SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR | 07. 10. 2026 | Sayı: XXIX | Hilmi DULKADİR |Torosların Kaybolmayan İzi ve Çileli Güzelliği: Döne Ana ve Diğerleri

* “Göç yoluna doluyor kirmeni, Yörük doğdular ama Yörük kalacakları şüpheli...  Yakında bir rengini daha yitirecek Anadolu; yakında olacaklar eski zaman hikayesi...” • Toroslar’ın sırtlarında, ardıç kokulu yaylaların arasında zaman, şehirlerdeki gibi akmaz. Burada saatlerin yerine rüzgârın yönü, mevsimlerin değişimini ise karıncaların ve kuşların hareketleri belirler.  Geçimi hayvancılığa bağlı Sarıkeçili göçerleri için doğa yaşanılan bir mekân olmaktan öte, okunması gereken kadim bir kitaptır. Fırtınayı, yağışı karıncalardan, bitkilerden haber alırlar; kimi zaman sürülerini hiç otlamamaya salmaz, kimi zaman da ormanın derinliklerine sürerek güneşin zararlı ışınlarından koruduklarına inanırlar. İşte bu kadim coğrafyanın orta yerinde, çadırın kurulmakta olduğu o telaşlı ve bereketli anlardan birindeyim. Karşımda Döne Ana var. Kucağında torunuyla, yeni kurulan yurdun heyecanını yaşayan bu yaşlı çınar, omuzlarında taşıdığı tüm yorgunluğa rağmen bilgece etrafı gözetliyor… Tam da o esnada, uzaktan gelen keçilerin çan sesini duyan çocuk, sürüyü otlatmakta olan annesinin gelmekte olduğunu hissetmiş olmalı, sevinç çığlıkları atarak zıplamaya başlıyor. Ömrünü dağlarda, çileyle ve mesafelerle geçirmiş bir nenenin korumasında, bir çocuğun bu saf ve hassas buluşma sevincine şahit olmak insanı derinden sarsıyor. Döne Ana, sürüden gelen çan sesine sevinen torununu kucaklayan bir nene olmakla birlikte, dağların dilini okuyan mahir bir iz sürücü. Bir başka zaman, kaybettiği koca bir deveyi bulabilmek için devenin yatağından izini tanıyıp, o izi adım adım takip ederek dağ tepe demeden uzaklara giden, devesini bulup beraberinde getiren bir cesaret abidesidir o. Onu tüm heybetiyle ayakta gösteren fotoğraf karesi ise bu çilenin ve direnişin en somut belgesidir: Ayaktan başa kadar üstündeki kıyafetler dağların zorlu şartlarına direndiğinin resmidir. Üzerindeki yırtık dökük giysileri, zamanla yıpranmış kumaşları, ayağındaki yırtık yün çorapları ve dağ yollarında nasırlaşmış adımlarıyla o, adeta bu coğrafyanın yaşayan taş duvarıdır. Gözlerindeki fer, adımlarındaki metanet, bu dağların kadınlarına mahsus o bükülmez iradenin en canlı kanıtıdır. Döne Ana’nın ve Sarıkeçili kadınlarının şahsında bu giyim kuşam adeta bir kültür manifestosudur. Yaşlı kadınların başlarında fes bulunur ve bu fesin önünde üç dolama katar altın veya gümüş yer alır. Üç peşli entari giyerler, altına uzun gömlek ve onun da altında geleneksel "önçek" bulunur. Ne yazık ki yeni yetişen nesil bu usulleri artık devam ettirmiyor. Yeni neslin başında eşarp, diz kapaklarının altına kadar uzanan don, altında çokça siyah çorap, üstte bir entari ve onun üzerinde bir kazaktan müteşekkil kıyafetler görülür. Ancak değişmeyen bir şey varsa, o da renklere olan tutkudur. Sarıkeçili kadınları, her Anadolu kadını gibi üzerlerinde mutlaka kırmızı renkli bir parça bulundururlar. Bunun yanı sıra sarının en açığı, pembenin ve yeşilin en canlı tonları onların kıyafetlerinde zarafetle boy gösterir. Bu coğrafyada kadının, kızın ve çocukların üzerinde mutlaka gümüş veya üç beş adet altın takı da bulunur. Özellikle genç kızlarda ve 30-40 yaş arasındaki kadınlarda gümüş kemerler dikkat çekerken; boyun takıları, bilezikler hep gümüşün asaletini taşır. Aynı çeşit takılar bebeklerin boynuna ve beline de takılmakta, üzerlerinde nazara karşı boncuklar taşınmaktadır. Sözün Özü: Göç yoluna dolan kirmenler, dağlarda çınlayan çan sesleri, yırtık yün çoraplarıyla bir devenin izini karda kışta süren Döne Analar yavaş yavaş tarihin sayfalarına karışıyor. Yakında bu topraklar renklerinden birini daha yitirecek ve bütün bunlar eski bir zaman hikayesi olarak kalacak… İşte bu yüzden, bu yazılar bir vefa borcudur; unutulmasın, dağlarda yanan o son ocakların tütmesi bir kez olsun hatırlansın diye...
Ekleme Tarihi: 07 Ekim 2026 -Çarşamba

KÜLTÜR YAZILARI... GÜNE DOĞRU YAZILAR | 07. 10. 2026 | Sayı: XXIX | Hilmi DULKADİR |Torosların Kaybolmayan İzi ve Çileli Güzelliği: Döne Ana ve Diğerleri


*
“Göç yoluna doluyor kirmeni, Yörük doğdular ama Yörük kalacakları şüpheli... 
Yakında bir rengini daha yitirecek Anadolu; yakında olacaklar eski zaman hikayesi...”
•
Toroslar’ın sırtlarında, ardıç kokulu yaylaların arasında zaman, şehirlerdeki gibi akmaz. Burada saatlerin yerine rüzgârın yönü, mevsimlerin değişimini ise karıncaların ve kuşların hareketleri belirler. 

Geçimi hayvancılığa bağlı Sarıkeçili göçerleri için doğa yaşanılan bir mekân olmaktan öte, okunması gereken kadim bir kitaptır. Fırtınayı, yağışı karıncalardan, bitkilerden haber alırlar; kimi zaman sürülerini hiç otlamamaya salmaz, kimi zaman da ormanın derinliklerine sürerek güneşin zararlı ışınlarından koruduklarına inanırlar.

İşte bu kadim coğrafyanın orta yerinde, çadırın kurulmakta olduğu o telaşlı ve bereketli anlardan birindeyim. Karşımda Döne Ana var. Kucağında torunuyla, yeni kurulan yurdun heyecanını yaşayan bu yaşlı çınar, omuzlarında taşıdığı tüm yorgunluğa rağmen bilgece etrafı gözetliyor…

Tam da o esnada, uzaktan gelen keçilerin çan sesini duyan çocuk, sürüyü otlatmakta olan annesinin gelmekte olduğunu hissetmiş olmalı, sevinç çığlıkları atarak zıplamaya başlıyor. Ömrünü dağlarda, çileyle ve mesafelerle geçirmiş bir nenenin korumasında, bir çocuğun bu saf ve hassas buluşma sevincine şahit olmak insanı derinden sarsıyor.

Döne Ana, sürüden gelen çan sesine sevinen torununu kucaklayan bir nene olmakla birlikte, dağların dilini okuyan mahir bir iz sürücü. Bir başka zaman, kaybettiği koca bir deveyi bulabilmek için devenin yatağından izini tanıyıp, o izi adım adım takip ederek dağ tepe demeden uzaklara giden, devesini bulup beraberinde getiren bir cesaret abidesidir o.

Onu tüm heybetiyle ayakta gösteren fotoğraf karesi ise bu çilenin ve direnişin en somut belgesidir: Ayaktan başa kadar üstündeki kıyafetler dağların zorlu şartlarına direndiğinin resmidir. Üzerindeki yırtık dökük giysileri, zamanla yıpranmış kumaşları, ayağındaki yırtık yün çorapları ve dağ yollarında nasırlaşmış adımlarıyla o, adeta bu coğrafyanın yaşayan taş duvarıdır. Gözlerindeki fer, adımlarındaki metanet, bu dağların kadınlarına mahsus o bükülmez iradenin en canlı kanıtıdır.

Döne Ana’nın ve Sarıkeçili kadınlarının şahsında bu giyim kuşam adeta bir kültür manifestosudur. Yaşlı kadınların başlarında fes bulunur ve bu fesin önünde üç dolama katar altın veya gümüş yer alır. Üç peşli entari giyerler, altına uzun gömlek ve onun da altında geleneksel "önçek" bulunur. Ne yazık ki yeni yetişen nesil bu usulleri artık devam ettirmiyor.

Yeni neslin başında eşarp, diz kapaklarının altına kadar uzanan don, altında çokça siyah çorap, üstte bir entari ve onun üzerinde bir kazaktan müteşekkil kıyafetler görülür. Ancak değişmeyen bir şey varsa, o da renklere olan tutkudur. Sarıkeçili kadınları, her Anadolu kadını gibi üzerlerinde mutlaka kırmızı renkli bir parça bulundururlar. Bunun yanı sıra sarının en açığı, pembenin ve yeşilin en canlı tonları onların kıyafetlerinde zarafetle boy gösterir.

Bu coğrafyada kadının, kızın ve çocukların üzerinde mutlaka gümüş veya üç beş adet altın takı da bulunur. Özellikle genç kızlarda ve 30-40 yaş arasındaki kadınlarda gümüş kemerler dikkat çekerken; boyun takıları, bilezikler hep gümüşün asaletini taşır. Aynı çeşit takılar bebeklerin boynuna ve beline de takılmakta, üzerlerinde nazara karşı boncuklar taşınmaktadır.

Sözün Özü: Göç yoluna dolan kirmenler, dağlarda çınlayan çan sesleri, yırtık yün çoraplarıyla bir devenin izini karda kışta süren Döne Analar yavaş yavaş tarihin sayfalarına karışıyor. Yakında bu topraklar renklerinden birini daha yitirecek ve bütün bunlar eski bir zaman hikayesi olarak kalacak…

İşte bu yüzden, bu yazılar bir vefa borcudur; unutulmasın, dağlarda yanan o son ocakların tütmesi bir kez olsun hatırlansın diye...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.