•
İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun yayın listesi toplam “112 eser”den oluşmakta olup, yazarın yaklaşık “yarım yüzyılı aşmış (1971–2018)” üretim sürecini kapsayan, disiplinler arası ve çok coğrafyalı bir külliyat ortaya koymaktadır.
Eserler “tür, konu, coğrafya ve kronolojik yoğunluk” bakımından belirgin kümeler hâlinde toplanmıştır.
Türlerine göre dağılım incelendiğinde, en geniş grubu “Araştırma–İnceleme” eserleri oluşturmaktadır. Bu başlık altında yer alan 20 eser (%18), halk kültürü, Türk dünyası, Atatürk çalışmaları, edebiyat incelemeleri ve uluslararası kültürel ilişkiler ekseninde yoğunlaşmaktadır.
Bunu “Seyahatnameler” izlemektedir. Yazarın “24 seyahat eseri” (%21), Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Avrupa’dan Arap ülkelerine, ABD ve Çin’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, Türk dünyası merkezli kültürel gözlemleri belgeleyen istikrarlı bir dizi oluşturmaktadır.
Üçüncü büyük grup, “Afyonkarahisar merkezli” çalışmalardır. “20 eser” (%18) doğrudan Afyonkarahisar’ın Halk Kültürü (folklor), dili, edebiyatı, tarihî şahsiyetleri ve sosyal hayatına odaklanmakta; bu durum, yazarın yerel kültürü ulusal hafızaya taşıma çabasını göstermektedir.
“Ozanlar–Şairler” başlığı altındaki 13 eser, (%12), bireysel sanatçı monografileri yoluyla Türk ve Türk dünyası edebiyat geleneğini temsil ederken;
Güldesteler (15 eser, %13) antoloji geleneğinin çağdaş örneklerini sunmaktadır.
Sempozyum Bildirileri (19 eser, %17), yazarın akademik ve kurumsal kültür ortamlarıyla kurduğu sürekliliği gösterirken;
Anı–Biyografi türü 1 eser ile külliyatın kişisel tanıklık boyutu tamamlanmaktadır.
Yıllara göre üretim yoğunluğu dikkate alındığında, eserlerin belirgin biçimde üç ana dönemde kümelendiği görülmektedir:
1970–1979 arası dönem, özellikle Afyonkarahisar folkloru, halk edebiyatı ve ilk antolojilerle öne çıkan “kurucu dönem”dir (yaklaşık 15 eser).
1980–1989 arası, seyahatnamelerin, biyografik çalışmaların ve uluslararası edebiyat ilişkilerinin hız kazandığı “genişleme dönemi”dir (yaklaşık 30 eser).
1990–2009 arası hem Türk dünyası araştırmaları hem de sempozyum bildirileriyle yazarın kurumsal ve akademik görünürlüğünün arttığı “olgunluk dönemi”dir.
2010 sonrası ise özellikle “Nasrattınoğlu Seyahatnameleri dizisi”, Türk dünyası çalışmaları ve uluslararası bildirilerle karakterize edilen “birikimin sistematik yayımı” safhasıdır.
Tematik açıdan bakıldığında eserleri dört ana eksende toplanmaktadır:
a. Yerel kültür ve hafıza (Afyonkarahisar çalışmaları),
b. Türk dünyası ve halk kültürü,
c. Uluslararası kültürel temaslar ve seyahat gözlemleri,
d. Atatürk, Cumhuriyet ve modernleşme konulu incelemeler.
Bu temalar, yazarın yerelden evrensele uzanan bir perspektifle çalıştığını göstermektedir.
Sonuç olarak bu külliyat; niceliksel büyüklüğü kadar “tür çeşitliliği, coğrafi yayılımı ve tematik sürekliliği” ile dikkat çeken; yerel kültürden Türk dünyasına, edebiyattan seyahat yazısına uzanan “çok katmanlı bir entelektüel üretim haritası sunmaktadır.
*
SON SÖZLER
"İşte Hayatım" adlı bu armağan kitabın tanıtımını sonlandırırken, sözü yine ona, İrfan Ünver Nasrattınoğlu'na ve onun hakkında yazılanlara bırakıyorum.
Kitabı oluşturan deneme, hatıra ve değerlendirmelerin her biri, onu bir kültür ve irfan adamı, bir seyyah ve bir dost olarak farklı cephelerinden yansıtmaktadır.
Ancak bu metinlerin arasına serpiştirilmiş o birkaç kadim deyiş, bize bambaşka bir kapı aralıyor:
Onu anlatanların kalbinde, bir "hizmet insanı", "Hak tecelli"nin sırrına ermiş bir bilge ve nihayetinde "kâinata yararlı bir kul" olarak yer edişinin şiirsel kaydıdır bunlar.
Bu deyişlerin hepsi, onun geçmişle gelecek, toprakla bayrak, yerel ile evrensel arasında kurduğu o "köprü"nün ayak sesleridir aslında.
Şeyh Şamil Pirleri giyürdi hil'at / Nuri Kaymakamdan alındı berat. / Davran İrfan Ünver, hazırdır kır at / Bosna önlerine bir seferim var. / Anamur, 27.5.1993, Harid FEDAİ (KKTC.).
Harid Fedai’nin bu dörtlüğü, onu tarihî bir misyonla ilişkilendirmektedir. “Bosna önlerine bir seferim var” dizesi, fiziksel bir yolculuk içermekle birlikte, aynı zamanda Bosna’nın acısına ve İslam coğrafyasının ortak hafızasına duyulan sorumluluk hissidir. “Şeyh Şamil Pirleri” ve “berat” gibi imgeler, geleneksel ilim ve maneviyat silsilesi içinde ona da bir yer teklif etmektedir. Burada Nasrattınoğlu hem bir bilgin hem de bir “sefer ehli” olarak resmedilmektedir.
Afrika, Avrupa, Asya’yı gezdin / Gittin gördün, nice kitaplar yazdın. /
Mustafa Ertaş’ın 2013’teki mısraları ise onu “Evliya Çelebi” benzetmesiyle taçlandırmaktadır. Afrika’dan Asya’ya uzanan gezileri ve yazdığı kitaplar, bir modern zaman seyyahı ve kültür elçisi portresi çizmektedir.
İşte bu nedenle, tanıtımımızı da bu köprünün en saf, en öz ifadesi olan bir deyişle tamamlıyoruz. Söz, artık 1986'dan, Kozanlı Âşık İmamî'den geliyor:
"Ey İmamî burada dur / Hak tecelli ilahi sır / Kâinata yararlı bir / Kulsun İrfan Ünver Abi."
Ve:
Bu tür pek çok deyiş arasından seçilmiş yukarıdaki metinler İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nu “üç temel eksende” tanımlamaktadır:
a. Kültür ve İrfan Adamı: Seyyah, yazar, öğretici.
b. Manevi ve Tarihî Bağlantılar: Geleneksel değerlerle kurduğu canlı ilişki.
c. Dostluk ve Hizmet: İnsanî vasıfları ve topluma fayda odaklı duruşu.
Şiirlerin her biri onu farklı bir cepheden yansıtırken, hepsinin ortak paydası “köprü kurucu” kimliğidir: Geçmişle gelecek, toprakla bayrak, yerel ile evrensel arasında bir köprü.
Esasen bu metinler, bir kişiyi değil, onun temsil ettiği Anadolu bilgeliğinin ve açık yürekliliğinin de kaydıdır.
d. Bu satırların yazıldığı Mersin- Silifke ve Mut’a Mirası:
O, Silifke ve Mut Festivallerinin Kurucu Neferi ve Uluslararası Mimarıdır. Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Türk kültür hayatına yön veren çok yönlü bir şahsiyet olarak, özellikle Mersin'in iki önemli kültür merkezi “Silifke” ve “Mut” ilçeleriyle kurduğu derin bağ ve gerçekleştirdiği somut hizmetlerle de öne çıkmaktadır. Onun bu ilçelerle olan ilişkisi, bir katılımcılık seviyesinde kalmamış, adeta kurumsal bir hafıza ve uluslararası bir köprü işlevi görmüştür.
Nasrattınoğlu'nun bu ilçelerdeki en kalıcı izi, 1974 yılından itibaren düzenlenmeye başlayan “Uluslararası Silifke Müzik ve Folklor Festivali” ve “Mut Kültür Etkinlikleri” ile başlar. Yaşar Öztürk'ün ifadesiyle, festival sahnelerinin arkasında sessiz sedasız duran bu isim, etkinliklerin "uluslararası ayağının gizli kahramanı" olmuştur. Kırk yılı aşkın bir süre boyunca, kendi geniş kültürel temas ağını kullanarak, başta Balkanlar ve Türk Dünyası olmak üzere dünyanın dört bir yanından halkoyunu ekiplerini bu ilçelere getirmiş, böylece yerel festivalleri gerçek anlamda uluslararası bir niteliğe kavuşturmuş olup halen “Silifke'nin Fahri Hemşehrisi ve Yerel Hafızası”dır.
Bu üstün hizmetleri nedeniyle kendisine 1974'ten itibaren "Silifke Fahri Hemşehrisi" unvanı verilmiştir. “Silifke Gazetesi” yazarı Lütfi Uğur'un vurguladığı üzere, festivalin tarihini en iyi bilen, ilk organizatörlerden biri olarak onun hafızası, etkinliğin canlı bir arşivi niteliğindedir. İlk festivalin fikir mimarı Cavit Erden'den başlayarak, pek çok belediye başkanı, kaymakam ve yerel yöneticiyle iş birliği içinde çalışmış, festivalin sürekliliği ve kalitesi için istikrarlı bir omuz olmuştur.
Şöyle ki:
Dışa Açılım: Silifke ve Mut'un yöresel halk oyunları ekiplerini, yurt dışındaki prestijli festivallere götürerek, bu ilçelerin kültürel zenginliğini dünyaya tanıtmıştır.
İçe Davet: Romanya'dan Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cenan Bolar, Kırım'dan Kültür Bakan Yardımcısı İsmet Zaat gibi üst düzey isimlerin yanı sıra, Bedia Akartürk, Avni Anıl gibi sanatçı ve bestekârları bölgeye kazandırarak festivallerin içeriğini zenginleştirmiştir.
Kalıcı İlişkiler: Bu ziyaretler, festival haftasıyla sınırlı kalmamış, ilçelerle yabancı delegasyonlar arasında kalıcı dostluk ve kardeşlik bağlarının temelini atmıştır.
Bir Vefa ve Minnet Borcu: Lütfi Uğur'un, Nasrattınoğlu'nun son yıllarda festivallere katılamamasından duyduğu üzüntüyü dile getiren satırları, onun bu topraklar için ne denli vazgeçilmez olduğunun da bir kanıtıdır. Kırk yıllık emek, alın teri ve özveriyle örülen bu kültür köprüsü, bugün Silifke ve Mut'un sosyo-kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Sonuç olarak, Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Silifke ve Mut ilçelerine, geçici etkinliklerden öte, kurumsal bir kültür mirası bırakmıştır. Onun çabaları, bu ilçeleri Türkiye'nin kültür atlasında uluslararası bir noktaya taşımış, yöre insanının ufkunu genişletmiş ve nesiller boyu hatırlanacak bir “vefa borcunun” altyapısını inşa etmiştir. Bu bakımdan, "Çağımızın Evliya Çelebisi" sıfatı, onun sadece gezdiği için değil, gittiği ve hizmet ettiği her yere kalıcı değerler kattığı için bu topraklar nezdinde de son derece hak edilmiş bir unvandır.
İrfan Ünver Nasrattınoğlu’na sağlıklı uzun bir ömür diliyoruz.
Anasayfa
Yazarlar
Hilmi Dulkadir
Yazı Detayı
Bu yazı 185 kez okundu.
KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP-XXVI | İŞTE HAYATIM-II-| Nasrattınoğlu’nun Spor- Akademik- Gazetecilikle İlgili 112 adet Yayınlanmış Kitabı ve Mersin’le İlişkisi | Tanıtım: Hilmi DULKADİR | 7 Şubat 2026
•
İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nun yayın listesi toplam “112 eser”den oluşmakta olup, yazarın yaklaşık “yarım yüzyılı aşmış (1971–2018)” üretim sürecini kapsayan, disiplinler arası ve çok coğrafyalı bir külliyat ortaya koymaktadır.
Eserler “tür, konu, coğrafya ve kronolojik yoğunluk” bakımından belirgin kümeler hâlinde toplanmıştır.
Türlerine göre dağılım incelendiğinde, en geniş grubu “Araştırma–İnceleme” eserleri oluşturmaktadır. Bu başlık altında yer alan 20 eser (%18), halk kültürü, Türk dünyası, Atatürk çalışmaları, edebiyat incelemeleri ve uluslararası kültürel ilişkiler ekseninde yoğunlaşmaktadır.
Bunu “Seyahatnameler” izlemektedir. Yazarın “24 seyahat eseri” (%21), Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Avrupa’dan Arap ülkelerine, ABD ve Çin’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, Türk dünyası merkezli kültürel gözlemleri belgeleyen istikrarlı bir dizi oluşturmaktadır.
Üçüncü büyük grup, “Afyonkarahisar merkezli” çalışmalardır. “20 eser” (%18) doğrudan Afyonkarahisar’ın Halk Kültürü (folklor), dili, edebiyatı, tarihî şahsiyetleri ve sosyal hayatına odaklanmakta; bu durum, yazarın yerel kültürü ulusal hafızaya taşıma çabasını göstermektedir.
“Ozanlar–Şairler” başlığı altındaki 13 eser, (%12), bireysel sanatçı monografileri yoluyla Türk ve Türk dünyası edebiyat geleneğini temsil ederken;
Güldesteler (15 eser, %13) antoloji geleneğinin çağdaş örneklerini sunmaktadır.
Sempozyum Bildirileri (19 eser, %17), yazarın akademik ve kurumsal kültür ortamlarıyla kurduğu sürekliliği gösterirken;
Anı–Biyografi türü 1 eser ile külliyatın kişisel tanıklık boyutu tamamlanmaktadır.
Yıllara göre üretim yoğunluğu dikkate alındığında, eserlerin belirgin biçimde üç ana dönemde kümelendiği görülmektedir:
1970–1979 arası dönem, özellikle Afyonkarahisar folkloru, halk edebiyatı ve ilk antolojilerle öne çıkan “kurucu dönem”dir (yaklaşık 15 eser).
1980–1989 arası, seyahatnamelerin, biyografik çalışmaların ve uluslararası edebiyat ilişkilerinin hız kazandığı “genişleme dönemi”dir (yaklaşık 30 eser).
1990–2009 arası hem Türk dünyası araştırmaları hem de sempozyum bildirileriyle yazarın kurumsal ve akademik görünürlüğünün arttığı “olgunluk dönemi”dir.
2010 sonrası ise özellikle “Nasrattınoğlu Seyahatnameleri dizisi”, Türk dünyası çalışmaları ve uluslararası bildirilerle karakterize edilen “birikimin sistematik yayımı” safhasıdır.
Tematik açıdan bakıldığında eserleri dört ana eksende toplanmaktadır:
a. Yerel kültür ve hafıza (Afyonkarahisar çalışmaları),
b. Türk dünyası ve halk kültürü,
c. Uluslararası kültürel temaslar ve seyahat gözlemleri,
d. Atatürk, Cumhuriyet ve modernleşme konulu incelemeler.
Bu temalar, yazarın yerelden evrensele uzanan bir perspektifle çalıştığını göstermektedir.
Sonuç olarak bu külliyat; niceliksel büyüklüğü kadar “tür çeşitliliği, coğrafi yayılımı ve tematik sürekliliği” ile dikkat çeken; yerel kültürden Türk dünyasına, edebiyattan seyahat yazısına uzanan “çok katmanlı bir entelektüel üretim haritası sunmaktadır.
*
SON SÖZLER
"İşte Hayatım" adlı bu armağan kitabın tanıtımını sonlandırırken, sözü yine ona, İrfan Ünver Nasrattınoğlu'na ve onun hakkında yazılanlara bırakıyorum.
Kitabı oluşturan deneme, hatıra ve değerlendirmelerin her biri, onu bir kültür ve irfan adamı, bir seyyah ve bir dost olarak farklı cephelerinden yansıtmaktadır.
Ancak bu metinlerin arasına serpiştirilmiş o birkaç kadim deyiş, bize bambaşka bir kapı aralıyor:
Onu anlatanların kalbinde, bir "hizmet insanı", "Hak tecelli"nin sırrına ermiş bir bilge ve nihayetinde "kâinata yararlı bir kul" olarak yer edişinin şiirsel kaydıdır bunlar.
Bu deyişlerin hepsi, onun geçmişle gelecek, toprakla bayrak, yerel ile evrensel arasında kurduğu o "köprü"nün ayak sesleridir aslında.
Şeyh Şamil Pirleri giyürdi hil'at / Nuri Kaymakamdan alındı berat. / Davran İrfan Ünver, hazırdır kır at / Bosna önlerine bir seferim var. / Anamur, 27.5.1993, Harid FEDAİ (KKTC.).
Harid Fedai’nin bu dörtlüğü, onu tarihî bir misyonla ilişkilendirmektedir. “Bosna önlerine bir seferim var” dizesi, fiziksel bir yolculuk içermekle birlikte, aynı zamanda Bosna’nın acısına ve İslam coğrafyasının ortak hafızasına duyulan sorumluluk hissidir. “Şeyh Şamil Pirleri” ve “berat” gibi imgeler, geleneksel ilim ve maneviyat silsilesi içinde ona da bir yer teklif etmektedir. Burada Nasrattınoğlu hem bir bilgin hem de bir “sefer ehli” olarak resmedilmektedir.
Afrika, Avrupa, Asya’yı gezdin / Gittin gördün, nice kitaplar yazdın. /
Mustafa Ertaş’ın 2013’teki mısraları ise onu “Evliya Çelebi” benzetmesiyle taçlandırmaktadır. Afrika’dan Asya’ya uzanan gezileri ve yazdığı kitaplar, bir modern zaman seyyahı ve kültür elçisi portresi çizmektedir.
İşte bu nedenle, tanıtımımızı da bu köprünün en saf, en öz ifadesi olan bir deyişle tamamlıyoruz. Söz, artık 1986'dan, Kozanlı Âşık İmamî'den geliyor:
"Ey İmamî burada dur / Hak tecelli ilahi sır / Kâinata yararlı bir / Kulsun İrfan Ünver Abi."
Ve:
Bu tür pek çok deyiş arasından seçilmiş yukarıdaki metinler İrfan Ünver Nasrattınoğlu’nu “üç temel eksende” tanımlamaktadır:
a. Kültür ve İrfan Adamı: Seyyah, yazar, öğretici.
b. Manevi ve Tarihî Bağlantılar: Geleneksel değerlerle kurduğu canlı ilişki.
c. Dostluk ve Hizmet: İnsanî vasıfları ve topluma fayda odaklı duruşu.
Şiirlerin her biri onu farklı bir cepheden yansıtırken, hepsinin ortak paydası “köprü kurucu” kimliğidir: Geçmişle gelecek, toprakla bayrak, yerel ile evrensel arasında bir köprü.
Esasen bu metinler, bir kişiyi değil, onun temsil ettiği Anadolu bilgeliğinin ve açık yürekliliğinin de kaydıdır.
d. Bu satırların yazıldığı Mersin- Silifke ve Mut’a Mirası:
O, Silifke ve Mut Festivallerinin Kurucu Neferi ve Uluslararası Mimarıdır. Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Türk kültür hayatına yön veren çok yönlü bir şahsiyet olarak, özellikle Mersin'in iki önemli kültür merkezi “Silifke” ve “Mut” ilçeleriyle kurduğu derin bağ ve gerçekleştirdiği somut hizmetlerle de öne çıkmaktadır. Onun bu ilçelerle olan ilişkisi, bir katılımcılık seviyesinde kalmamış, adeta kurumsal bir hafıza ve uluslararası bir köprü işlevi görmüştür.
Nasrattınoğlu'nun bu ilçelerdeki en kalıcı izi, 1974 yılından itibaren düzenlenmeye başlayan “Uluslararası Silifke Müzik ve Folklor Festivali” ve “Mut Kültür Etkinlikleri” ile başlar. Yaşar Öztürk'ün ifadesiyle, festival sahnelerinin arkasında sessiz sedasız duran bu isim, etkinliklerin "uluslararası ayağının gizli kahramanı" olmuştur. Kırk yılı aşkın bir süre boyunca, kendi geniş kültürel temas ağını kullanarak, başta Balkanlar ve Türk Dünyası olmak üzere dünyanın dört bir yanından halkoyunu ekiplerini bu ilçelere getirmiş, böylece yerel festivalleri gerçek anlamda uluslararası bir niteliğe kavuşturmuş olup halen “Silifke'nin Fahri Hemşehrisi ve Yerel Hafızası”dır.
Bu üstün hizmetleri nedeniyle kendisine 1974'ten itibaren "Silifke Fahri Hemşehrisi" unvanı verilmiştir. “Silifke Gazetesi” yazarı Lütfi Uğur'un vurguladığı üzere, festivalin tarihini en iyi bilen, ilk organizatörlerden biri olarak onun hafızası, etkinliğin canlı bir arşivi niteliğindedir. İlk festivalin fikir mimarı Cavit Erden'den başlayarak, pek çok belediye başkanı, kaymakam ve yerel yöneticiyle iş birliği içinde çalışmış, festivalin sürekliliği ve kalitesi için istikrarlı bir omuz olmuştur.
Şöyle ki:
Dışa Açılım: Silifke ve Mut'un yöresel halk oyunları ekiplerini, yurt dışındaki prestijli festivallere götürerek, bu ilçelerin kültürel zenginliğini dünyaya tanıtmıştır.
İçe Davet: Romanya'dan Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Cenan Bolar, Kırım'dan Kültür Bakan Yardımcısı İsmet Zaat gibi üst düzey isimlerin yanı sıra, Bedia Akartürk, Avni Anıl gibi sanatçı ve bestekârları bölgeye kazandırarak festivallerin içeriğini zenginleştirmiştir.
Kalıcı İlişkiler: Bu ziyaretler, festival haftasıyla sınırlı kalmamış, ilçelerle yabancı delegasyonlar arasında kalıcı dostluk ve kardeşlik bağlarının temelini atmıştır.
Bir Vefa ve Minnet Borcu: Lütfi Uğur'un, Nasrattınoğlu'nun son yıllarda festivallere katılamamasından duyduğu üzüntüyü dile getiren satırları, onun bu topraklar için ne denli vazgeçilmez olduğunun da bir kanıtıdır. Kırk yıllık emek, alın teri ve özveriyle örülen bu kültür köprüsü, bugün Silifke ve Mut'un sosyo-kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.
Sonuç olarak, Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Silifke ve Mut ilçelerine, geçici etkinliklerden öte, kurumsal bir kültür mirası bırakmıştır. Onun çabaları, bu ilçeleri Türkiye'nin kültür atlasında uluslararası bir noktaya taşımış, yöre insanının ufkunu genişletmiş ve nesiller boyu hatırlanacak bir “vefa borcunun” altyapısını inşa etmiştir. Bu bakımdan, "Çağımızın Evliya Çelebisi" sıfatı, onun sadece gezdiği için değil, gittiği ve hizmet ettiği her yere kalıcı değerler kattığı için bu topraklar nezdinde de son derece hak edilmiş bir unvandır.
İrfan Ünver Nasrattınoğlu’na sağlıklı uzun bir ömür diliyoruz.
Ekleme
Tarihi: 08 Şubat 2026 -Pazar
KÜLTÜR YAZILARI... KAPAĞI AÇILAN KİTAP-XXVI | İŞTE HAYATIM-II-| Nasrattınoğlu’nun Spor- Akademik- Gazetecilikle İlgili 112 adet Yayınlanmış Kitabı ve Mersin’le İlişkisi | Tanıtım: Hilmi DULKADİR | 7 Şubat 2026
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.