SİTESOL1
TOLGAGÖKÇELİ
Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... MERSİN'DEN ÇEVREYE DAİR YAZILAR: Toprak Deniz İnsan -IX- | Suyun İzinde: Mersin'de Geleneksel Su Yönetimi ve Kadim Bilgeliğin Günümüze Seslenişi / 28.04.2026 | Hilmi DULKADİR

• Serinin sekizinci bölümünde, Mersin'in ata tohumlarını, bu kadim mirasın tarımsal çeşitlilik ve sürdürülebilirlik açısından önemini ele almıştık. Bu bölümde ise, bütün canlılığın kaynağına, suya odaklanıyoruz. Torosların zirvelerinden süzülüp Akdeniz'e kavuşan ırmaklar, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan uygarlıkların suyla kurduğu derin ilişki ve günümüzde giderek ağırlaşan su krizi karşısında atalarımızın su yönetimi bilgeliğinin bize söyledikleri... •       Suyun Kutsallığından Su Yönetimine: Kadim Bir Kültür Türklerin doğaya dayalı inançlarında yer-suyun bir unsuru olan su ve onun çevresinde oluşan ‘su kültü’, genellikle toprakla birlikte ele alınmıştır. Suya kutsal atfedilmesinin temelinde, evrenin suyla başlayıp yine suyla sona ereceği düşüncesi yatar. Bu yüzden su ruhları, suların hem sahibi hem de hâkimi olarak görülür. Bunun yanında, hayatın başlangıcında her yerin sularla kaplı olduğu inancı, suyun üstün bir güç hatta bir parçası ya da temsilcisi olması fikrini öne çıkarır. Destanlarda su çoğunlukla gök-hakan ikiliği içinde, Tanrı’nın bir parçası olarak kutsal ve devletle vatanı koruyan yardımcı bir güç şeklinde karşımıza çıkar. Bu bağlamda Anadolu’daki su kültüne dair sözler, dualar, özlü sözler, tavır ve davranışlar, İslam öncesi eski Türk kültüründeki toprak-su inançlarının yansımalarıdır (Sayılır, 2000). •       Mersin çevresindeki Deliçay, Müftü ve Mezitli dereleri kısa boylu ve düzensiz akışlıdır. Tarımsal sulama ve bazı sanayi tesislerinin su ihtiyacı bu derelerle yeraltı sularından karşılanır. 1950 öncesinde yeterli olan bu kaynaklar, artan nüfus, tarım ve şehirleşme yüzünden yetersiz kalınca 1966'da Berdan I ve II kanalları devreye girmiş, bu da tarımsal üretimi ve buna bağlı sanayiyi artırmıştır. Ancak derelerin düzensiz rejimi taşkın riski doğurmaktadır. 1975 sonrası yoğun göç ve yanlış imar planları nedeniyle dere yatakları daraltılmış veya yok edilmiş, bu yüzden Mersin yağışlı mevsimlerde sel tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. 2001 Aralık seli buna örnektir. Dere yatakları hem bilinçsizce yerleşime açılmakta hem de afet korkusuyla çekinilen alanlar haline gelmektedir (Sandal & Gürbüz, 2003). Mersin özelinde bu bilincin en somut örneklerini, Torosların eteklerindeki köylerde, yaylalarda ve ovalardaki geleneksel su yönetimi pratiklerinde görmek mümkündür. Dağlardan gelen sular, belirli kurallar çerçevesinde paylaştırılmış, israf edilmesi kesinlikle önlenmiştir •       Suyun Yolculuğu: Ark Sistemleri ve Su Kanalları Mersin'in tarım ovalarında, özellikle Tarsus, Silifke ve Mut çevrelerinde, yüzyıllardır kullanılan geleneksel sulama sistemlerinin izlerini görmek mümkündür. Bu sistemlerin en dikkat çekici olanı, "ark" adı verilen su kanallarıdır. Dağlardan gelen sular, ustalıkla inşa edilmiş bu kanallarla tarlalara, bahçelere ulaştırılır. Bu kanalların inşasında, suyun doğal akışına müdahale edilmez; aksine, topoğrafyaya uygun biçimde, suyun kendi yolunu bulmasına yardımcı olunur. •       Kuyular, Çeşmeler ve Su Mimarisinin İncelikleri Mersin'in geleneksel yerleşimlerinde su, tarımsal sulama ve gündelik hayatın her alanında büyük bir öneme sahiptir. Eski evlerin avlularında görebileceğimiz kazılmış kuyular, mahalle aralarında şimdi akmayan çeşmeler, cami avlularındaki şadırvanlar, suyun yaşamla nasıl bütünleştiğinin somut göstergeleridir. Özellikle Tarsus'taki Eski Cami'nin avlusunda bulunan şadırvan, suyun mimari estetikle nasıl buluştuğunun çok güzel bir örneğidir. Benzer biçimde, Anamur, Silifke ve Mut'taki eski konakların avlularında yer alan kuyular ve sarnıçlar, suyun biriktirilmesi ve korunması konusundaki kadim bilgeliği yansıtmaktadır.  •       Anamur ve Gülnar'da Geleneksel Su Pratikleri Mersin'in farklı ilçelerinde, su yönetimi konusunda geliştirilmiş farklı pratiklerle karşılaşmak mümkündür. Örneğin, Anamur'da muz bahçelerinin sulanmasında kullanılan geleneksel yöntemler, suyun verimli kullanılmasını sağlamaktadır. Damla sulamanın henüz bilinmediği dönemlerde, bahçelerde küçük kanallar açılıp, suyun ağaç diplerine kadar ulaştırıldığı görülürdü. Kimi yörelerimizde yağmur sularının biriktirilmesi için özel havuzlar (sarnıçlar) inşa edildiği görülmüş, suyun her damlası değerlendirilmiştir.  •       Günümüz Su Krizi ve Kadim Bilgeliğin Önemi Bugün geldiğimiz noktada, Mersin de tüm dünya gibi ciddi bir su kriziyle karşı karşıyadır. İklim değişikliği, nüfus artışı, hızlı kentleşme ve endüstriyel tarımın su tüketimini artırması, su kaynaklarının üzerindeki baskıyı her geçen gün büyütmektedir. Berdan Nehri'nin debisi azalmakta, Göksu Deltası'nın sulak alanları tehdit altına girmekte, yeraltı suları bilinçsizce tüketilmektedir. Bu tablo karşısında, atalarımızın su yönetimi konusundaki kadim bilgeliği bize yeniden yol göstermektedir. Suyu kutsal kabul eden, israfını yasaklayan, paylaşımını adaletle düzenleyen bu anlayış, günümüzün su sorunlarına çözüm olabilecek ilkeler barındırmaktadır.       Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin son yıllarda ata tohumları konusunda yürüttüğü çalışmalar , su yönetimi konusunda da benzer bir farkındalığın oluşmasına katkı sağlayabilir. Tıpkı atalık tohumların korunması gibi, geleneksel su yönetimi pratiklerinin de kayıt altına alınması, belgelenmesi ve günümüz koşullarına uyarlanarak yeniden hayata geçirilmesi mümkündür. •       Mersin'in Su Kültürü Geleceğe Ne Söyler? Mersin'de binlerce yıldır süregelen su kültürü ve geleneksel su yönetimi pratikleri, bize şunları söyler: Su kutsaldır, israf edilemez. Su, bizlere verilmiş kutsal bir emanettir. Onu korumak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir. Su ortak mirastır, paylaşımı adil olmalıdır: Hiç kimsenin tekelinde olmamalı, herkesin hakkı adil biçimde gözetilmelidir. Su, doğayla uyumlu yönetilmelidir: Suyu beton kanallara hapsetmek, onun doğal akışını bozmak, uzun vadede büyük sorunlara yol açar. Su, doğayla uyum içinde yönetilmelidir. Her damla değerlidir: Yağmur sularını biriktirmek, atık suları arıtmak, suyu verimli kullanmak, sürdürülebilir bir geleceğin temelidir. •       Sonuç Yerine Toroslar'dan süzülüp Akdeniz'e kavuşan ırmaklar, binlerce yıldır Mersin topraklarını sulamakta, bu topraklarda yaşayan canlılara hayat vermektedir. Bu kadim döngü, insanın suyla kurduğu ilişkinin de belirleyicisi olmuştur. Suya duyulan saygı, onun korunmasına yönelik geliştirilen pratikler, suyun adil paylaşımını düzenleyen kurallar... Hepsi, bu toprakların su kültürünün ayrılmaz parçalarıdır. Günümüzde su kriziyle boğuşurken, atalarımızın su yönetimi konusundaki kadim bilgeliğine kulak vermek, belki de içinde bulunduğumuz durumdan çıkışın anahtarını bize sunacaktır. Unutmayalım ki, suya saygı, hayata saygıdır. Suyu korumak, geleceği korumaktır. • Kaynakça Sandal, K. E., & Gürbüz, M. (2003). Mersin Şehrinin Mekansal Gelişimi ve Çevresindeki Tarım Alanlarının Amaç Dışı Kullanımı. Coğrafi Bilimler Dergisi, 1(1), s. 117-130. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/691780 adresinden alındı Sayılır, Ş. B. (2000). Türk Kültürü ve Mitolojisinde Su İyesi Üzerine Kısa Bir Değerlendirme. Turan-Sam, , 12(48), s. 67-72. 04 22, 2026 tarihinde https://www.ceeol.com/search/article-detail?id=917570 adresinden alındı • | 05.05.2026 | MERSİN'DEN ÇEVREYE DAİR YAZILAR: Toprak Deniz İnsan -X- Mersin'in zengin tıbbi ve aromatik bitkilerini, geleneksel halk hekimliğinde kullanılan bitkileri ve bu kadim bilginin günümüzde yeniden keşfedilişini ele alacağız. Toroslar'ın eteklerinde yüzyıllardır süregelen bir şifa geleneğinin izinde yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.
Ekleme Tarihi: 28 Nisan 2026 -Salı

KÜLTÜR YAZILARI... MERSİN'DEN ÇEVREYE DAİR YAZILAR: Toprak Deniz İnsan -IX- | Suyun İzinde: Mersin'de Geleneksel Su Yönetimi ve Kadim Bilgeliğin Günümüze Seslenişi / 28.04.2026 | Hilmi DULKADİR



Serinin sekizinci bölümünde, Mersin'in ata tohumlarını, bu kadim mirasın tarımsal çeşitlilik ve sürdürülebilirlik açısından önemini ele almıştık. Bu bölümde ise, bütün canlılığın kaynağına, suya odaklanıyoruz. Torosların zirvelerinden süzülüp Akdeniz'e kavuşan ırmaklar, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan uygarlıkların suyla kurduğu derin ilişki ve günümüzde giderek ağırlaşan su krizi karşısında atalarımızın su yönetimi bilgeliğinin bize söyledikleri...

      Suyun Kutsallığından Su Yönetimine: Kadim Bir Kültür
Türklerin doğaya dayalı inançlarında yer-suyun bir unsuru olan su ve onun çevresinde oluşan ‘su kültü’, genellikle toprakla birlikte ele alınmıştır. Suya kutsal atfedilmesinin temelinde, evrenin suyla başlayıp yine suyla sona ereceği düşüncesi yatar. Bu yüzden su ruhları, suların hem sahibi hem de hâkimi olarak görülür. Bunun yanında, hayatın başlangıcında her yerin sularla kaplı olduğu inancı, suyun üstün bir güç hatta bir parçası ya da temsilcisi olması fikrini öne çıkarır. Destanlarda su çoğunlukla gök-hakan ikiliği içinde, Tanrı’nın bir parçası olarak kutsal ve devletle vatanı koruyan yardımcı bir güç şeklinde karşımıza çıkar. Bu bağlamda Anadolu’daki su kültüne dair sözler, dualar, özlü sözler, tavır ve davranışlar, İslam öncesi eski Türk kültüründeki toprak-su inançlarının yansımalarıdır (Sayılır, 2000).

      Mersin çevresindeki Deliçay, Müftü ve Mezitli dereleri kısa boylu ve düzensiz akışlıdır. Tarımsal sulama ve bazı sanayi tesislerinin su ihtiyacı bu derelerle yeraltı sularından karşılanır. 1950 öncesinde yeterli olan bu kaynaklar, artan nüfus, tarım ve şehirleşme yüzünden yetersiz kalınca 1966'da Berdan I ve II kanalları devreye girmiş, bu da tarımsal üretimi ve buna bağlı sanayiyi artırmıştır. Ancak derelerin düzensiz rejimi taşkın riski doğurmaktadır. 1975 sonrası yoğun göç ve yanlış imar planları nedeniyle dere yatakları daraltılmış veya yok edilmiş, bu yüzden Mersin yağışlı mevsimlerde sel tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. 2001 Aralık seli buna örnektir. Dere yatakları hem bilinçsizce yerleşime açılmakta hem de afet korkusuyla çekinilen alanlar haline gelmektedir (Sandal & Gürbüz, 2003). Mersin özelinde bu bilincin en somut örneklerini, Torosların eteklerindeki köylerde, yaylalarda ve ovalardaki geleneksel su yönetimi pratiklerinde görmek mümkündür. Dağlardan gelen sular, belirli kurallar çerçevesinde paylaştırılmış, israf edilmesi kesinlikle önlenmiştir

      Suyun Yolculuğu: Ark Sistemleri ve Su Kanalları
Mersin'in tarım ovalarında, özellikle Tarsus, Silifke ve Mut çevrelerinde, yüzyıllardır kullanılan geleneksel sulama sistemlerinin izlerini görmek mümkündür. Bu sistemlerin en dikkat çekici olanı, "ark" adı verilen su kanallarıdır. Dağlardan gelen sular, ustalıkla inşa edilmiş bu kanallarla tarlalara, bahçelere ulaştırılır. Bu kanalların inşasında, suyun doğal akışına müdahale edilmez; aksine, topoğrafyaya uygun biçimde, suyun kendi yolunu bulmasına yardımcı olunur.

      Kuyular, Çeşmeler ve Su Mimarisinin İncelikleri
Mersin'in geleneksel yerleşimlerinde su, tarımsal sulama ve gündelik hayatın her alanında büyük bir öneme sahiptir. Eski evlerin avlularında görebileceğimiz kazılmış kuyular, mahalle aralarında şimdi akmayan çeşmeler, cami avlularındaki şadırvanlar, suyun yaşamla nasıl bütünleştiğinin somut göstergeleridir. Özellikle Tarsus'taki Eski Cami'nin avlusunda bulunan şadırvan, suyun mimari estetikle nasıl buluştuğunun çok güzel bir örneğidir. Benzer biçimde, Anamur, Silifke ve Mut'taki eski konakların avlularında yer alan kuyular ve sarnıçlar, suyun biriktirilmesi ve korunması konusundaki kadim bilgeliği yansıtmaktadır. 

      Anamur ve Gülnar'da Geleneksel Su Pratikleri
Mersin'in farklı ilçelerinde, su yönetimi konusunda geliştirilmiş farklı pratiklerle karşılaşmak mümkündür. Örneğin, Anamur'da muz bahçelerinin sulanmasında kullanılan geleneksel yöntemler, suyun verimli kullanılmasını sağlamaktadır. Damla sulamanın henüz bilinmediği dönemlerde, bahçelerde küçük kanallar açılıp, suyun ağaç diplerine kadar ulaştırıldığı görülürdü. Kimi yörelerimizde yağmur sularının biriktirilmesi için özel havuzlar (sarnıçlar) inşa edildiği görülmüş, suyun her damlası değerlendirilmiştir. 

      Günümüz Su Krizi ve Kadim Bilgeliğin Önemi
Bugün geldiğimiz noktada, Mersin de tüm dünya gibi ciddi bir su kriziyle karşı karşıyadır. İklim değişikliği, nüfus artışı, hızlı kentleşme ve endüstriyel tarımın su tüketimini artırması, su kaynaklarının üzerindeki baskıyı her geçen gün büyütmektedir. Berdan Nehri'nin debisi azalmakta, Göksu Deltası'nın sulak alanları tehdit altına girmekte, yeraltı suları bilinçsizce tüketilmektedir.
Bu tablo karşısında, atalarımızın su yönetimi konusundaki kadim bilgeliği bize yeniden yol göstermektedir. Suyu kutsal kabul eden, israfını yasaklayan, paylaşımını adaletle düzenleyen bu anlayış, günümüzün su sorunlarına çözüm olabilecek ilkeler barındırmaktadır.
      Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin son yıllarda ata tohumları konusunda yürüttüğü çalışmalar , su yönetimi konusunda da benzer bir farkındalığın oluşmasına katkı sağlayabilir. Tıpkı atalık tohumların korunması gibi, geleneksel su yönetimi pratiklerinin de kayıt altına alınması, belgelenmesi ve günümüz koşullarına uyarlanarak yeniden hayata geçirilmesi mümkündür.

      Mersin'in Su Kültürü Geleceğe Ne Söyler?
Mersin'de binlerce yıldır süregelen su kültürü ve geleneksel su yönetimi pratikleri, bize şunları söyler:
Su kutsaldır, israf edilemez.
Su, bizlere verilmiş kutsal bir emanettir. Onu korumak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir.
Su ortak mirastır, paylaşımı adil olmalıdır: Hiç kimsenin tekelinde olmamalı, herkesin hakkı adil biçimde gözetilmelidir.
Su, doğayla uyumlu yönetilmelidir: Suyu beton kanallara hapsetmek, onun doğal akışını bozmak, uzun vadede büyük sorunlara yol açar. Su, doğayla uyum içinde yönetilmelidir.
Her damla değerlidir: Yağmur sularını biriktirmek, atık suları arıtmak, suyu verimli kullanmak, sürdürülebilir bir geleceğin temelidir.

      Sonuç Yerine
Toroslar'dan süzülüp Akdeniz'e kavuşan ırmaklar, binlerce yıldır Mersin topraklarını sulamakta, bu topraklarda yaşayan canlılara hayat vermektedir. Bu kadim döngü, insanın suyla kurduğu ilişkinin de belirleyicisi olmuştur. Suya duyulan saygı, onun korunmasına yönelik geliştirilen pratikler, suyun adil paylaşımını düzenleyen kurallar... Hepsi, bu toprakların su kültürünün ayrılmaz parçalarıdır.
Günümüzde su kriziyle boğuşurken, atalarımızın su yönetimi konusundaki kadim bilgeliğine kulak vermek, belki de içinde bulunduğumuz durumdan çıkışın anahtarını bize sunacaktır. Unutmayalım ki, suya saygı, hayata saygıdır. Suyu korumak, geleceği korumaktır.

Kaynakça
Sandal, K. E., & Gürbüz, M. (2003). Mersin Şehrinin Mekansal Gelişimi ve Çevresindeki Tarım Alanlarının Amaç Dışı Kullanımı. Coğrafi Bilimler Dergisi, 1(1), s. 117-130. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/691780 adresinden alındı
Sayılır, Ş. B. (2000). Türk Kültürü ve Mitolojisinde Su İyesi Üzerine Kısa Bir Değerlendirme. Turan-Sam, , 12(48), s. 67-72. 04 22, 2026 tarihinde https://www.ceeol.com/search/article-detail?id=917570 adresinden alındı

| 05.05.2026 | MERSİN'DEN ÇEVREYE DAİR YAZILAR: Toprak Deniz İnsan -X- Mersin'in zengin tıbbi ve aromatik bitkilerini, geleneksel halk hekimliğinde kullanılan bitkileri ve bu kadim bilginin günümüzde yeniden keşfedilişini ele alacağız. Toroslar'ın eteklerinde yüzyıllardır süregelen bir şifa geleneğinin izinde yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.