SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP | Tarih: 26 Eylül 2026 | Sayı: XXXVIII-4 | Yazar: Süray VURAL

KAPAĞI AÇILAN KİTAP | Tarih: 26 Eylül 2026 | Sayı: XXXVIII-4 | Yazar: Süray VURAL | Adı: Yaktım Mangalımı (Hanım Ayşa)- Depme Yünden Dokunan Habalar, Sarı Edikler ve Yaşayan Halk İnançları | Tanıtım: Hilmi DULKADİR • Mut halk oyunlarında giyilen kıyafet, sahne için sonradan uydurulmuş olmayıp doğrudan doğruya çobanın sırtından, kadının kirmeninden ve tezgâhından çıkan hayatın ta kendisidir. Süray Vural, 1970'li yıllarda ekipleri yarışmalara hazırlarken kıyafetlerin orijinalini bulabilmek için köy köy dolaşmıştır. Nitekim 1973 yılında yarışmaya katılan Köselerli Köyü ekibinin üzerindeki habalar, bir köylünün un çuvalının dibinden çıkarılmış asırlık giysilerdir. Erkek giyiminin temel unsuru, "kıl haba" veya halk arasındaki adıyla "beynamaz habası"dır. Bu giysi, köylerde "depme" denilen kumaş dokuma tezgâhlarında yünden dokunur ve köylü kadınlarınca elle dikilir. Çobanların yaylalarda davar güderken dağ şartları yüzünden düzenli abdest alıp namaz kılamamalarından dolayı "binamaz / beynamaz" adını almıştır. Ağa ve beylerin giydiği habalar ise mavi boyalı olduğu için "Gök Haba" olarak anılır ve üzerinde mensup olunan Türkmen oymağının kutsal ongunu (damgası) bulunur. Bellerine sarılan "Darabulus" kuşakları ise Göksu Irmağı üzerinden kütük sallarla sahile taşınan kerestelerin deniz yoluyla Trablusgarp ve Beyrut’a götürülmesi ve oradan kumaş getiren Arap tüccarlar vasıtasıyla bölgeye girmiş ipekli tarihi bir mirastır. Erkeklerin başındaki kıvrımlı ve sarkmalı ak başlıklar olan "Goka", yedi yüz yılı aşkın bir Türkmen geleneğidir. Kadın giyimi ise adeta Karacaoğlan’ın şiirlerinden fırlamış gibidir. Kadife sırmalı saltalar, altına giyilen üç peşli çizgili kutnu zıbınlar ve alttan sarkan işlemeli şalvarlar... Karacaoğlan boşuna: "Gutnu zıbın giyme dedim giydin mi / Sarı edik giymiş goncu kısarak / Gidiyor da birim birim basarak" dememiştir. Genç kızların ayağındaki o al ve sarı edik çizmeler, başlarına taktıkları gümüş paralarla süslü fesler, nazardan koruyan karanfil ve deniz kabuğu işlemeli bağcaklar, Türkmen estetiğinin en asil çizgilerini taşır. Kitabın bu dördüncü ve en kapsamlı bölümünde Süray Vural, doğumdan ölüme kadar Mut yöresinin zengin halk bilimi ve inanç katmanlarını sergiler. Torosların eteğindeki Tahtacı köylerinde (Kumaçukuru, Köprübaşı) meyit beklerken saz eşliğinde okunan deyişler ve aşure nefesleri, Şamanizm kökenli ocak inançlarıyla yoğrulmuştur. Evlerin temeline kurban kesilip kafasının gömülmesi, ocağın ateşinin suyla söndürülmeyip saç örtülerek uyutulması, ambarlara ve kilerlere besmelesiz ve destursuz girilmemesi, kapı eşiğine çivi çakılması ve nazara karşı geyik boynuzu ile kaplumbağa kabuğu asılması hep bu kadim inançların ürünüdür. Halk hekimliğinde sarılık için "parpılama" ocaklarına gidilmesi, dalak kesme törenleri, yılancık taşları ve şifalı otlarla yapılan sağaltmalar; kış gecelerinde sıra ile evlerde toplanılıp pişirilen biberli tavuklu "arabaşı" çorbaları, çekilen keten helvaları ve yüzük oyunları Mut insanının zorlu tabiat şartlarına karşı kurduğu toplumsal dayanışmanın harcıdır. Son Not:  Süray Vural’ın “Yaktım Mangalımı (Hanım Ayşa)” kitabı; unutulmaya yüz tutmuş figürleri veya türkü notalarını kayda alırken, yörede asırlardır çarpan bir milletin asil kalbini ve sözlü hafızasını geleceğe devreden abidevi bir kaynaktır. Bir zamanlar Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğümüz döneminde, bu kadim mirası yaşatmak adına omuz verdiğimiz, salonlarında birlikte ter döktüğümüz o heyecan; bugün bu eserin sayfalarında Mut’un şanlı zeybeğini ve mengisini sonsuzluğa taşımaya devam etmektedir. Bu kitabın kapağını açan her okur; gırnatanın yanık çığlığında, beynamaz habasının sıcaklığında ve zeybeğin toprağa vuran vakur dizinde Torosların ölümsüz nefesini hissedecektir. Mut halk oyunları yeryüzünün neresinde sergilenirse sergilensin Süray Vural adı daima minnetle anılacaktır; kıymetli dostuma sağlık ve huzur dolu uzun bir ömür diliyorum.
Ekleme Tarihi: 26 Eylül 2026 -Cumartesi

KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP | Tarih: 26 Eylül 2026 | Sayı: XXXVIII-4 | Yazar: Süray VURAL

KAPAĞI AÇILAN KİTAP | Tarih: 26 Eylül 2026 | Sayı: XXXVIII-4 | Yazar: Süray VURAL | Adı: Yaktım Mangalımı (Hanım Ayşa)- Depme Yünden Dokunan Habalar, Sarı Edikler ve Yaşayan Halk İnançları | Tanıtım: Hilmi DULKADİR
•
Mut halk oyunlarında giyilen kıyafet, sahne için sonradan uydurulmuş olmayıp doğrudan doğruya çobanın sırtından, kadının kirmeninden ve tezgâhından çıkan hayatın ta kendisidir. Süray Vural, 1970'li yıllarda ekipleri yarışmalara hazırlarken kıyafetlerin orijinalini bulabilmek için köy köy dolaşmıştır. Nitekim 1973 yılında yarışmaya katılan Köselerli Köyü ekibinin üzerindeki habalar, bir köylünün un çuvalının dibinden çıkarılmış asırlık giysilerdir.

Erkek giyiminin temel unsuru, "kıl haba" veya halk arasındaki adıyla "beynamaz habası"dır. Bu giysi, köylerde "depme" denilen kumaş dokuma tezgâhlarında yünden dokunur ve köylü kadınlarınca elle dikilir. Çobanların yaylalarda davar güderken dağ şartları yüzünden düzenli abdest alıp namaz kılamamalarından dolayı "binamaz / beynamaz" adını almıştır. Ağa ve beylerin giydiği habalar ise mavi boyalı olduğu için "Gök Haba" olarak anılır ve üzerinde mensup olunan Türkmen oymağının kutsal ongunu (damgası) bulunur. Bellerine sarılan "Darabulus" kuşakları ise Göksu Irmağı üzerinden kütük sallarla sahile taşınan kerestelerin deniz yoluyla Trablusgarp ve Beyrut’a götürülmesi ve oradan kumaş getiren Arap tüccarlar vasıtasıyla bölgeye girmiş ipekli tarihi bir mirastır. Erkeklerin başındaki kıvrımlı ve sarkmalı ak başlıklar olan "Goka", yedi yüz yılı aşkın bir Türkmen geleneğidir.

Kadın giyimi ise adeta Karacaoğlan’ın şiirlerinden fırlamış gibidir. Kadife sırmalı saltalar, altına giyilen üç peşli çizgili kutnu zıbınlar ve alttan sarkan işlemeli şalvarlar... Karacaoğlan boşuna: "Gutnu zıbın giyme dedim giydin mi / Sarı edik giymiş goncu kısarak / Gidiyor da birim birim basarak" dememiştir. Genç kızların ayağındaki o al ve sarı edik çizmeler, başlarına taktıkları gümüş paralarla süslü fesler, nazardan koruyan karanfil ve deniz kabuğu işlemeli bağcaklar, Türkmen estetiğinin en asil çizgilerini taşır.

Kitabın bu dördüncü ve en kapsamlı bölümünde Süray Vural, doğumdan ölüme kadar Mut yöresinin zengin halk bilimi ve inanç katmanlarını sergiler. Torosların eteğindeki Tahtacı köylerinde (Kumaçukuru, Köprübaşı) meyit beklerken saz eşliğinde okunan deyişler ve aşure nefesleri, Şamanizm kökenli ocak inançlarıyla yoğrulmuştur. Evlerin temeline kurban kesilip kafasının gömülmesi, ocağın ateşinin suyla söndürülmeyip saç örtülerek uyutulması, ambarlara ve kilerlere besmelesiz ve destursuz girilmemesi, kapı eşiğine çivi çakılması ve nazara karşı geyik boynuzu ile kaplumbağa kabuğu asılması hep bu kadim inançların ürünüdür.

Halk hekimliğinde sarılık için "parpılama" ocaklarına gidilmesi, dalak kesme törenleri, yılancık taşları ve şifalı otlarla yapılan sağaltmalar; kış gecelerinde sıra ile evlerde toplanılıp pişirilen biberli tavuklu "arabaşı" çorbaları, çekilen keten helvaları ve yüzük oyunları Mut insanının zorlu tabiat şartlarına karşı kurduğu toplumsal dayanışmanın harcıdır.

Son Not: 
Süray Vural’ın “Yaktım Mangalımı (Hanım Ayşa)” kitabı; unutulmaya yüz tutmuş figürleri veya türkü notalarını kayda alırken, yörede asırlardır çarpan bir milletin asil kalbini ve sözlü hafızasını geleceğe devreden abidevi bir kaynaktır. Bir zamanlar Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğümüz döneminde, bu kadim mirası yaşatmak adına omuz verdiğimiz, salonlarında birlikte ter döktüğümüz o heyecan; bugün bu eserin sayfalarında Mut’un şanlı zeybeğini ve mengisini sonsuzluğa taşımaya devam etmektedir. Bu kitabın kapağını açan her okur; gırnatanın yanık çığlığında, beynamaz habasının sıcaklığında ve zeybeğin toprağa vuran vakur dizinde Torosların ölümsüz nefesini hissedecektir. Mut halk oyunları yeryüzünün neresinde sergilenirse sergilensin Süray Vural adı daima minnetle anılacaktır; kıymetli dostuma sağlık ve huzur dolu uzun bir ömür diliyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.