SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR| XXVI | 16. 09. 2026 | Hilmi DULKADİR | | Toprağın Koynunda İpekten Bir Hisar ve Korum’un İpekli Avcısı

• Gözne’nin Korum mevkiinde sabah erken saatlerde adımlarımı "güne doğru" atarken çevre henüz insanın neden olduğu gürültüyle rahatsız edilmemişti ve kendi sessiz şarkısını söylüyordu. Ben ise, kırsalın sararmış cılız otları, taşların arasına tutunmuş yaban kekikleri ve kuru pürlerin çıtırtısı eşliğinde Torosların sabah esintisini içime çekiyordum.  Geçen hafta, Gözne Kalesi’nin göğe meydan okuyan burçlarını, kanyonun dik yamaçlarında semah dönen ulu kuzgunlarını temaşa eden gözlerim; bu kez göğe değil, ayaklarımın hemen dibine, toprağın gizemli koynuna takıldı. Eğilip baktığımda, gördüğüm o hendese mucizesi karşısında hayretten adeta nefesim kesildi…   “İpekli Avcı” huni ağlı toprak örümceği (Agelenidae), Mersin-Gözne-Korum mevkii, 2026). Fotoğraf: Hilmi Dulkadir, Bozkırın kuru çalılıkları arasında, tam karşımda ve işaret parmağım genişliğinde, toprağın derinliklerine doğru uzanan kusursuz bir kuyu ağzı açılmıştı. Bu sıradan bir çukur veya köstebek yarığı olmamalıydı. Girişi, sanki görünmez parmaklar tarafından gümüşi ipliklerle ince ince dokunmuş, adeta Ortaçağ kalelerinin korunaklı iç kapılarını andıran ipeksi bir zırhla tahkim edilmişti. Tül inceliğindeki bu beyaz ipek örtü, yuvanın etrafındaki cılız otlara ve toprak yüzeyine bir çadır tentesi gibi gerilmiş; merkezinde ise yerin serin karanlığına inen silindirik bir tünel kapısı bırakılmıştı. Üstelik bu gizemli mimar, kalesinin ağzını da tıpkı benim adımlarım gibi doğrudan gün doğusuna, yani "güne doğru" açmıştı; ilk ışıkları göğüsleyecek, sabahın uyanışını ilk elden karşılayacak kusursuz bir hendese ile... Bütün dikkatimi toplayıp bu mühendislik mucizesini inceledim. Hangi akıl, hangi hendese bilgisi bu küçük varlığa böylesi bir kale inşa ettirmişti? İlim ehlinin "huni ağlı toprak örümceği grubundan" (Agelenidae) dediği bu gizli usta, toprağın altını çökmeyecek şekilde kendi salgıladığı ipekle sıvamış; tünelin ağzına ise hem düşmanından korunacağı bir siper hem de avını gafil avlayacağı kusursuz bir titreşim tuzağı kurmuştu. Bu ağ, bildiğimiz örümcek ağları gibi yapışkan bir tuzak olmayıp; adeta tabiatın en hassas telgraf hattıydı. Tünelin dışına gerilen o ipeksi çarşafın üzerine cılız bir ot düşse veya küçük bir böcek ayak bassa; tellerin gerginliği o titreşimi salisenin onda biri zamanda tünelin derinliklerinde pusuda bekleyen canlıya iletmekte, karanlığın içinde nöbet tutan avcı ise, yerin altından bir şimşek gibi fırlayarak, avını yakalayıp kurduğu bu korunaklı hisarın derinliklerine çekmektedir. Aynı zamanda bu ipek kalkan, Torosların yakıcı öğle sıcağına, gece ayazına ve toprağı oyan sel sularına karşı tasarlanmış zekice bir konum ve olağan üstü bir yalıtım mimarisi olma özelliği de taşımaktadır. Toprağın bağrına diz çöküp bu küçücük hisarı seyrederken içimden gayriihtiyari bir ad koymak geçti. Ne de olsa kadim Türk töresinde ve yörük hafızasında dağlar, pınarlar ve kurdun kuşun yuvası hep bir şahitlikle mühürlenirdi. Gözne’nin gün doğusundaki yerleşiminin yamaçlarında, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bu gizli tabiat dehasına rutin yürüyüşümde ilk defa şahitlik etmek belki de Torosların bana sunduğu eşsiz bir lütuftu. Resmi bilimin soğuk Latince tasnifleri bir yana dursun; yerel bir aidiyet, bu topraklara ait bir vefa nişanesi olsun diye bu küçük deha abidesine gönül defterimde "İpekli Avcı"... ismini yakıştırdım. Kendi bedeninden sağdığı ipek gibi narin, gümüşi bir cevherle tek başına toprağın altına hisar inşa eden; hem böylesine zarif bir sanat icra edip hem de bu zarafeti rızkını temin ettiği amansız bir silaha dönüştüren kaç usta var şu yeryüzünde? Görünüşte tabiatın en kibar dokumacısı, hakikatte ise pusu kurduğu tünelin en mahir ve şaşmaz avcısı... Bir parmak genişliğindeki kalesinde çıt çıkarmadan, sabırla ve vakarla bekleyen bu yalnız mimar, ne mutlu bana ki, Torosların bağrında adeta bu topraklara olan kadim tutkuma denk düşmüştü. Bizler dağların doruklarına kaleler, vadilere köprüler kuran insanoğlunun aklıyla övünürüz. Oysa bir parmak genişliğindeki şu ipek kapı, koca bir medeniyet mimarisinden daha az deha barındırmıyor. Taşın hafızası olduğu gibi, toprağın ve böceğin de asırlardan süzülen şaşmaz bir hafızası, genlerine kazınmış bir ilahî pusulası var… Nihayet, güneş bulunduğum yamacı ısıtırken o küçük ipek kapının önünden derin bir tefekkürle doğruldum. Biliyorum ki; tabiatta fuzuli hiçbir çizgi, gayesiz hiçbir nakış yoktu. Dağın zirvesinde taşla oynaşan güneş, kanyonlarda semah dönen kuzgun ve kuru otların dibinde ipekten kale ören bu zarif avcı; hepsi aynı büyük nizamın, aynı sonsuz ahengin birer cümlesiydi. Yeter ki insan, onu yaratanın önünde eğilmesini ve bakmaktan öte "görmesini" bilsin... • Başvurulacak Kaynaklar: Ergene, H. B. (2019). Bursa ili Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçeleri örümcek (Arachnıda, araneae) faunasının belirlenmesi (Master's thesis, Bursa Uludag University (Turkey)). https://acikerisim.uludag.edu.tr/server/api/core/bitstreams/2761ba25-28f0-4d97-8ee2-418b92ef2ea9/content  Dursun, A., & Fent, M. Türkiye’de Dağılım Gösteren İstilacı Heteroptera (Insecta: Hemıptera) Türlerinin Ekonomik Önemi. İstilacı Zararlı Türler ve Mücadelesinde Yeni Yaklaşımlar, 1. https://www.paradigmaakademiyayinlari.com/wp-content/uploads/2022/12/istilaci-zararli-turlervemucadelede-yeni-yaklasimlar.pdf#page=9  Sevgi, O. (2016). Habitat Terimi ve Türevlerinin 22. ve 21. Ulusal Biyoloji Kongrelerinde Kullanımının Değerlendirilmesi. Avrasya Terim Dergisi, 4(2), 27-53. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/225096  Demir, H., & Seyyar, O. (2017). Annotated checklist of the spiders of Turkey. Munis Entomology & Zoology, 12(2), 433-469. https://www.munisentzool.org/yayin/vol12/issue2/vol12issue2-5839655.pdf
Ekleme Tarihi: 17 Eylül 2026 -Perşembe

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR| XXVI | 16. 09. 2026 | Hilmi DULKADİR | | Toprağın Koynunda İpekten Bir Hisar ve Korum’un İpekli Avcısı


Gözne’nin Korum mevkiinde sabah erken saatlerde adımlarımı "güne doğru" atarken çevre henüz insanın neden olduğu gürültüyle rahatsız edilmemişti ve kendi sessiz şarkısını söylüyordu. Ben ise, kırsalın sararmış cılız otları, taşların arasına tutunmuş yaban kekikleri ve kuru pürlerin çıtırtısı eşliğinde Torosların sabah esintisini içime çekiyordum. 
Geçen hafta, Gözne Kalesi’nin göğe meydan okuyan burçlarını, kanyonun dik yamaçlarında semah dönen ulu kuzgunlarını temaşa eden gözlerim; bu kez göğe değil, ayaklarımın hemen dibine, toprağın gizemli koynuna takıldı. Eğilip baktığımda, gördüğüm o hendese mucizesi karşısında hayretten adeta nefesim kesildi…
 
“İpekli Avcı” huni ağlı toprak örümceği (Agelenidae), Mersin-Gözne-Korum mevkii, 2026). Fotoğraf: Hilmi Dulkadir,
Bozkırın kuru çalılıkları arasında, tam karşımda ve işaret parmağım genişliğinde, toprağın derinliklerine doğru uzanan kusursuz bir kuyu ağzı açılmıştı. Bu sıradan bir çukur veya köstebek yarığı olmamalıydı. Girişi, sanki görünmez parmaklar tarafından gümüşi ipliklerle ince ince dokunmuş, adeta Ortaçağ kalelerinin korunaklı iç kapılarını andıran ipeksi bir zırhla tahkim edilmişti. Tül inceliğindeki bu beyaz ipek örtü, yuvanın etrafındaki cılız otlara ve toprak yüzeyine bir çadır tentesi gibi gerilmiş; merkezinde ise yerin serin karanlığına inen silindirik bir tünel kapısı bırakılmıştı. Üstelik bu gizemli mimar, kalesinin ağzını da tıpkı benim adımlarım gibi doğrudan gün doğusuna, yani "güne doğru" açmıştı; ilk ışıkları göğüsleyecek, sabahın uyanışını ilk elden karşılayacak kusursuz bir hendese ile...
Bütün dikkatimi toplayıp bu mühendislik mucizesini inceledim. Hangi akıl, hangi hendese bilgisi bu küçük varlığa böylesi bir kale inşa ettirmişti? İlim ehlinin "huni ağlı toprak örümceği grubundan" (Agelenidae) dediği bu gizli usta, toprağın altını çökmeyecek şekilde kendi salgıladığı ipekle sıvamış; tünelin ağzına ise hem düşmanından korunacağı bir siper hem de avını gafil avlayacağı kusursuz bir titreşim tuzağı kurmuştu. Bu ağ, bildiğimiz örümcek ağları gibi yapışkan bir tuzak olmayıp; adeta tabiatın en hassas telgraf hattıydı. Tünelin dışına gerilen o ipeksi çarşafın üzerine cılız bir ot düşse veya küçük bir böcek ayak bassa; tellerin gerginliği o titreşimi salisenin onda biri zamanda tünelin derinliklerinde pusuda bekleyen canlıya iletmekte, karanlığın içinde nöbet tutan avcı ise, yerin altından bir şimşek gibi fırlayarak, avını yakalayıp kurduğu bu korunaklı hisarın derinliklerine çekmektedir. Aynı zamanda bu ipek kalkan, Torosların yakıcı öğle sıcağına, gece ayazına ve toprağı oyan sel sularına karşı tasarlanmış zekice bir konum ve olağan üstü bir yalıtım mimarisi olma özelliği de taşımaktadır.
Toprağın bağrına diz çöküp bu küçücük hisarı seyrederken içimden gayriihtiyari bir ad koymak geçti. Ne de olsa kadim Türk töresinde ve yörük hafızasında dağlar, pınarlar ve kurdun kuşun yuvası hep bir şahitlikle mühürlenirdi. Gözne’nin gün doğusundaki yerleşiminin yamaçlarında, sabahın ilk ışıklarıyla uyanan bu gizli tabiat dehasına rutin yürüyüşümde ilk defa şahitlik etmek belki de Torosların bana sunduğu eşsiz bir lütuftu.
Resmi bilimin soğuk Latince tasnifleri bir yana dursun; yerel bir aidiyet, bu topraklara ait bir vefa nişanesi olsun diye bu küçük deha abidesine gönül defterimde "İpekli Avcı"... ismini yakıştırdım. Kendi bedeninden sağdığı ipek gibi narin, gümüşi bir cevherle tek başına toprağın altına hisar inşa eden; hem böylesine zarif bir sanat icra edip hem de bu zarafeti rızkını temin ettiği amansız bir silaha dönüştüren kaç usta var şu yeryüzünde? Görünüşte tabiatın en kibar dokumacısı, hakikatte ise pusu kurduğu tünelin en mahir ve şaşmaz avcısı... Bir parmak genişliğindeki kalesinde çıt çıkarmadan, sabırla ve vakarla bekleyen bu yalnız mimar, ne mutlu bana ki, Torosların bağrında adeta bu topraklara olan kadim tutkuma denk düşmüştü.
Bizler dağların doruklarına kaleler, vadilere köprüler kuran insanoğlunun aklıyla övünürüz. Oysa bir parmak genişliğindeki şu ipek kapı, koca bir medeniyet mimarisinden daha az deha barındırmıyor. Taşın hafızası olduğu gibi, toprağın ve böceğin de asırlardan süzülen şaşmaz bir hafızası, genlerine kazınmış bir ilahî pusulası var…
Nihayet, güneş bulunduğum yamacı ısıtırken o küçük ipek kapının önünden derin bir tefekkürle doğruldum. Biliyorum ki; tabiatta fuzuli hiçbir çizgi, gayesiz hiçbir nakış yoktu. Dağın zirvesinde taşla oynaşan güneş, kanyonlarda semah dönen kuzgun ve kuru otların dibinde ipekten kale ören bu zarif avcı; hepsi aynı büyük nizamın, aynı sonsuz ahengin birer cümlesiydi. Yeter ki insan, onu yaratanın önünde eğilmesini ve bakmaktan öte "görmesini" bilsin...

Başvurulacak Kaynaklar:
Ergene, H. B. (2019). Bursa ili Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçeleri örümcek (Arachnıda, araneae) faunasının belirlenmesi (Master's thesis, Bursa Uludag University (Turkey)). https://acikerisim.uludag.edu.tr/server/api/core/bitstreams/2761ba25-28f0-4d97-8ee2-418b92ef2ea9/content 
Dursun, A., & Fent, M. Türkiye’de Dağılım Gösteren İstilacı Heteroptera (Insecta: Hemıptera) Türlerinin Ekonomik Önemi. İstilacı Zararlı Türler ve Mücadelesinde Yeni Yaklaşımlar, 1. https://www.paradigmaakademiyayinlari.com/wp-content/uploads/2022/12/istilaci-zararli-turlervemucadelede-yeni-yaklasimlar.pdf#page=9 
Sevgi, O. (2016). Habitat Terimi ve Türevlerinin 22. ve 21. Ulusal Biyoloji Kongrelerinde Kullanımının Değerlendirilmesi. Avrasya Terim Dergisi, 4(2), 27-53. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/225096 
Demir, H., & Seyyar, O. (2017). Annotated checklist of the spiders of Turkey. Munis Entomology & Zoology, 12(2), 433-469. https://www.munisentzool.org/yayin/vol12/issue2/vol12issue2-5839655.pdf

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.