Günümüzde sağlık ve sosyal hizmetler alanında bireyin bilişsel kapasitesini ölçmek için kullanılan "mental testler", teşhis süreçlerinin temel taşlarından biridir. Ancak, meslek hayatımızda sıklıkla göz ardı edilen, ihmal edildiğinde ise ciddi hak kayıplarına veya yanlış teşhislere yol açan kritik bir ayrıntı var: İşitme kaybı ve mental test sonuçları arasındaki görünmez bağ.
Bir birey, sosyal hizmet veya sağlık kurumlarına başvurduğunda, zihinsel süreçlerini değerlendirmek için MMSE (Mini Mental Durum Muayenesi) veya MoCA gibi standart testler uygulanır. Peki, bu kişi işitme kaybı yaşıyorsa ne olur?
Bir İletişim Kazası Olarak "Düşük Skor"
Mental testlerin büyük bir bölümü sözel komutlara, işitsel ayırt etmeye ve hızlı tepki vermeye dayalıdır. İşitme engelli bir birey, karşısındaki uzmanın yönergesini tam duyamadığı veya yanlış anladığı için, bilişsel bir gerileme olmamasına rağmen testten düşük puan alabilir. Burada yaşanan durum bir "zihinsel yetersizlik" değil, bir "iletişim kanalındaki tıkanıklıktır."
Ne yazık ki, test yönergesini duyamayan birine "anlamıyor" teşhisi koymak, bilimin ışığında atılmış bir adım değil, büyük bir yanılgıdır. Bu durum, bireyin kendisine olan güvenini zedelediği gibi, gereksiz ve yanlış tedavi süreçlerini de başlatabilir.
Farkındalık ve Doğru Uygulama
Bir İSG uzmanı, sosyal hizmet uzmanı veya aile danışmanı olarak bizim görevimiz, "duyulmayanı" değil, "anlaşılanı" ölçmektir. Bir bireye test uygularken şu noktaları göz önünde bulundurmak etik bir zorunluluktur:
-
Ekipman Kontrolü: Test öncesi işitme cihazının kontrolü yapılmalı, cihazın çalışır olduğundan emin olunmalıdır.
-
Görsel Alternatifler: Bireyin sözel yönergeleri kaçırması durumunda, Raven Progresif Matrisler gibi görsel kavrama testleri tercih edilmeli veya yönergeler büyük puntolu metinlerle desteklenmelidir.
-
İzole Etmeyen Yöntemler: İşitme kaybının yarattığı "sosyal izolasyon" ile "kognitif düşüş" karıştırılmamalıdır. Uzun süreli işitme kaybı, doğru desteklenmediğinde depresyona ve ikincil bilişsel yavaşlamaya yol açabilir. Bu yüzden test sonuçları, kişinin genel yaşam kalitesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Bilgi ve Anlayışla Aşılacak Engeller
Bilişsel değerlendirme, bireyin kapasitesini "etiketlemek" için değil, onu "anlamak ve desteklemek" için vardır. Eğer bir birey duymuyorsa, sesimizi yükseltmek veya testi sonuçlandırmak yerine, iletişim biçimimizi değiştirmeliyiz. Yazılı yönergeler, işaret dili desteği veya görsel materyaller, engelleri kaldırmanın en temel yoludur.
Unutmayalım ki, her bireyin kendine has bir dünyası ve ifade biçimi vardır. Sağlık profesyonelleri olarak bizim görevimiz, bu dünyayı doğru ölçmek ve doğru anlamaktır. Doğru iletişim, teşhisten önce gelir.
Ali Kekliktepe İSG Uzmanı, Sosyolog ve Sosyal Hizmet Uzmanı

