Toplumlar, doğası gereği farklı renklerin, seslerin ve düşüncelerin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu çeşitlilik bir ülkenin zenginliğiyken, ne yazık ki modern siyasetin elinde çoğu zaman kullanışlı bir "bölme" aracına dönüşüyor. Bugün meydanlara, televizyon ekranlarına ve sosyal medya akışlarına baktığımızda gördüğümüz manzara net: Siyaset, toplumu birleştirmekten ziyade, ayrıştırarak kendine oy devşirme sanatı haline geldi.
Peki, bu çark nasıl işliyor?
"Biz" ve "Onlar" İllüzyonu
Siyasetçiler için en kolay ve en az maliyetli kitlesel ikna yöntemi, bir düşman yaratmaktır. Toplumu ortak idealler, ekonomik refah veya adalet paydasında buluşturmak derin bir vizyon ve çaba gerektirir. Oysa toplumu "Biz ve Onlar" olarak iki kutba ayırmak sadece birkaç keskin cümleye bakar.
-
"Biz" her zaman haklı, mağdur, vatansever ve fedakardır.
-
"Onlar" ise her an "bizim" yaşam tarzımızı, inançlarımızı veya geleceğimizi tehdit eden ötekilerdir.
Bu kutuplaşma bir kez kökleştiğinde, seçmen artık rasyonel kararlar vermeyi bırakır. Ekonomik krizler, liyakat sorunları veya adalet aksaklıkları görünmez olur. Seçmen sandığa giderken daha iyi bir gelecek için değil, "diğer taraf kazanmasın" diye oy vermeye başlar. Yani siyasetçi, toplumun korkularını ve kutsallarını rehin alarak kendi koltuğunu garantiler.
Seçmenin Sorumluluğu nerede Başlıyor?
Burada iğneyi siyasete batırırken çuvaldızı da kendimize saklamamız gerekiyor. Siyasetçiler bu ayrıştırma stratejisini uyguluyor çünkü alıcısı var.
İnsan psikolojisi, karmaşık sorunlara karmaşık çözümler aramaktansa, suçlayacak net bir hedef bulmayı tercih eder. Komşusuyla yüzyıllardır aynı ekmeği paylaşan, aynı mahallede büyüyen insanlar; sırf farklı bir siyasi partiye, inanca ya da dünya görüşüne sahip diye birbirine düşman gözüyle bakabiliyorsa, burada kolektif bir basiret bağlanması var demektir.
Unutmamak gerekir ki: Siyasetçilerin yarattığı yapay kavgalar yüzünden sokakta birbirine selamı sabahı kesen halk, günün sonunda aynı enflasyonla boğuşur, aynı adalet sisteminde hakkını arar ve aynı geleceksizlik kaygısını taşır. Siyasilerin oy devşirirken kazandığı o "artı bir puan", toplumun huzurundan koparılan devasa bir parçadır.
Kutupları Yıkmak
Bir ülkenin geleceği, meydanlarda bağırarak birbirini hain ilan edenlerin değil; farklılıklarına rağmen bir arada yaşama iradesi gösterenlerin omuzlarında yükselir. Siyasetin bizi kendi çıkarları için bölmesine izin verdiğimiz sürece, gerçek sorunlarımızı konuşmaya asla sıra gelmeyecek.
Manşetlerin, sloganların ve manipülasyonların ötesine geçmek zorundayız. Bize "Ötekine düşman ol" diyen siyasi akla karşı verilecek en güzel cevap; komşumuzun elini tutmak, farklı sesleri dinlemek ve oyumuzun bir kavganın cephanesi değil, ortak geleceğimizin inşası olduğunu hatırlamaktır.
Çünkü siyasetçiler gelir geçer, ama biz hep burada, bir arada kalacağız.

