SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Ali Kekliktepe
Köşe Yazarı
Ali Kekliktepe
 

KELİMELERİN SUSTUĞU YER: DÜNYAYI YAKIP YIKAN O SESSİZLİK

İnsanlık tarihi boyunca keşfettiğimiz en büyük yıkım aracı ne atom bombasıdır ne de kitle imha silahları. En büyük yıkım aracımız; cebimizde taşıdığımız, her an kullanmaya hazır olduğumuz o zehirli sessizliktir. Yani, iletişimsizlik.   Şöyle bir geriye dönüp bakın; adliye koridorlarında yankılanan boşanma davalarından, sokak ortasındaki anlamsız kavgalara; tarihin tozlu sayfalarını kana bulayan büyük savaşlardan, bir evin salonuna çöken o ağır, buz gibi huzursuzluğa kadar... Neredeyse bütün felaketlerin kökünde tek bir virüs yatar: Konuşamamak. Daha doğrusu, konuşuyormuş gibi yapıp aslında birbirini hiç duymamak.   Dinlemek Değil, Sırasını Beklemek Bugün modern dünyanın en büyük yanılgısı, herkesin çok konuştuğu için iletişim kurduğunu sanmasıdır. Sosyal medya platformları bağırıp çağıran, kendi doğrusunu dayatan, parmak sallayan insanlarla dolu. Ama ortada hayati bir eksik var: Empati.   Biz artık karşımızdakini anlamak için dinlemiyoruz; sadece ona vereceğimiz cevabı hazırlamak, yani "sıramızı beklemek" için susuyoruz. Karşılıklı monologlarımızı "iletişim" zannediyoruz. Anlaşılmadığını hisseden insan hırçınlaşır. Hırçınlık öfkeyi doğurur, öfke ise o kontrolsüz sinir dalgasını. Sonrası malum; kırılan kalpler, yıkılan yuvalar, hatta bazen geri dönüşü olmayan trajediler...   Savaşlar da "Sessizlikten" Çıkar, Cinayetler de İletişimsizlik dediğimiz şey sadece iki sevgilinin trip atmasıyla sınırlı kalsaydı keşke. Ama öyle değil.   Evde: Söylenmemiş kırgınlıklar birikir, birikir ve en ufak bir kıvılcımla devasa bir boşanma davasına dönüşür.   İşte: Liderlerin ve çalışanların birbirini doğru anlamaması, milyar dolarlık projelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olur.   Sokakta: Trafikte "Neden öyle baktın?" sorusunun altındaki o anlama/anlaşılma kıtlığı, cinayetle bitecek bir öfke patlamasına yol açar.   Dünyada: Diplomasinin bittiği, masaların devrildiği ve kelimelerin sustuğu yerde tanklar, tüfekler konuşmaya başlar. Savaş, iletişimin iflas ettiğinin en somut kanıtıdır.   Çözüm Sandığımızdan Daha Basit Peki, bu karanlık döngüden çıkış yok mu? Elbette var. Çözüm, cebimizde veya çok uzaklarda değil; tam iki dudağımızın arasında ve en önemlisi zihnimizde.   Haklı Olma Arzunu Bir Kenara Bırak: Bir tartışmada amacın "kazanmak" değil, "anlaşmak" olsun. İletişim bir savaş meydanı değildir.   Varsayma, Sor: "Kesin beni sevmiyor", "Kesin bana gıcık oldu" gibi zihin okuma oyunlarından vazgeçin. Doğrudan sorun: "Böyle hissettim, doğru mu anladım?"   Öfkeyle Konuşma, Dur: Sinir dalgası beyninizi esir aldığında kuracağınız her cümle bir silahtır. Öfkeliyken konuşmayın, sadece derin bir nefes alın ve sakinleşmeyi bekleyin.   Unutmayın: Dünyanın en uzun mesafesi, birbirini anlamak istemeyen iki insan arasındaki mesafedir.   Kelimeleri silah olarak kullanmak yerine köprü yapmak bizim elimizde. Çünkü sessizlik her zaman asalet değildir; bazen sadece fırtınadan önceki o korkunç sessizliktir. Gelin, fırtınaları koparmadan önce konuşmayı, dinlemeyi ve en çok da anlamayı yeniden öğrenelim.
Ekleme Tarihi: 15 Temmuz 2026 -Çarşamba

KELİMELERİN SUSTUĞU YER: DÜNYAYI YAKIP YIKAN O SESSİZLİK

İnsanlık tarihi boyunca keşfettiğimiz en büyük yıkım aracı ne atom bombasıdır ne de kitle imha silahları. En büyük yıkım aracımız; cebimizde taşıdığımız, her an kullanmaya hazır olduğumuz o zehirli sessizliktir. Yani, iletişimsizlik.
 
Şöyle bir geriye dönüp bakın; adliye koridorlarında yankılanan boşanma davalarından, sokak ortasındaki anlamsız kavgalara; tarihin tozlu sayfalarını kana bulayan büyük savaşlardan, bir evin salonuna çöken o ağır, buz gibi huzursuzluğa kadar... Neredeyse bütün felaketlerin kökünde tek bir virüs yatar: Konuşamamak. Daha doğrusu, konuşuyormuş gibi yapıp aslında birbirini hiç duymamak.
 
Dinlemek Değil, Sırasını Beklemek
Bugün modern dünyanın en büyük yanılgısı, herkesin çok konuştuğu için iletişim kurduğunu sanmasıdır. Sosyal medya platformları bağırıp çağıran, kendi doğrusunu dayatan, parmak sallayan insanlarla dolu. Ama ortada hayati bir eksik var: Empati.
 
Biz artık karşımızdakini anlamak için dinlemiyoruz; sadece ona vereceğimiz cevabı hazırlamak, yani "sıramızı beklemek" için susuyoruz. Karşılıklı monologlarımızı "iletişim" zannediyoruz. Anlaşılmadığını hisseden insan hırçınlaşır. Hırçınlık öfkeyi doğurur, öfke ise o kontrolsüz sinir dalgasını. Sonrası malum; kırılan kalpler, yıkılan yuvalar, hatta bazen geri dönüşü olmayan trajediler...
 
Savaşlar da "Sessizlikten" Çıkar, Cinayetler de
İletişimsizlik dediğimiz şey sadece iki sevgilinin trip atmasıyla sınırlı kalsaydı keşke. Ama öyle değil.
 
Evde: Söylenmemiş kırgınlıklar birikir, birikir ve en ufak bir kıvılcımla devasa bir boşanma davasına dönüşür.
 
İşte: Liderlerin ve çalışanların birbirini doğru anlamaması, milyar dolarlık projelerin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olur.
 
Sokakta: Trafikte "Neden öyle baktın?" sorusunun altındaki o anlama/anlaşılma kıtlığı, cinayetle bitecek bir öfke patlamasına yol açar.
 
Dünyada: Diplomasinin bittiği, masaların devrildiği ve kelimelerin sustuğu yerde tanklar, tüfekler konuşmaya başlar. Savaş, iletişimin iflas ettiğinin en somut kanıtıdır.
 
Çözüm Sandığımızdan Daha Basit
Peki, bu karanlık döngüden çıkış yok mu? Elbette var. Çözüm, cebimizde veya çok uzaklarda değil; tam iki dudağımızın arasında ve en önemlisi zihnimizde.
 
Haklı Olma Arzunu Bir Kenara Bırak: Bir tartışmada amacın "kazanmak" değil, "anlaşmak" olsun. İletişim bir savaş meydanı değildir.
 
Varsayma, Sor: "Kesin beni sevmiyor", "Kesin bana gıcık oldu" gibi zihin okuma oyunlarından vazgeçin. Doğrudan sorun: "Böyle hissettim, doğru mu anladım?"
 
Öfkeyle Konuşma, Dur: Sinir dalgası beyninizi esir aldığında kuracağınız her cümle bir silahtır. Öfkeliyken konuşmayın, sadece derin bir nefes alın ve sakinleşmeyi bekleyin.
 
Unutmayın: Dünyanın en uzun mesafesi, birbirini anlamak istemeyen iki insan arasındaki mesafedir.
 
Kelimeleri silah olarak kullanmak yerine köprü yapmak bizim elimizde. Çünkü sessizlik her zaman asalet değildir; bazen sadece fırtınadan önceki o korkunç sessizliktir. Gelin, fırtınaları koparmadan önce konuşmayı, dinlemeyi ve en çok da anlamayı yeniden öğrenelim.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.