Hilmi Dulkadir
Köşe Yazarı
Hilmi Dulkadir
 

KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP-XXVI|İŞTE HAYATIM-I-| Yazar: İrfan Ünver NASRATTINOĞLU| ss. 365| Tanıtım: Hilmi DULKADİR | 31 Ocak 2026

•       Kitabın, Yazarın Dünyası ve Bir Ömre Sığan Kültür Hazinesi:       Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun “İşte Hayatım” adlı eseri, bir otobiyografi olmakla birlikte, aynı zamanda 20. yüzyıl Türkiye’sinin sosyokültürel dokusuna ışık tutan bir belgesel niteliği taşımaktadır.       Afyonkarahisar Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıkan bu kitap (Nasrattınoğlu, 2017), yazarın 80 yıllık yaşam serüvenini; askerlik, gazetecilik, folklorculuk, yazarlık ve akademik çalışmalarını bir araya getirerek, “kendi hayatını kaydetme” geleneğinin ne kadar değerli olduğunu gözler önüne sermektedir.       Bu kitabın benzerleri; ülkemizde ve dünyada, özellikle yerel kültürü koruma ve yaşatma konusunda bireysel çabaların derlenip yayımlanması, kültürel hafızanın geleceğe taşınması açısından hayati önem taşımaktadır. Nasrattınoğlu’nun bu çalışması da tam olarak bu amaca hizmet etmektedir. Hem bir şehrin (Afyonkarahisar) folklorik ve tarihî mirasını belgelemiş, hem de kendi yaşam öyküsü üzerinden Türkiye’nin geçirdiği dönüşümleri yansıtmıştır. Bu tür yayınlar, akademik tarih yazımının ötesinde, “sıradan insanın” olağanüstü katkılarını görünür kılmaktadır.       Kitap, yazarın sülalesi ve ailesinden başlayarak çocukluk yıllarına, askerlik ve gazetecilik deneyimlerinden folklor çalışmalarına, yurt dışı seyahatlerine; aldığı akademik unvanlara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Ayrıca, dost mektupları, söyleşiler, şiirler ve fotoğraflarla zenginleştirilmiş, çok katmanlı bir arşiv sunmaktadır.       Yazarın Kimliği ve Misyonu:       Nasrattınoğlu, kendisini “Afyonkarahisar âşığı” olarak tanımlar. Onun hayat felsefesi, “Önce memleket ve millet sevgisi… Bu, gelişigüzel bir sevgi ifadesi olarak algılanmamalı; giderek artan, “ulusumun yüceliğini her gün biraz daha anlayıp, tutkuya dönüşen bir sevgi” sözleriyle özetlenebilir. Bu tutku, onu dur durak bilmeden çalışmaya, yurt içi-yurt dışı seyahatlere, yazmaya ve derlemeye sevk etmiştir.       Halkbilimci Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nun da vurguladığı gibi, “Nasrattınoğlu demek Afyonkarahisar demektir.” Yazarın ilk beş kitabının tamamı Afyonkarahisar üzerinedir ve bu eserler, yerel kültürün belgelenmesinde temel kaynaklar haline gelmiştir.       Nasrattınoğlu’ndan Altı Çizilen Temalar:       1. Yerel Kültürün Evrensel Değeri: Nasrattınoğlu’nun folklor çalışmaları, yerel olanın evrensel kültür mirasına nasıl dönüştüğünü göstermektedir.       2. Çok Yönlü Bir Entelektüel: Asker, gazeteci, yazar, dernek yöneticisi, akademisyen… Tüm bu kimlikler, onun disiplinler arası bir bakış geliştirmesini sağlamaktadır.       3. Kültürel Aktarıma Adanmış Bir Ömür: Emeklilik sonrası bile çalışmalarını sürdürmesi, “ihtiyar delikanlı” olarak anılması, onun gençlere ilham veren bir rol model olduğunu göstermektedir.       4. Arşivcilik ve Belgeleme Bilinci: Kitap, içeriğinde anılar barındırmakla kalmayıp, mektuplar, fotoğraflar, tezler gibi somut belgelerle bir “kültür arşivi” işlevi görmektedir.       Sonuç: “İşte Hayatım”, sıra dışı bir hayatın ötesine geçip, bir kültür elçisinin nasıl yetiştiğini, nelere katlandığını ve neler başardığını anlatan bir rehberdir.       Nasrattınoğlu’nun hikâyesi, ayrıca bizlere şunu hatırlatmaktadır:       “Kültürel miras, ancak onu kaydeden, seven ve yaşatan insanlar sayesinde ayakta kalabilir.” Dolayısıyla bu kitap, Afyonkarahisarlılar kadar, Türk halk kültürüne ilgi duyan herkes için paha biçilmez bir kaynaktır.       Bize göre Nasrattınoğlu “Bir Kültür Elçisidir ve Onun Seyahat Defteri Mutlaka Okunmalıdır”:       Neden?       Nasrattınoğlu’nun 1977’de Almanya’ya yaptığı ilk yurt dışı seyahati, Afyonkarahisarlı işçilerin kurduğu “Afyon Santaş” şirketindeki anlaşmazlıkları çözme amacı taşırken, aynı zamanda “gurbetçi işçilerin sosyoekonomik ve kültürel durumlarına ilişkin bir saha gözlemi” niteliği kazanır. Stuttgart, Sindelfingen ve Köln’de görüştüğü işçilerin yaşam koşulları, iki kültür arasında sıkışmışlıkları, Türkiye’ye yönelik yatırım umutları ve yerel kalkınmaya katkı arayışları dikkat çeker; ancak bu çabaların liderlik çekişmeleri, iletişim ve güven sorunlarıyla sekteye uğradığı görülür. Yazar, Almanya’nın disiplinli çalışma düzeni, altyapısı ve kent temizliğini takdir etmekle birlikte, Türk işçilerin maruz kaldığı ayrımcılığa, kültürel yabancılaşmaya, Türkçe yayınların sınırlılığına, çocukların asimilasyon riskine ve “öteki” konumuna itilmesine özellikle vurgu yapar. Bu gözlemler, Nasrattınoğlu’nun sonraki yıllarda “diaspora ve kültürel diplomasi çalışmalarına yönelmesinde” belirleyici olur.       Seyahatnameleri ve Oluşan Kültür Köprüleri:       Nasrattınoğlu, 40 yılı aşkın sürede “50’den fazla ülkeye” seyahat yapmış ve gördüklerini duyduklarını kaydetmiştir; bunlar arasında en önemlisi “kültürel ve bilimsel temasların kaydı”dır. Her seyahat, onun için yeni bir kitap, makale veya uluslararası sempozyum demektir. Örneğin:       Azerbaycan (25 kez): Burada aldığı fahri doktora ve profesörlük unvanları, Türkiye-Azerbaycan kültür köprüsündeki rolünü göstermektedir.       Makedonya (61 kez): Özellikle Üsküp ve Ohri’de düzenlenen Balkan folklor sempozyumları, bölgedeki Türk kültürel varlığını canlı tutma çabasının ürünüdür.       Romanya (48 kez): Burada düzenlediği “Türk Kültürünün İzleri” sempozyumları, diasporadaki Türk kimliğini akademik platforma taşımaktadır.       Bu noktada, Nasrattınoğlu’nun “Tehlikeli Yolculuklar” geçirdiğini ve Irak’ta aldığı bir hayat dersini de belirtmek gerekmektedir.       1997’de Irak’tan Ürdün’e geçerken uğradıkları “silahlı saldırı, yazarın en riskli seyahat deneyimidir. Bu olay, onun hayatta kalma hikâyesi olmakla beraber “Ortadoğu’nun istikrarsız coğrafyasında kültür elçiliği yapmanın zorluklarını” da sembolize etmektedir. Nasrattınoğlu, “Allah’ın koruduğu” bu anıyı, “ölümle burun buruna gelmenin insana verdiği hayata bağlılık ve görev bilinci” olarak yorumlamaktadır. •       Kendimize şöyle bir soru yöneltelim: Nasrattınoğlu’nun “Seyahatlerinin ardındaki felsefe acaba yereli evrensele taşımak mıdır?” Nasıl bakmalıyız?       Yakın bir dostu ve bu satırların yazarı olarak benim gözlemim “Afyonkarahisar’dan dünyaya açılan bir pencere” misyonu taşıyor olmalıdır. Zira gittiği her ülkeye:       - Türk halıları, tespihler, Kur’an-ı Kerim’ler götürerek “somut kültür mirasını” tanıtmaktadır. Yerel lezzetlerden şiirlere kadar “somut olmayan kültürel mirası” kayıt altına almaktadır.       - Türk diasporasıyla kurduğu bağlar sayesinde, “anavatanla bağları güçlendirecek projeler” geliştirmektedir.       Sonuç olarak denilebilir ki bu özveri, bir “Ömür Süren Kültür Yolculuğu”dur. Bu bakışla Nasrattınoğlu’nun seyahatnamesi:       Bir “gezgin yazar”ın sıradan notları olmayıp, “Türk kültürünün global düzlemde temsil mücadelesinin de bir belgeselidir”. Onun çalışmaları şu sorulara cevap aramaktadır:       - Yerel bir kültür, küresel dünyada nasıl varlığını sürdürebilir?       - Diaspora, anavatanın kültürel hafızasını nasıl taşır?       - Kültürel diplomasi, uluslararası ilişkilerde ne kadar etkilidir?       Bu sorular, yazarın “80 yıllık yaşam öyküsünün” aynı zamanda “Türkiye’nin kültürel dışa açılımının bir mikro-tarihi” olduğunu göstermektedir. • | 7 Şubat 2026|KAPAĞI AÇILAN KİTAP-XXVI | İŞTE HAYATIM-II-| Nasrattınoğlu’nun Spor- Akademik- Gazetecilikle İlgili 112 adet Yayınlanmış Kitabı | • Kaynakça Nasrattınoğlu, İ. Ü. (2017). İşte Hayatım. (M. Sarılık, Dü.) Afyonkarahisar Belediyesi Yayınları.
Ekleme Tarihi: 31 Ocak 2026 -Cumartesi

KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP-XXVI|İŞTE HAYATIM-I-| Yazar: İrfan Ünver NASRATTINOĞLU| ss. 365| Tanıtım: Hilmi DULKADİR | 31 Ocak 2026



      Kitabın, Yazarın Dünyası ve Bir Ömre Sığan Kültür Hazinesi:
      Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun “İşte Hayatım” adlı eseri, bir otobiyografi olmakla birlikte, aynı zamanda 20. yüzyıl Türkiye’sinin sosyokültürel dokusuna ışık tutan bir belgesel niteliği taşımaktadır.
      Afyonkarahisar Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıkan bu kitap (Nasrattınoğlu, 2017), yazarın 80 yıllık yaşam serüvenini; askerlik, gazetecilik, folklorculuk, yazarlık ve akademik çalışmalarını bir araya getirerek, “kendi hayatını kaydetme” geleneğinin ne kadar değerli olduğunu gözler önüne sermektedir.
      Bu kitabın benzerleri; ülkemizde ve dünyada, özellikle yerel kültürü koruma ve yaşatma konusunda bireysel çabaların derlenip yayımlanması, kültürel hafızanın geleceğe taşınması açısından hayati önem taşımaktadır. Nasrattınoğlu’nun bu çalışması da tam olarak bu amaca hizmet etmektedir. Hem bir şehrin (Afyonkarahisar) folklorik ve tarihî mirasını belgelemiş, hem de kendi yaşam öyküsü üzerinden Türkiye’nin geçirdiği dönüşümleri yansıtmıştır. Bu tür yayınlar, akademik tarih yazımının ötesinde, “sıradan insanın” olağanüstü katkılarını görünür kılmaktadır.
      Kitap, yazarın sülalesi ve ailesinden başlayarak çocukluk yıllarına, askerlik ve gazetecilik deneyimlerinden folklor çalışmalarına, yurt dışı seyahatlerine; aldığı akademik unvanlara kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Ayrıca, dost mektupları, söyleşiler, şiirler ve fotoğraflarla zenginleştirilmiş, çok katmanlı bir arşiv sunmaktadır.
      Yazarın Kimliği ve Misyonu:
      Nasrattınoğlu, kendisini “Afyonkarahisar âşığı” olarak tanımlar. Onun hayat felsefesi, “Önce memleket ve millet sevgisi… Bu, gelişigüzel bir sevgi ifadesi olarak algılanmamalı; giderek artan, “ulusumun yüceliğini her gün biraz daha anlayıp, tutkuya dönüşen bir sevgi” sözleriyle özetlenebilir. Bu tutku, onu dur durak bilmeden çalışmaya, yurt içi-yurt dışı seyahatlere, yazmaya ve derlemeye sevk etmiştir.
      Halkbilimci Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nun da vurguladığı gibi, “Nasrattınoğlu demek Afyonkarahisar demektir.” Yazarın ilk beş kitabının tamamı Afyonkarahisar üzerinedir ve bu eserler, yerel kültürün belgelenmesinde temel kaynaklar haline gelmiştir.
      Nasrattınoğlu’ndan Altı Çizilen Temalar:
      1. Yerel Kültürün Evrensel Değeri: Nasrattınoğlu’nun folklor çalışmaları, yerel olanın evrensel kültür mirasına nasıl dönüştüğünü göstermektedir.
      2. Çok Yönlü Bir Entelektüel: Asker, gazeteci, yazar, dernek yöneticisi, akademisyen… Tüm bu kimlikler, onun disiplinler arası bir bakış geliştirmesini sağlamaktadır.
      3. Kültürel Aktarıma Adanmış Bir Ömür: Emeklilik sonrası bile çalışmalarını sürdürmesi, “ihtiyar delikanlı” olarak anılması, onun gençlere ilham veren bir rol model olduğunu göstermektedir.
      4. Arşivcilik ve Belgeleme Bilinci: Kitap, içeriğinde anılar barındırmakla kalmayıp, mektuplar, fotoğraflar, tezler gibi somut belgelerle bir “kültür arşivi” işlevi görmektedir.
      Sonuç: “İşte Hayatım”, sıra dışı bir hayatın ötesine geçip, bir kültür elçisinin nasıl yetiştiğini, nelere katlandığını ve neler başardığını anlatan bir rehberdir.
      Nasrattınoğlu’nun hikâyesi, ayrıca bizlere şunu hatırlatmaktadır:
      “Kültürel miras, ancak onu kaydeden, seven ve yaşatan insanlar sayesinde ayakta kalabilir.” Dolayısıyla bu kitap, Afyonkarahisarlılar kadar, Türk halk kültürüne ilgi duyan herkes için paha biçilmez bir kaynaktır.
      Bize göre Nasrattınoğlu “Bir Kültür Elçisidir ve Onun Seyahat Defteri Mutlaka Okunmalıdır”:
      Neden?
      Nasrattınoğlu’nun 1977’de Almanya’ya yaptığı ilk yurt dışı seyahati, Afyonkarahisarlı işçilerin kurduğu “Afyon Santaş” şirketindeki anlaşmazlıkları çözme amacı taşırken, aynı zamanda “gurbetçi işçilerin sosyoekonomik ve kültürel durumlarına ilişkin bir saha gözlemi” niteliği kazanır. Stuttgart, Sindelfingen ve Köln’de görüştüğü işçilerin yaşam koşulları, iki kültür arasında sıkışmışlıkları, Türkiye’ye yönelik yatırım umutları ve yerel kalkınmaya katkı arayışları dikkat çeker; ancak bu çabaların liderlik çekişmeleri, iletişim ve güven sorunlarıyla sekteye uğradığı görülür. Yazar, Almanya’nın disiplinli çalışma düzeni, altyapısı ve kent temizliğini takdir etmekle birlikte, Türk işçilerin maruz kaldığı ayrımcılığa, kültürel yabancılaşmaya, Türkçe yayınların sınırlılığına, çocukların asimilasyon riskine ve “öteki” konumuna itilmesine özellikle vurgu yapar. Bu gözlemler, Nasrattınoğlu’nun sonraki yıllarda “diaspora ve kültürel diplomasi çalışmalarına yönelmesinde” belirleyici olur.
      Seyahatnameleri ve Oluşan Kültür Köprüleri:
      Nasrattınoğlu, 40 yılı aşkın sürede “50’den fazla ülkeye” seyahat yapmış ve gördüklerini duyduklarını kaydetmiştir; bunlar arasında en önemlisi “kültürel ve bilimsel temasların kaydı”dır. Her seyahat, onun için yeni bir kitap, makale veya uluslararası sempozyum demektir. Örneğin:
      Azerbaycan (25 kez): Burada aldığı fahri doktora ve profesörlük unvanları, Türkiye-Azerbaycan kültür köprüsündeki rolünü göstermektedir.
      Makedonya (61 kez): Özellikle Üsküp ve Ohri’de düzenlenen Balkan folklor sempozyumları, bölgedeki Türk kültürel varlığını canlı tutma çabasının ürünüdür.
      Romanya (48 kez): Burada düzenlediği “Türk Kültürünün İzleri” sempozyumları, diasporadaki Türk kimliğini akademik platforma taşımaktadır.
      Bu noktada, Nasrattınoğlu’nun “Tehlikeli Yolculuklar” geçirdiğini ve Irak’ta aldığı bir hayat dersini de belirtmek gerekmektedir.
      1997’de Irak’tan Ürdün’e geçerken uğradıkları “silahlı saldırı, yazarın en riskli seyahat deneyimidir. Bu olay, onun hayatta kalma hikâyesi olmakla beraber “Ortadoğu’nun istikrarsız coğrafyasında kültür elçiliği yapmanın zorluklarını” da sembolize etmektedir. Nasrattınoğlu, “Allah’ın koruduğu” bu anıyı, “ölümle burun buruna gelmenin insana verdiği hayata bağlılık ve görev bilinci” olarak yorumlamaktadır.

      Kendimize şöyle bir soru yöneltelim: Nasrattınoğlu’nun “Seyahatlerinin ardındaki felsefe acaba yereli evrensele taşımak mıdır?” Nasıl bakmalıyız?
      Yakın bir dostu ve bu satırların yazarı olarak benim gözlemim “Afyonkarahisar’dan dünyaya açılan bir pencere” misyonu taşıyor olmalıdır. Zira gittiği her ülkeye:
      - Türk halıları, tespihler, Kur’an-ı Kerim’ler götürerek “somut kültür mirasını” tanıtmaktadır. Yerel lezzetlerden şiirlere kadar “somut olmayan kültürel mirası” kayıt altına almaktadır.
      - Türk diasporasıyla kurduğu bağlar sayesinde, “anavatanla bağları güçlendirecek projeler” geliştirmektedir.
      Sonuç olarak denilebilir ki bu özveri, bir “Ömür Süren Kültür Yolculuğu”dur. Bu bakışla Nasrattınoğlu’nun seyahatnamesi:
      Bir “gezgin yazar”ın sıradan notları olmayıp, “Türk kültürünün global düzlemde temsil mücadelesinin de bir belgeselidir”. Onun çalışmaları şu sorulara cevap aramaktadır:
      - Yerel bir kültür, küresel dünyada nasıl varlığını sürdürebilir?
      - Diaspora, anavatanın kültürel hafızasını nasıl taşır?
      - Kültürel diplomasi, uluslararası ilişkilerde ne kadar etkilidir?
      Bu sorular, yazarın “80 yıllık yaşam öyküsünün” aynı zamanda “Türkiye’nin kültürel dışa açılımının bir mikro-tarihi” olduğunu göstermektedir.

| 7 Şubat 2026|KAPAĞI AÇILAN KİTAP-XXVI | İŞTE HAYATIM-II-| Nasrattınoğlu’nun Spor- Akademik- Gazetecilikle İlgili 112 adet Yayınlanmış Kitabı |

Kaynakça
Nasrattınoğlu, İ. Ü. (2017). İşte Hayatım. (M. Sarılık, Dü.) Afyonkarahisar Belediyesi Yayınları.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mersindesonhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.