| KAPAĞI AÇILAN KİTAP: MAKEDONYA TÜRKLERİ (Türkmenler, Torbeşler / Türkbaş Çenkeriler ve Yörükler) ARASINDA YAŞAYAN HALK İNANÇLARI | Yazar: Dr. Yaşar KALAFAT | |Tanıtım: Hilmi DULKADİR |29 Kasım 2025 |
•
I. BÖLÜM
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından 1994 yılında yayımlanan bu eser, Dr. Yaşar Kalafat’ın (Kalafat, 1994) Balkan coğrafyasındaki Türk varlığının kültürel ve inanç kodlarını ortaya koyduğu temel çalışmalarından biridir.
Eser, Makedonya’da yaşayan Türkmen, Torbeş (Türkbaş) ve Yörük boylarına mensup topluluklar arasında derlenmiş zengin bir halk inançları envanterini sunmaktadır.
Yazar, bu çalışmasında geleneksel olarak başlattığı "Doğu Anadolu" ve "Kuzey Irak" saha araştırmalarının metodolojisini Balkanlara taşımakta; Makedonya Türklüğünün İslami kimliği altında yaşamaya devam eden, kökleri Şamanizm ve Gök Tanrı inancına uzanan arkaik Türk inanç sistemlerinin izlerini sürmektedir.
Eylül 1993 tarihli bir grup gezisini, yoğun bir saha çalışmasına dönüştüren Kalafat, Üsküp’ten başlayarak Doğu, Güney, Batı ve Kuzey Makedonya’daki onlarca Türk köyünü ve şehirlerini taramış, 70 civarında kaynak kişi ile görüşmüştür.
Eserin en dikkat çekici yanı, yazarın bu çalışmasının bir halkbilim derlemesi olmakla birlikte, kendilerinin halk inançlarını bir "kimlik belirleyici" ve "tarihî-millî bağ" olarak ele almasıdır.
Yazar, Makedonya’daki doğum, evlilik ve ölüm ritüellerinde karşılaşılan pek çok pratiğin (kırk çıkarma, nazardan korunma, kurban adama, ağaçlara bez bağlama, ateşin uyandırılması vb.) Anadolu, Azerbaycan ve hatta Hristiyan Gagauz Türkleri ile birebir örtüştüğünü ortaya koyarak, siyasi sınırların ötesinde bir "Türk milleti" tanımının ancak dil ve halk inançları birliği üzerinden inşa edilebileceğini savunmaktadır.
Kitap, "Birkaç Söz", "Sunuş" ve "Giriş" kısımlarının ardından, "Metin" başlığı altında doğum, evlilik ve ölüm merkezli olarak detaylandırılmış inanç pratiklerine yer vermektedir.
Dr. Kalafat, bu pratikleri yorumlarken sürekli olarak İslami formasyon ile eski Türk inançları (Gök Tanrı Kültü) arasındaki semantik bağları kurmaya ve şirke bulaşmamaya özen gösterir. Bu haliyle eser, Balkan Türklüğünün dini ve kültürel dokusunu anlamak için vazgeçilmez bir kaynak olduğu kadar, Türk halk inançları araştırmalarına metodolojik katkı sunan bir şaheserdir.
•
II. BÖLÜM: BİRKAÇ SÖZ, SUNUŞ VE GİRİŞ DEĞERLENDİRMESİ
Araştırmanın Ruhu, Amacı ve Makedonya Türklüğünün Dini Yapısı:
Eserin "Birkaç Söz" kısmı, çalışmanın doğuş hikayesini ve saha metodolojisini anlatmaktadır. Dr. Kalafat, bu çalışma için önceden bir planı olmadığını, ancak Üsküp’teki Yiğit Bey ve Medah Baba türbelerine yapılan saygısızlığın kendisini harekete geçirdiğini belirtir.
Avni Engüllü başta olmak üzere, Makedonya Türklerinin gösterdiği fevkalade ilgi ve destek, onun şimdiye kadarki "en geniş malzeme"yi derlemesini sağlamıştır. Gece gündüz demeden köyleri dolaşılmış, gidilemeyen bölgelerden insanlar getirtilmiş, böylece Türkmen, Torbeş ve Yörük boylarının inanç haritası çıkarılmıştır.
Kitabın "Sunuş" yazısını kaleme alan Prof. Dr. Turan Yazgan, halk inançlarını bir milletin kimliğini tayin eden en önemli unsurlardan biri olarak görür. Ona göre, Hristiyanlar içinde sıkışıp kalmış Balkan Türkleri ile Doğu Anadolu’daki Müslümanlar arasındaki inanç benzerliği, tarihî-millî bağın kesin ifadesidir. Dr. Kalafat’ın bu çalışması, bu bağları gözler önüne sererek boşlukları doldurmakta ve kendisine şükran borcu olan bir araştırmacı olduğunu göstermektedir.
Giriş:
İnançların Tarihî Katmanları ve Tarikatların İzinde:
Kitabın "Giriş" bölümü, eserin teorik çerçevesini ve Makedonya’daki dini hayatın tarihî arka planını oluşturmaktadır. Kalafat’a göre Makedonya Müslümanları arasında dini hayat, komünizmin materyalist baskıları ve göçlerle büyük bir değişime uğramıştır. Müslüman nüfus içinde Türkler (Türkmen, Torbeş, Yörük), kendini Türk hisseden Çingeneler (Çenkeriler) ve Arnavutlar yer alır.
•
Makedonya Türklerinin dini dokusunu şekillendiren üç ana tarikat vardır:
a. Melamilik: Özellikle Türkmen ve Yörükler arasında yaygındır. Ancak göçler ve ihmal nedeniyle şeyhlik çoğunlukla "evladiye" (soydan geçme) şeklinde sürdürülmekte, tarikatın özellikleri tam olarak bilinmemektedir.
b. Halvetilik (Hayali Kolu): Hem Yörük hem de Türkmenler arasında yaygındır. Ohri’deki Halveti Tekkesi örneğinde görüldüğü gibi, burada eşiğe basmamak, türbeyi tavaf etmek, şifa için gömlek asmak gibi pratikler uygulanır.
Yazar, "ateş uyandırma" ve "eşiğe basmama" gibi ritüellerde Gök Tanrı inancındaki "Ateş Kültü" ve "Ev İyesi" inanışının izlerini görür.
c. Bektaşilik: Daha çok Türkmenler arasında ve göçlerle gelmiştir. Kalkandelen’deki Harabati Baba Tekkesi, bir kolonizatör derviş merkezi olarak dikkat çeker.
Yazar, Makedonya Türklüğünün İslamlaşmasını iki ana yolla açıklar: Birincisi, İslamiyet'ten çok önce bölgeye gelen (Avarlar, Hunlar, Bulgarlar gibi) ve sonradan Müslüman olan Türklerin izleri (Torbeşler bu kola örnek gösterilebilir).
İkincisi ise, Osmanlı döneminde bölgeye gelen "Evlad-ı Fatihan"ın getirdiği İslamiyet'tir. Bu nedenle, bölgedeki halk inançları hem İslam öncesi Türk dini hayatının (Gök Tanrı), hem de Osmanlı dönemi heterodoks ve Sünni İslam yorumlarının ortak ürünüdür. Bu katmanlı yapı, doğum gibi hayatın dönüm noktalarında kendini en çıplak haliyle gösterir.
•
III. BÖLÜM: ASIL METİN VE SONUÇ
Doğum Ekseninde Makedonya Türk Halk İnançları ve Türk Dünyası ile Bağlar:
Eserin "Metin" kısmı, derlenen verileri "Doğum", "Evlilik" ve "Ölüm" başlıkları altında sistematize eder.
Bu bölümde özellikle “Doğum ve Doğumla İlgili Konular” merkeze alınarak bir sentez yapılacaktır.
•
A. Doğum Öncesi ve Çocuk İsteği:
Makedonya Türklerinde doğum, biyolojik bir olay olmakla birlikte, aynı zamanda kozmik ve toplumsal bir hadisedir.
Çocuk sahibi olamayan veya çocukları yaşamayan aileler, bu sorunu aşmak için hem İslami hem de eski Türk inançlarından beslenen bir dizi pratiğe başvurur.
“Türbe Ziyaretleri”: Dedeli köyündeki Ömer Baba, Pocuval'daki Yusuf Dede, Ustranca'daki Seyit Muhammed Nuri Arabî gibi evliya türbeleri, çocuk isteyen kadınların sıkça ziyaret ettiği yerlerdir. Bu ziyaretlerde adak adanır, mum yakılır, bez bağlanır. Bu, Anadolu’daki türbe ziyareti kültürü ile tamamen örtüşür.
Şifa ve Himmet İnanışları: Askerlik gibi tehlikeli bir sürece giden gençler, Şeyh Elmas Efendi gibi velilerin türbesinden toprak alıp cebinde taşır; böylece korunacaklarına inanılır. Bu pratik, ata ruhunun ve vatan iyesi "Ana Maykıl"ın koruyucu fonksiyonunun bir yansımasıdır.
•
B. Doğum Anı ve Lohusalık Dönemi (Kırk Çıkarma):
Doğum ve sonrasındaki 40 gün, "kırk" kavramı etrafında şekillenen, kadın ve bebeği görünmeyen kötü güçlerden (Al Karısı/Al Ruhu) korumaya yönelik yoğun ritüellerle doludur.
Korunma Tedbirleri: Lohusa kadın ve bebek yalnız bırakılmaz. Yanlarına Kur'an-ı Kerim, nazar boncuğu, muska konulur; odanın perdesine sarımsak asılır. Sobada ateş yakılması, "Ateş Kültü"nün koruyucu bir uzantısı olarak yorumlanabilir.
Kırk Çıkarma: Kırkıncı gün, annenin ve bebeğin hamama götürülmesi, mevlüt okutulması ve ziyafet verilmesiyle "kırk"tan çıkılır. Kırkı çıkmamış kadının hamura elini sürmesi, bereketi kaçıracağı inancıyla yasaktır. Bu süreçte dereden toplanan 40 taşla yıkama ritüeli yapılır. Bu uygulamalar, Anadolu ve Azerbaycan’daki "kırk basması" inançları ile birebir aynıdır.
Yaşamayan Çocuklar İçin Pratikler: Çocuğu sık ölen aileler, onu kara iyelerden korumak için çeşitli yöntemlere başvurur. Çocuğa "Yaşar", "Demir" gibi isimler verilir; bazen iki isim konularak kötü ruhlar şaşırtılmaya çalışılır. Erkek çocuklara nazardan korunması için 7 yaşına kadar küpe takılması veya kız elbisesi giydirilmesi, Anadolu’da da yaygın bir uygulamadır. Kırk bekârdan para toplanarak çocuğa altın küpe yaptırılması da bir tür kolektif himmet arayışıdır.
•
C. Nazar, Büyü ve Şifa Arayışları:
Doğumla başlayan ve hayat boyu süren nazar ve hastalık riskine karşı geliştirilen inançlar, Makedonya Türklerinde oldukça canlıdır.
Nazardan Korunma: Çocuğun alnına anne ayağının altından alınan is sürülür, poposu çimdiklenir. Kurşun dökme, nazar boncuğu ("Mavi Tay") taşıma, ocaktan sürme çekme gibi pratikler sıkça başvurulan yöntemlerdir.
Şifa Bulma: Nazara veya hastalığa uğrayan çocuklar, Halveti ve Bektaşi tekkelerine (Ohri'deki Hayali Baba, Kırcaova'daki Köylü Baba Türbesi) götürülür. Burada hasta bir gece bırakılır veya şifa için su bekletilir. Alim Baba gibi, aynı anda farklı yerlerde görülebilen velilerin kerametlerine inanılır. Bu, Kam/Şaman tipolojisinin İslami formdaki evliya kültüne evrilmiş halidir.
•
D. Ad Koyma ve Sünnet:
Çocuğa isim verme, ailenin geçmişiyle kurduğu bir bağdır. Dedenin isminin toruna verilmesi "Ata Ruhu"nun yeni nesilde devam ettiği inancını yansıtır. Sünnet ise, çocuğun İslam toplumuna ve erkekliğe adım atmasıdır. Sünnet parçasının saklanması, sünnet düğünü ve mevlüdü, çocuğun eline kına yakılması gibi uygulamalar, Anadolu’daki pratiklerle benzerlik gösterir. Kına, burada yeni bir statüye "adamanın" ve "nişanlamanın" sembolüdür.
•
SONUÇ
Dr. Yaşar Kalafat’ın bu titiz çalışması, Makedonya Türklüğünün inanç dünyasını, 740 bilgi fişi ve 70 kaynak kişiye dayanarak 12 adet de görsel ile gözler önüne sermektedir.
Eserin nihai vardığı nokta, derin bir kültürel sürekliliktir. Makedonya’daki doğum, evlilik ve ölüm ritüellerinde karşımıza çıkan hemen her pratik, Anadolu’dan Azerbaycan’a, Kuzey Irak’tan Balkanlara uzanan geniş bir Türk coğrafyasında aynı kökenden beslenmektedir.
Bu çalışma, başlı başına Makedonya’daki Türk varlığının olmayıp, aynı zamanda Türklerin İslamiyet’ten çok önce bu topraklarda bulunduğunun da bir kanıtıdır.
Torbeş (Türkbaş) Türklerinin dillerindeki yabancılaşmaya rağmen inanç sistemlerindeki bu ortaklık, onların etnik kimliklerine dair tartışmalara da ışık tutmaktadır.
Komünizm ve göç gibi ağır baskılar altında dahi, camilerin ve din adamlarının yokluğunda bile, bu inanç kodlarının yaşamaya devam etmesi, Türk kültürünün ne denli dirençli ve köklü olduğunun bir göstergesidir.
Dr. Kalafat’ın deyimiyle, bu inançlar, "Türk milleti"nin siyasi sınırların ötesinde, ortak bir tarihî hafıza ve ruh coğrafyasında var olduğunu ilan eden en sağlam belgelerdir.
•
Kaynakça
Kalafat, Y. (1994). Makedonya Türkleri (Türkmenler, Torbeşler / Türkbaş Çenkeriler ve Yörü kler) Arasında Yaşayan Halk İnançları (Etam Matbaa Tesisleri b.). Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Yayın No:115.
Anasayfa
Yazarlar
Hilmi Dulkadir
Yazı Detayı
Bu yazı 174 kez okundu.
KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP: MAKEDONYA TÜRKLERİ (Türkmenler, Torbeşler / Türkbaş Çenkeriler ve Yörükler) ARASINDA YAŞAYAN HALK İNANÇLARI | Yazar: Dr. Yaşar KALAFAT
| KAPAĞI AÇILAN KİTAP: MAKEDONYA TÜRKLERİ (Türkmenler, Torbeşler / Türkbaş Çenkeriler ve Yörükler) ARASINDA YAŞAYAN HALK İNANÇLARI | Yazar: Dr. Yaşar KALAFAT | |Tanıtım: Hilmi DULKADİR |29 Kasım 2025 |
•
I. BÖLÜM
Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı tarafından 1994 yılında yayımlanan bu eser, Dr. Yaşar Kalafat’ın (Kalafat, 1994) Balkan coğrafyasındaki Türk varlığının kültürel ve inanç kodlarını ortaya koyduğu temel çalışmalarından biridir.
Eser, Makedonya’da yaşayan Türkmen, Torbeş (Türkbaş) ve Yörük boylarına mensup topluluklar arasında derlenmiş zengin bir halk inançları envanterini sunmaktadır.
Yazar, bu çalışmasında geleneksel olarak başlattığı "Doğu Anadolu" ve "Kuzey Irak" saha araştırmalarının metodolojisini Balkanlara taşımakta; Makedonya Türklüğünün İslami kimliği altında yaşamaya devam eden, kökleri Şamanizm ve Gök Tanrı inancına uzanan arkaik Türk inanç sistemlerinin izlerini sürmektedir.
Eylül 1993 tarihli bir grup gezisini, yoğun bir saha çalışmasına dönüştüren Kalafat, Üsküp’ten başlayarak Doğu, Güney, Batı ve Kuzey Makedonya’daki onlarca Türk köyünü ve şehirlerini taramış, 70 civarında kaynak kişi ile görüşmüştür.
Eserin en dikkat çekici yanı, yazarın bu çalışmasının bir halkbilim derlemesi olmakla birlikte, kendilerinin halk inançlarını bir "kimlik belirleyici" ve "tarihî-millî bağ" olarak ele almasıdır.
Yazar, Makedonya’daki doğum, evlilik ve ölüm ritüellerinde karşılaşılan pek çok pratiğin (kırk çıkarma, nazardan korunma, kurban adama, ağaçlara bez bağlama, ateşin uyandırılması vb.) Anadolu, Azerbaycan ve hatta Hristiyan Gagauz Türkleri ile birebir örtüştüğünü ortaya koyarak, siyasi sınırların ötesinde bir "Türk milleti" tanımının ancak dil ve halk inançları birliği üzerinden inşa edilebileceğini savunmaktadır.
Kitap, "Birkaç Söz", "Sunuş" ve "Giriş" kısımlarının ardından, "Metin" başlığı altında doğum, evlilik ve ölüm merkezli olarak detaylandırılmış inanç pratiklerine yer vermektedir.
Dr. Kalafat, bu pratikleri yorumlarken sürekli olarak İslami formasyon ile eski Türk inançları (Gök Tanrı Kültü) arasındaki semantik bağları kurmaya ve şirke bulaşmamaya özen gösterir. Bu haliyle eser, Balkan Türklüğünün dini ve kültürel dokusunu anlamak için vazgeçilmez bir kaynak olduğu kadar, Türk halk inançları araştırmalarına metodolojik katkı sunan bir şaheserdir.
•
II. BÖLÜM: BİRKAÇ SÖZ, SUNUŞ VE GİRİŞ DEĞERLENDİRMESİ
Araştırmanın Ruhu, Amacı ve Makedonya Türklüğünün Dini Yapısı:
Eserin "Birkaç Söz" kısmı, çalışmanın doğuş hikayesini ve saha metodolojisini anlatmaktadır. Dr. Kalafat, bu çalışma için önceden bir planı olmadığını, ancak Üsküp’teki Yiğit Bey ve Medah Baba türbelerine yapılan saygısızlığın kendisini harekete geçirdiğini belirtir.
Avni Engüllü başta olmak üzere, Makedonya Türklerinin gösterdiği fevkalade ilgi ve destek, onun şimdiye kadarki "en geniş malzeme"yi derlemesini sağlamıştır. Gece gündüz demeden köyleri dolaşılmış, gidilemeyen bölgelerden insanlar getirtilmiş, böylece Türkmen, Torbeş ve Yörük boylarının inanç haritası çıkarılmıştır.
Kitabın "Sunuş" yazısını kaleme alan Prof. Dr. Turan Yazgan, halk inançlarını bir milletin kimliğini tayin eden en önemli unsurlardan biri olarak görür. Ona göre, Hristiyanlar içinde sıkışıp kalmış Balkan Türkleri ile Doğu Anadolu’daki Müslümanlar arasındaki inanç benzerliği, tarihî-millî bağın kesin ifadesidir. Dr. Kalafat’ın bu çalışması, bu bağları gözler önüne sererek boşlukları doldurmakta ve kendisine şükran borcu olan bir araştırmacı olduğunu göstermektedir.
Giriş:
İnançların Tarihî Katmanları ve Tarikatların İzinde:
Kitabın "Giriş" bölümü, eserin teorik çerçevesini ve Makedonya’daki dini hayatın tarihî arka planını oluşturmaktadır. Kalafat’a göre Makedonya Müslümanları arasında dini hayat, komünizmin materyalist baskıları ve göçlerle büyük bir değişime uğramıştır. Müslüman nüfus içinde Türkler (Türkmen, Torbeş, Yörük), kendini Türk hisseden Çingeneler (Çenkeriler) ve Arnavutlar yer alır.
•
Makedonya Türklerinin dini dokusunu şekillendiren üç ana tarikat vardır:
a. Melamilik: Özellikle Türkmen ve Yörükler arasında yaygındır. Ancak göçler ve ihmal nedeniyle şeyhlik çoğunlukla "evladiye" (soydan geçme) şeklinde sürdürülmekte, tarikatın özellikleri tam olarak bilinmemektedir.
b. Halvetilik (Hayali Kolu): Hem Yörük hem de Türkmenler arasında yaygındır. Ohri’deki Halveti Tekkesi örneğinde görüldüğü gibi, burada eşiğe basmamak, türbeyi tavaf etmek, şifa için gömlek asmak gibi pratikler uygulanır.
Yazar, "ateş uyandırma" ve "eşiğe basmama" gibi ritüellerde Gök Tanrı inancındaki "Ateş Kültü" ve "Ev İyesi" inanışının izlerini görür.
c. Bektaşilik: Daha çok Türkmenler arasında ve göçlerle gelmiştir. Kalkandelen’deki Harabati Baba Tekkesi, bir kolonizatör derviş merkezi olarak dikkat çeker.
Yazar, Makedonya Türklüğünün İslamlaşmasını iki ana yolla açıklar: Birincisi, İslamiyet'ten çok önce bölgeye gelen (Avarlar, Hunlar, Bulgarlar gibi) ve sonradan Müslüman olan Türklerin izleri (Torbeşler bu kola örnek gösterilebilir).
İkincisi ise, Osmanlı döneminde bölgeye gelen "Evlad-ı Fatihan"ın getirdiği İslamiyet'tir. Bu nedenle, bölgedeki halk inançları hem İslam öncesi Türk dini hayatının (Gök Tanrı), hem de Osmanlı dönemi heterodoks ve Sünni İslam yorumlarının ortak ürünüdür. Bu katmanlı yapı, doğum gibi hayatın dönüm noktalarında kendini en çıplak haliyle gösterir.
•
III. BÖLÜM: ASIL METİN VE SONUÇ
Doğum Ekseninde Makedonya Türk Halk İnançları ve Türk Dünyası ile Bağlar:
Eserin "Metin" kısmı, derlenen verileri "Doğum", "Evlilik" ve "Ölüm" başlıkları altında sistematize eder.
Bu bölümde özellikle “Doğum ve Doğumla İlgili Konular” merkeze alınarak bir sentez yapılacaktır.
•
A. Doğum Öncesi ve Çocuk İsteği:
Makedonya Türklerinde doğum, biyolojik bir olay olmakla birlikte, aynı zamanda kozmik ve toplumsal bir hadisedir.
Çocuk sahibi olamayan veya çocukları yaşamayan aileler, bu sorunu aşmak için hem İslami hem de eski Türk inançlarından beslenen bir dizi pratiğe başvurur.
“Türbe Ziyaretleri”: Dedeli köyündeki Ömer Baba, Pocuval'daki Yusuf Dede, Ustranca'daki Seyit Muhammed Nuri Arabî gibi evliya türbeleri, çocuk isteyen kadınların sıkça ziyaret ettiği yerlerdir. Bu ziyaretlerde adak adanır, mum yakılır, bez bağlanır. Bu, Anadolu’daki türbe ziyareti kültürü ile tamamen örtüşür.
Şifa ve Himmet İnanışları: Askerlik gibi tehlikeli bir sürece giden gençler, Şeyh Elmas Efendi gibi velilerin türbesinden toprak alıp cebinde taşır; böylece korunacaklarına inanılır. Bu pratik, ata ruhunun ve vatan iyesi "Ana Maykıl"ın koruyucu fonksiyonunun bir yansımasıdır.
•
B. Doğum Anı ve Lohusalık Dönemi (Kırk Çıkarma):
Doğum ve sonrasındaki 40 gün, "kırk" kavramı etrafında şekillenen, kadın ve bebeği görünmeyen kötü güçlerden (Al Karısı/Al Ruhu) korumaya yönelik yoğun ritüellerle doludur.
Korunma Tedbirleri: Lohusa kadın ve bebek yalnız bırakılmaz. Yanlarına Kur'an-ı Kerim, nazar boncuğu, muska konulur; odanın perdesine sarımsak asılır. Sobada ateş yakılması, "Ateş Kültü"nün koruyucu bir uzantısı olarak yorumlanabilir.
Kırk Çıkarma: Kırkıncı gün, annenin ve bebeğin hamama götürülmesi, mevlüt okutulması ve ziyafet verilmesiyle "kırk"tan çıkılır. Kırkı çıkmamış kadının hamura elini sürmesi, bereketi kaçıracağı inancıyla yasaktır. Bu süreçte dereden toplanan 40 taşla yıkama ritüeli yapılır. Bu uygulamalar, Anadolu ve Azerbaycan’daki "kırk basması" inançları ile birebir aynıdır.
Yaşamayan Çocuklar İçin Pratikler: Çocuğu sık ölen aileler, onu kara iyelerden korumak için çeşitli yöntemlere başvurur. Çocuğa "Yaşar", "Demir" gibi isimler verilir; bazen iki isim konularak kötü ruhlar şaşırtılmaya çalışılır. Erkek çocuklara nazardan korunması için 7 yaşına kadar küpe takılması veya kız elbisesi giydirilmesi, Anadolu’da da yaygın bir uygulamadır. Kırk bekârdan para toplanarak çocuğa altın küpe yaptırılması da bir tür kolektif himmet arayışıdır.
•
C. Nazar, Büyü ve Şifa Arayışları:
Doğumla başlayan ve hayat boyu süren nazar ve hastalık riskine karşı geliştirilen inançlar, Makedonya Türklerinde oldukça canlıdır.
Nazardan Korunma: Çocuğun alnına anne ayağının altından alınan is sürülür, poposu çimdiklenir. Kurşun dökme, nazar boncuğu ("Mavi Tay") taşıma, ocaktan sürme çekme gibi pratikler sıkça başvurulan yöntemlerdir.
Şifa Bulma: Nazara veya hastalığa uğrayan çocuklar, Halveti ve Bektaşi tekkelerine (Ohri'deki Hayali Baba, Kırcaova'daki Köylü Baba Türbesi) götürülür. Burada hasta bir gece bırakılır veya şifa için su bekletilir. Alim Baba gibi, aynı anda farklı yerlerde görülebilen velilerin kerametlerine inanılır. Bu, Kam/Şaman tipolojisinin İslami formdaki evliya kültüne evrilmiş halidir.
•
D. Ad Koyma ve Sünnet:
Çocuğa isim verme, ailenin geçmişiyle kurduğu bir bağdır. Dedenin isminin toruna verilmesi "Ata Ruhu"nun yeni nesilde devam ettiği inancını yansıtır. Sünnet ise, çocuğun İslam toplumuna ve erkekliğe adım atmasıdır. Sünnet parçasının saklanması, sünnet düğünü ve mevlüdü, çocuğun eline kına yakılması gibi uygulamalar, Anadolu’daki pratiklerle benzerlik gösterir. Kına, burada yeni bir statüye "adamanın" ve "nişanlamanın" sembolüdür.
•
SONUÇ
Dr. Yaşar Kalafat’ın bu titiz çalışması, Makedonya Türklüğünün inanç dünyasını, 740 bilgi fişi ve 70 kaynak kişiye dayanarak 12 adet de görsel ile gözler önüne sermektedir.
Eserin nihai vardığı nokta, derin bir kültürel sürekliliktir. Makedonya’daki doğum, evlilik ve ölüm ritüellerinde karşımıza çıkan hemen her pratik, Anadolu’dan Azerbaycan’a, Kuzey Irak’tan Balkanlara uzanan geniş bir Türk coğrafyasında aynı kökenden beslenmektedir.
Bu çalışma, başlı başına Makedonya’daki Türk varlığının olmayıp, aynı zamanda Türklerin İslamiyet’ten çok önce bu topraklarda bulunduğunun da bir kanıtıdır.
Torbeş (Türkbaş) Türklerinin dillerindeki yabancılaşmaya rağmen inanç sistemlerindeki bu ortaklık, onların etnik kimliklerine dair tartışmalara da ışık tutmaktadır.
Komünizm ve göç gibi ağır baskılar altında dahi, camilerin ve din adamlarının yokluğunda bile, bu inanç kodlarının yaşamaya devam etmesi, Türk kültürünün ne denli dirençli ve köklü olduğunun bir göstergesidir.
Dr. Kalafat’ın deyimiyle, bu inançlar, "Türk milleti"nin siyasi sınırların ötesinde, ortak bir tarihî hafıza ve ruh coğrafyasında var olduğunu ilan eden en sağlam belgelerdir.
•
Kaynakça
Kalafat, Y. (1994). Makedonya Türkleri (Türkmenler, Torbeşler / Türkbaş Çenkeriler ve Yörü kler) Arasında Yaşayan Halk İnançları (Etam Matbaa Tesisleri b.). Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, Yayın No:115.
Ekleme
Tarihi: 29 Kasım 2025 -Cumartesi
KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP: MAKEDONYA TÜRKLERİ (Türkmenler, Torbeşler / Türkbaş Çenkeriler ve Yörükler) ARASINDA YAŞAYAN HALK İNANÇLARI | Yazar: Dr. Yaşar KALAFAT
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.