercek altına aldığı kısımlardır. Çadır içindeki katı ahlâki terbiyenin toplumsal cinselliği nasıl düzenlediği, "akraba evliliklerinin" "kanın ucu" olarak tanımlanıp servetin dağılmaması için nasıl bir stratejiye dönüştüğü anlatılır. İlginç bir şekilde, bu pratiğe rağmen toplumun sağlıklı ve başarılı bireyler yetiştirdiğine dair gözlemler paylaşılır.
       Geleneksel şifa bilgisi ve pratikleri de kitapta geniş yer bulur. Modern tıbbın karşılıklarını aradığı hastalıklara getirilen geleneksel teşhis ve tedavi yöntemleri, "Hekimlik" başlığı altında detaylandırılır. Doğum kontrolü gibi hassas konularda dahi, "kıncırak" adı verilen basit bir oyun aletinin nasıl bir işlev üstlendiği, toplumun doğal yaşamla kurduğu pratik ve araçsallık ilişkisini gösteren çarpıcı bir örnek olarak sunulur.

Sonuç:
       "Orta Asya'dan Gedikli Köyü'ne Honamlı Yörükleri", bir yandan yok olan bir yaşam tarzının envanterini çıkarırken, diğer yandan da bu kültürün dayanıklılığını ve modern dünyaya nasıl entegre olduğunu gösterir.
       Ali Tanyıldız, kendi deyişiyle "allı pullu" olmayan, topraksız bir coğrafyada filizlenen bu tarihi, bir vefa borcu ve kültürel bir miras olarak geleceğe taşır. Kitap, etnografya, sosyoloji ve kültür tarihi ile ilgilenen her okur için vazgeçilmez bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
*
Kaynakça
Tanyıldız, A. (1990). Orta Asya'dan Gedikli Köyü'ne Honamlı Yörükleri (2. b.). Isparta.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.