Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... Kapağı Açılan Kitap-XXIV. |GÜLNAR AĞZI (GÜLNARCA)|Yazar: F. Saadet BİLİR|167 s. |Tanıtım: Hilmi DULKADİR| 17 Ocak 2025

•       Sayın okuyucu,       Bugün size tanıtacağım kitap, ilk bakışta bir sözlük gibi görünse de bunun ötesinde daha mühim bir anlam taşır.       Bu kitap, bir öğretmenin kendi toprağına duyduğu sevgi ve sorumluluğun samimi bir ifadesidir. Yazar F. Saadet Bilir, 1972'de göreve başladığı Gülnar Lisesi'nde filizlenen bu bağı, yıllar içinde derlediği "Gülnar Ağzı (Gülnarca)" adlı bu eserle ölümsüzleştirmiştir.       Çünkü (Bilir, 2016), o yıllarda öğrencilerini dinlerken bir şey fark etmişti: Onların “yaparkana”sı, “Günner”i, “höyle”si, standart Türkçenin katı kalıplarına sığmıyordu. Bu, yanlışlık değildi, bir zenginlikti. Dahası, yok olmak üzere olan bir zenginlik… •       Peki bir Türkçe öğretmeni ne yapar? Dilin kurallarını öğretip geçer mi? O, öyle yapmadı. Bir defter çıkardı. Dinlemeye başladı. İlk zamanlar köylüler çekindi, “Öğretmen Hanım bizi mi gülünç ediyor?” diye. Zaman, güven inşa etti. Bilir, onlara şunu anlattı: Sizin ağzınız, Orta Asya’dan getirdiğimiz Türkçenin, en saf, en az bozulmamış halidir. Siz birer dil bekçisisiniz…       İşte niyet buradadır: Derleme değil, kurtarma. Tarama değil, kayıt altına alma. Atatürk’ün 1930’larda başlattığı “Derleme ve Tarama Sözlükleri” çalışmalarının ruhunu, 20. yüzyıl sonunda bir ilçede, bir kadın öğretmen tarafından yeniden hayata geçiriliyordu. Hedefi akademik şöhret değil, nesiller sonra bir çocuğun, dedesinin “bannak” dediğini duyup anlayabilmesi idi. Bu, romantik bir dil sevdası da olmayıp; somut bir kültürel miras sorumluluğuydu. •       Peki nasıl yaptı bunu? Rastgele notlar alıp kitap mı yaptı? Asla. Bilir’in çalışması, amatör bir ruhla başlasa da profesyonel bir dilbilim disiplini ile taçlandı. İzlediği yol haritası şuydu:       1. Kaynak Taraması: İşe, Türk Dil Kurumu, Dil Derneği ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun diğer bölgeler için yayımladığı ağız çalışmalarını inceleyerek başladı. Ne yapılması gerektiğini önce iyi çalışılmış örneklerden gözlemledi.       2. Üç Ana Kaynak: Verilerini üç kanaldan topladı: Canlı Kaynak (Birincil): Mahalle içinde dolaşıp, özellikle kadınlardan ve yaşlılardan konuşmalarını kaydetti, tekrarlattı. Yazılı Kaynak (İkincil): Prof. Dr. Ali Berat Alptekin’in “Taşeli Masalları”nı taradı. Bu, yazıya geçmiş en sağlam yerel metindi. Öğrenci Üretimleri: Öğrenci defterlerini, yazılılarını, kompozisyonlarını inceleyerek yazı dilindeki ağız izlerini takip etti.       3. Sistematik Sınıflandırma: Topladığı binlerce sözcük ve ifadeyi, dilbilimin evrensel kategorilerine göre tasnif etti. Kitabın “İçindekiler”i bunun kanıtıdır:       SES BİLGİSİ (Fonetik): Ünlü-ünsüz değişmeleri, düşmeleri, türemeleri, ikizleşmeleri, uzun ve kısa okunuşlar… “k”>“g”, “p”>“b” değişimi (kapı>gapı), ünlü daralmaları (yana>yanı) titizlikle haritalandı.       ŞEKİL BİLGİSİ (Morfoloji): Yapım ekleri, çekim ekleri, ad ve fiil çekimlerindeki farklılıklar. “-leyin” ekinin “-nan”a (sabahleyin>sabānan) dönüşmesi gibi.       CÜMLE BİLGİSİ (Sentaks): Tümce ögelerinin yer değiştirmesi (Belirtme durumu eki “-i” yerine yönelme “-e” kullanılması: “Seni doyururum”> “Sana doyururum”).       Bu iskelet, kitaba bir “liste” değil, bilimsel bir başvuru kaynağı niteliği kazandırmış. •       Bu kitap, Türk dili için bir hazinedir. Neden?       1. Arkaik (Eski) Formların Korunması: Gülnar ağzı, Eski Anadolu Türkçesi ve hatta Orta Asya Türkçesinden izler taşır. “Alma” (elma), “ataş” (ateş), “habar” (haber) gibi sözcükler, dilin tarihsel ses değişimlerini adım adım gösteren canlı fosillerdir. Bu, dil tarihçileri için paha biçilmez veridir.       2. Ünlü Uyumunun Titanik Gücü: Gülnar ağzı, büyük ve küçük ünlü uyumuna inanılmaz derecede bağlıdır. Yabancı kökenli sözcükleri bile bu uyuma sokar (elektrik> alatirik). Bu, Türkçenin kendi ses yasalarına ne kadar güçlü direndiğinin kanıtıdır.       3. Canlı Bir Dil Laboratuvarı: Türkiye Türkçesinde standartlaşan pek çok kuralın (ünsüz benzeşmesi gibi) burada işlemediğini görmek, dilin doğal evrimindeki çeşitliliği gösterir. “Yumuşama” ve “benzeşme” kurallarının tersine işlediği örnekler, dilbilim teorilerini zenginleştirir.       4. Kültürel Kodların Anahtarı: Her sözcük bir kültür ögesidir. “Böğet” (büvet, su birikintisi), “gübrük” (ahır), “cıvık” (bulgur pilavı) gibi sözcükler, o yörenin coğrafyasını, tarımını, gündelik hayatını anlatır. Bu bir dil çalışmasından öte, etnografik bir belgedir.       5. “Ağız” Çalışmalarına Model: Yöntemi, titizliği ve sunumu ile Anadolu’nun diğer kapalı yöreleri için örnek bir metodoloji oluşturur. “Nasıl yapılmalı?” sorusunun cevabını somut olarak gösterir. •       Hiçbir eser kusursuz değildir.       Bu kitabın en hissedilir eksiği, sözcüklerin canlı bağlamdan yalıtılmış olmasıdır. “Höyle”, “elleğem”, “gübrük” sözcükleri, bir liste halinde sunulmuştur. Okuyucu, bu sözcüğün hangi duyguyla, hangi ortamda, kimin ağzından çıktığını hayal etmekte zorlanır. Birkaç kısa diyalog, bir anı, bir tekerleme veya bir ninni örneği, bu sesleri tekrar nefes alır hale getirebilirdi.       Fakat bu bir kusur değil, dahiyane bir davettir. Kitap, dilbilimcilere, edebiyatçılara, senaristlere şunu haykırır: “İşte ham malzeme! Şimdi sıra sizde. Bu sözcükleri alın, onlara ruh verin, hikâyelerinizde yaşatın!” Bu eksiklik, kitabı son nokta olmayıp, yepyeni başlangıçların çıkış noktası yapar. •       Sonuç Yerine Bir Manifesto.       “Gülnar Ağzı (Gülnarca)”, aynı zamanda bir eylem çağrısıdır. Okur, son sayfayı kapattığında şunları düşünmelidir:       Bu çalışma çoğaltılmalıdır. Gülnar ile sınırlı kalmamalı, Mut, Ermenek, Anamur, Silifke… Tüm Taşeli yöresi bu disiplinle taranmalıdır.       Akademi harekete geçmelidir. Mersin Üniversitesi başta olmak üzere, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı, Halkbilim bölümleri burayı “canlı saha” ilan etmeli, Bilir’in attığı temeli derinleştirmelidir.       Kültür Bürokrasisi görevini yapmalıdır. Mersin İl Kültür Müdürlüğü, bu eseri ve yazarını görünür kılmalı, yeni araştırmalar için teşvik ve kaynak sağlamalıdır.       Her okur bir nefer olmalıdır. Kendi yöresindeki dedesinin, ninesinin kelimelerini sormalı, kaydetmeli, konuşturmalıdır. •       F. Saadet Bilir, Toroslar’da yalnız başına yürüdü ve bir meşale yaktı.        Gerçek soru şudur:        O meşale şimdi kimin elinde? Bu kitap, geçmişle kalmayıp geleceğin kelimelerini kurtarma ihtimalinin de hâlâ var olduğunu ispatlamaktadır.       Nitekim, kitabın arka kapağında yazar, Benedict Anderson’dan alıntı yapar: “Göz âşık için ne ise, dil de yurtsever için odur… O dille geçmiş onarılır, geleceğin rüyaları kurulur.”       Gülnar Ağzı, tam da bunu yapmaktadır: Geçmişi onarmakta, geleceğe kelimelerden bir rüya bırakmaktadır.       F. Saadet Bilir, 'Gülnar Ağzı' (Gülnarca) ile kültürel mirasımıza silinmez bir katkı sunmuştur.  Tebrik ve teşekkürler Saadet Öğretmen… •        Yazarın diğer eserleri: Merv’den Anaypazarı’na GÜLNAR (araştırma) 2003 – 2016; Hayatın Halleri, anı-derleme, 2005; Orta Asya’dan Toroslara GÜLNAR (Ali F. Bilir’le) (araştırma), 2007-2016; Abdulkadir Bulut “Kasabalı Lorca” (Ali F. Bilir’le), araştırma-monografi, 2010; Abdulkadir Bulut’a Sevgi Sözleri (Ali F. Bilir’le), 2010; Gündüz Artan Bir Mersin Bilgesi (Yaşam öyküsü, şiir, söyleşi ve mektupları, 2013; Gündüz Artan Penceresinden Mersin, 2013), gibi diğer eserleri de benzer bir duyarlılık ve titizlikle kaleme alınmıştır. Bu nedenle, sözünü ettiğim bu kitap, aynı zamanda yazarın ömür boyu süren bu topraklara adanmışlığının bir nişanesidir. • Kaynakça Bilir, F. S. (2016). Gülnar Ağzı (Gülnarca) (Zoran Yayıncılı b.). E Yayınları.
Ekleme Tarihi: 17 Ocak 2026 -Cumartesi

KÜLTÜR YAZILARI... Kapağı Açılan Kitap-XXIV. |GÜLNAR AĞZI (GÜLNARCA)|Yazar: F. Saadet BİLİR|167 s. |Tanıtım: Hilmi DULKADİR| 17 Ocak 2025



      Sayın okuyucu,
      Bugün size tanıtacağım kitap, ilk bakışta bir sözlük gibi görünse de bunun ötesinde daha mühim bir anlam taşır.
      Bu kitap, bir öğretmenin kendi toprağına duyduğu sevgi ve sorumluluğun samimi bir ifadesidir.
Yazar F. Saadet Bilir, 1972'de göreve başladığı Gülnar Lisesi'nde filizlenen bu bağı, yıllar içinde derlediği "Gülnar Ağzı (Gülnarca)" adlı bu eserle ölümsüzleştirmiştir.
      Çünkü (Bilir, 2016), o yıllarda öğrencilerini dinlerken bir şey fark etmişti: Onların “yaparkana”sı, “Günner”i, “höyle”si, standart Türkçenin katı kalıplarına sığmıyordu. Bu, yanlışlık değildi, bir zenginlikti. Dahası, yok olmak üzere olan bir zenginlik…

      Peki bir Türkçe öğretmeni ne yapar? Dilin kurallarını öğretip geçer mi? O, öyle yapmadı. Bir defter çıkardı. Dinlemeye başladı. İlk zamanlar köylüler çekindi, “Öğretmen Hanım bizi mi gülünç ediyor?” diye. Zaman, güven inşa etti. Bilir, onlara şunu anlattı: Sizin ağzınız, Orta Asya’dan getirdiğimiz Türkçenin, en saf, en az bozulmamış halidir. Siz birer dil bekçisisiniz…
      İşte niyet buradadır: Derleme değil, kurtarma. Tarama değil, kayıt altına alma. Atatürk’ün 1930’larda başlattığı “Derleme ve Tarama Sözlükleri” çalışmalarının ruhunu, 20. yüzyıl sonunda bir ilçede, bir kadın öğretmen tarafından yeniden hayata geçiriliyordu. Hedefi akademik şöhret değil, nesiller sonra bir çocuğun, dedesinin “bannak” dediğini duyup anlayabilmesi idi. Bu, romantik bir dil sevdası da olmayıp; somut bir kültürel miras sorumluluğuydu.

      Peki nasıl yaptı bunu? Rastgele notlar alıp kitap mı yaptı? Asla. Bilir’in çalışması, amatör bir ruhla başlasa da profesyonel bir dilbilim disiplini ile taçlandı. İzlediği yol haritası şuydu:
      1. Kaynak Taraması: İşe, Türk Dil Kurumu, Dil Derneği ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun diğer bölgeler için yayımladığı ağız çalışmalarını inceleyerek başladı. Ne yapılması gerektiğini önce iyi çalışılmış örneklerden gözlemledi.
      2. Üç Ana Kaynak: Verilerini üç kanaldan topladı: Canlı Kaynak (Birincil): Mahalle içinde dolaşıp, özellikle kadınlardan ve yaşlılardan konuşmalarını kaydetti, tekrarlattı. Yazılı Kaynak (İkincil): Prof. Dr. Ali Berat Alptekin’in “Taşeli Masalları”nı taradı. Bu, yazıya geçmiş en sağlam yerel metindi. Öğrenci Üretimleri: Öğrenci defterlerini, yazılılarını, kompozisyonlarını inceleyerek yazı dilindeki ağız izlerini takip etti.
      3. Sistematik Sınıflandırma: Topladığı binlerce sözcük ve ifadeyi, dilbilimin evrensel kategorilerine göre tasnif etti. Kitabın “İçindekiler”i bunun kanıtıdır:
      SES BİLGİSİ (Fonetik): Ünlü-ünsüz değişmeleri, düşmeleri, türemeleri, ikizleşmeleri, uzun ve kısa okunuşlar… “k”>“g”, “p”>“b” değişimi (kapı>gapı), ünlü daralmaları (yana>yanı) titizlikle haritalandı.
      ŞEKİL BİLGİSİ (Morfoloji): Yapım ekleri, çekim ekleri, ad ve fiil çekimlerindeki farklılıklar. “-leyin” ekinin “-nan”a (sabahleyin>sabānan) dönüşmesi gibi.
      CÜMLE BİLGİSİ (Sentaks): Tümce ögelerinin yer değiştirmesi (Belirtme durumu eki “-i” yerine yönelme “-e” kullanılması: “Seni doyururum”> “Sana doyururum”).
      Bu iskelet, kitaba bir “liste” değil, bilimsel bir başvuru kaynağı niteliği kazandırmış.

      Bu kitap, Türk dili için bir hazinedir. Neden?
      1. Arkaik (Eski) Formların Korunması: Gülnar ağzı, Eski Anadolu Türkçesi ve hatta Orta Asya Türkçesinden izler taşır. “Alma” (elma), “ataş” (ateş), “habar” (haber) gibi sözcükler, dilin tarihsel ses değişimlerini adım adım gösteren canlı fosillerdir. Bu, dil tarihçileri için paha biçilmez veridir.
      2. Ünlü Uyumunun Titanik Gücü: Gülnar ağzı, büyük ve küçük ünlü uyumuna inanılmaz derecede bağlıdır. Yabancı kökenli sözcükleri bile bu uyuma sokar (elektrik> alatirik). Bu, Türkçenin kendi ses yasalarına ne kadar güçlü direndiğinin kanıtıdır.
      3. Canlı Bir Dil Laboratuvarı: Türkiye Türkçesinde standartlaşan pek çok kuralın (ünsüz benzeşmesi gibi) burada işlemediğini görmek, dilin doğal evrimindeki çeşitliliği gösterir. “Yumuşama” ve “benzeşme” kurallarının tersine işlediği örnekler, dilbilim teorilerini zenginleştirir.
      4. Kültürel Kodların Anahtarı: Her sözcük bir kültür ögesidir. “Böğet” (büvet, su birikintisi), “gübrük” (ahır), “cıvık” (bulgur pilavı) gibi sözcükler, o yörenin coğrafyasını, tarımını, gündelik hayatını anlatır. Bu bir dil çalışmasından öte, etnografik bir belgedir.
      5. “Ağız” Çalışmalarına Model: Yöntemi, titizliği ve sunumu ile Anadolu’nun diğer kapalı yöreleri için örnek bir metodoloji oluşturur. “Nasıl yapılmalı?” sorusunun cevabını somut olarak gösterir.

      Hiçbir eser kusursuz değildir.
      Bu kitabın en hissedilir eksiği, sözcüklerin canlı bağlamdan yalıtılmış olmasıdır. “Höyle”, “elleğem”, “gübrük” sözcükleri, bir liste halinde sunulmuştur. Okuyucu, bu sözcüğün hangi duyguyla, hangi ortamda, kimin ağzından çıktığını hayal etmekte zorlanır. Birkaç kısa diyalog, bir anı, bir tekerleme veya bir ninni örneği, bu sesleri tekrar nefes alır hale getirebilirdi.
      Fakat bu bir kusur değil, dahiyane bir davettir. Kitap, dilbilimcilere, edebiyatçılara, senaristlere şunu haykırır: “İşte ham malzeme! Şimdi sıra sizde. Bu sözcükleri alın, onlara ruh verin, hikâyelerinizde yaşatın!” Bu eksiklik, kitabı son nokta olmayıp, yepyeni başlangıçların çıkış noktası yapar.

      Sonuç Yerine Bir Manifesto.
      “Gülnar Ağzı (Gülnarca)”, aynı zamanda bir eylem çağrısıdır. Okur, son sayfayı kapattığında şunları düşünmelidir:
      Bu çalışma çoğaltılmalıdır. Gülnar ile sınırlı kalmamalı, Mut, Ermenek, Anamur, Silifke… Tüm Taşeli yöresi bu disiplinle taranmalıdır.
      Akademi harekete geçmelidir. Mersin Üniversitesi başta olmak üzere, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı, Halkbilim bölümleri burayı “canlı saha” ilan etmeli, Bilir’in attığı temeli derinleştirmelidir.
      Kültür Bürokrasisi görevini yapmalıdır. Mersin İl Kültür Müdürlüğü, bu eseri ve yazarını görünür kılmalı, yeni araştırmalar için teşvik ve kaynak sağlamalıdır.
      Her okur bir nefer olmalıdır. Kendi yöresindeki dedesinin, ninesinin kelimelerini sormalı, kaydetmeli, konuşturmalıdır.

      F. Saadet Bilir, Toroslar’da yalnız başına yürüdü ve bir meşale yaktı. 
      Gerçek soru şudur: 
      O meşale şimdi kimin elinde? Bu kitap, geçmişle kalmayıp geleceğin kelimelerini kurtarma ihtimalinin de hâlâ var olduğunu ispatlamaktadır.
      Nitekim, kitabın arka kapağında yazar, Benedict Anderson’dan alıntı yapar: “Göz âşık için ne ise, dil de yurtsever için odur… O dille geçmiş onarılır, geleceğin rüyaları kurulur.”
      Gülnar Ağzı, tam da bunu yapmaktadır: Geçmişi onarmakta, geleceğe kelimelerden bir rüya bırakmaktadır.
      F. Saadet Bilir, 'Gülnar Ağzı' (Gülnarca) ile kültürel mirasımıza silinmez bir katkı sunmuştur. 
Tebrik ve teşekkürler Saadet Öğretmen…

       Yazarın diğer eserleri: Merv’den Anaypazarı’na GÜLNAR (araştırma) 2003 – 2016; Hayatın Halleri, anı-derleme, 2005; Orta Asya’dan Toroslara GÜLNAR (Ali F. Bilir’le) (araştırma), 2007-2016; Abdulkadir Bulut “Kasabalı Lorca” (Ali F. Bilir’le), araştırma-monografi, 2010; Abdulkadir Bulut’a Sevgi Sözleri (Ali F. Bilir’le), 2010; Gündüz Artan Bir Mersin Bilgesi (Yaşam öyküsü, şiir, söyleşi ve mektupları, 2013; Gündüz Artan Penceresinden Mersin, 2013), gibi diğer eserleri de benzer bir duyarlılık ve titizlikle kaleme alınmıştır. Bu nedenle, sözünü ettiğim bu kitap, aynı zamanda yazarın ömür boyu süren bu topraklara adanmışlığının bir nişanesidir.

Kaynakça
Bilir, F. S. (2016). Gülnar Ağzı (Gülnarca) (Zoran Yayıncılı b.). E Yayınları.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.